Yazar Mehmet Edip Ören, Türkiye’deki mevcut siyasi ve hukuki durumu sert bir dille eleştirerek adaletin bir baskı aracına dönüştüğünü savunmaktadır. Metin, yargı bağımsızlığının yitirildiğini ve muhalif belediye başkanları ile siyasetçiler üzerinden bir tasfiye sürecinin yürütüldüğünü iddia etmektedir. CHP içerisindeki yeni yapılanmayı “kripto” hareketler olarak nitelendiren yazar, bu değişimin ulus devlet yapısını hedef alan dış destekli bir proje olduğunu öne sürmektedir. Yerel yönetimlerin özerkliği ve ana dilde eğitim gibi konuların Türkiye’nin bölünmesine yol açacağı konusunda toplumu açıkça uyarmaktadır. Son olarak, halkı bu siyasi oyunlara karşı uyanık olmaya ve Ümit Özdağ önderliğindeki milliyetçi safta birleşmeye çağırmaktadır. Yazı, mevcut düzenin ve sahte umut olarak pazarlanan figürlerin aslında statükoya hizmet ettiğini vurgulayan bir manifesto niteliği taşımaktadır.
Yarın konuyu spora ayıracağız. Vakti zamanında bulunduğum ortamlardaki tespitlerimi paylaşacağım. Tabii ki bugün farklı konularla huzurlarınızda olacağım ama unuttuğumuz gülmek adına yakın tarihte şahit ve de içinde olduğum bir olayı paylaşmak istiyorum… Konu, Rusya’dan gelip Türkiye’ye yerleşen ve Türkçe öğrenen Navratilova ile ilgili… Çok şakacı, esprili olduğu söylendiğinde şunu dedim: O zaman adı Mavratilova olsun… Hepinize merhabalar olsun, Türkiye birden büyüktür.
Tebessümle başladınız ama sonrasını garanti edemiyorum. Ülkemizin maruz kaldığı durumlar maalesef iç acıtan şeyler. İlk konumuza yargı ve hukuk ile başlayalım. Dünya için anılan kavramlar Türkiye için çok farklı. Bizim için kargı ve guguk demek daha doğru olur kanaatindeyim. Lütfen düşününüz; bir Adalet Bakanı devamlı yargı bağımsızlığından bahsediyorsa orada mutlaka bir sıkıntı vardır… Bütün hesabın, kitabın, suçlamaların üzerime bina edildiği bir itirafçı, gizli tanık “Helallik istiyorum, söylediklerimi kendi rızamla söylemedim” diyorsa şapkayı hemen öne almak lazım. Bu tür açıklamalar çok olmasına karşılık, iki yıldır tutuklu olan Beşiktaş Belediye Başkanına “Buna iftira atarsan seni salarız” deniyorsa, bu tip laflar sıklaşmışsa hukuk Karacabey’de, guguk işbaşında demektir. Türkiye’de açık ara en başta yargılanması, hesap sorulması gereken hemşehrim İ. Melih dururken; onlarca defa denetlenmelerine, aklanmalarına rağmen muhalif belediye başkanlarının yolsuzluktan tutuklanmalarına en çok pedofili biri katıla katıla gülüp kafa buluyordur… Her fırsatta Rahip Brunson olayını hatırlatarak yargımızın ne kadar “bağımsız” (!!!) olduğunu söyleyip eğleniyor. İnsanların adalete güvenmemeleri kargaşa doğurur. Eğer herkes kendi adaletini aramaya başlarsa memleket topyekûn belirsizliğe sürüklenir. Her tarafı mafyalar sarar. Şimdilerde olduğu gibi sürekli operasyon yapsanız bile yerleri hemen doldurulur… Şu an yargı, küsurat CHP’nin de elinde sopa haline geldi. Başından beri Cumhurcuların gizli destekçileri, şimdilerde olayı aleniyete döktü. Bu yüzden belgeli, ispatlı konular bile hemen yargıya başvurularak bertaraf edilmeye çalışılıyor. En son, çaycılıktan başlayan önlenemez yükselişin sahibi Gürsel Efendi anında yargıya koştu… Ben dramalar çekerken bu kast ajanslarıyla tanışmıştım. Nasıl çalıştıklarını iyi bilirim. Ellerinde kayıtlı, her an hazır, verilen her işi sorgulamadan yapacak elemanlar mevcuttur. Misal; bunlar AK Partili bile olsa CHP ile ilgili görevlendirilmişlerse ellerinde bayrak sıkı CHP’li olabilirler…

Gelelim Yeni Rakı‘ya ve önderi Genç Kripto‘ya. Kart Kripto (KK)‘nun yapamadıklarını, halkın yeni umut rüzgarlarının arkasına sığınarak yapma görevini üstlenmiştir. Genç Kripto, halk daha “Ne oluyoruz?” falan demeden kısa yoldan işi bitirmek istiyor. Peki iş ne? İş, bizim AB’ye girmemizdeki en büyük direncimiz; yani Yerel Yönetimler Özerklik Şartı… Senelerce Avrupa’da terör olmadığı için oralarda uygulanabileceğini ama Türkiye bölgesel terörle uğraştığı için bunun bu safhada uygulanamayacağını öne sürdük. Bu konuda ayrıcalıklı olmamız gerektiğini savunduk… ÖÖ (Özgür)‘ün ABD’nin ve AB’nin bize dayattığı, Ulus Devlet olma özelliğimizi yok edecek bu projeyi hayata geçireceğini söylemesi, kendisini göreve getirenlere verdiği sözlü teminattır. Millete “öğğ” dedirtecek bu olay, parti tüzüğünün baş maddeleri arasındadır. Ey halkım görüyorsunuz değil mi; mevcut ve umut olarak pazarlananların yolu aynı. Hedef ATATÜRK ve kurarak emanet ettiği Ulus Devlet… Gelelim ana dilde eğitime… Dünyanın neresinde var? ABD’de çoğunluğu teşkil eden Almanlara Almanca eğitim var mı? Düşünün bir kere; okullarda bir tane Türkçe, bir tane Kürtçe sınıf olur mu? Her yere, iki talebe olsa bile bir sınıf açıyorsunuz… Bunun bir adım ötesi müfredattır. “Bizim edebiyat, sizin edebiyat; bizim tarih, sizin tarih” faslı ortaya çıkar… Ana dil öğrenmek ayrı, o dilin resmî ve eğitim dili olması ayrı şeylerdir. Ana dille alakalı o kadar kurs açıldı, kaç kişi gitti? ÖÖ’nün yanındaki en büyük destekçisi kim? Hani bir zamanlar “T.C. kimyasal silah kullandı” diyen, kimin kulu olduğu belli olmayan, her şeyi Sezen biri var ya… O! Yani kılavuzu karga… Ey Milletim, burnun pislenmeden uyan! Balık hafızanı hatırlayarak yineleyeyim; seneler önce yazmıştım: Kart Kripto’nun süresi doldu, yerine Genç Kripto getirildi. Ne demiştim? İlk önce İmam halledilecek. Uyarmamıza rağmen o, cumhurbaşkanı adayı yapılarak hemen halledildi. Gene ne demiştik? Bu işin hemen oluşması, Mansur için ihtiyaç duyulan zamanı sağladı ve etrafı kuşatılmaya başladı. Çankaya, Etimesgut derken sıra gelecek ve seçimlerden önce elimine edilecek. Sen de parlak görüntülerle, oynanmış anketlerle “Yeni umut buldum” diye sevineceksin. Aynı filmi tekrar seyretme, oyunu boz! Kriptolardan uzaklaş… Milliyetçi-ATATÜRKÇÜ Blokta yerini al. Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ defalarca tüm Atatürkçüleri birliğe davet ediyor. Kim umursuyor, kim umursamıyor bak; planı anla ve boz… “Ne yapalım, bunu kaybettik; elimizde 3-5 Vatan daha var, onlara sahip çıkalım” konumunda değilsin, aklını başına al… Son olarak sürekli yaşadığınız olayı tekrar hatırlatayım: CHP’ye (Yeni Parti) verilen her oy, er veya geç AKP’ye gider…
Finali TBMM’deki oylamayla yapalım. Küçük Kripto ne diyor? “Sırf AKP-MHP getirdi diye karşı mı çıkalım?” Sırf sen verdin diye reddedilen tasarıları, görüşme isteklerini, araştırma önergelerini hatırla… “AKP-MHP oylarıyla reddedildi” haber klasiğini düşün, ondan sonra laf yumurtla… En azından omurgalı ol; “AKP-MHP önergesi olduğu için reddediyorum” diyebil. Milletvekillerinin çoğunluğu doğru yolu buldu. Arlanman, utanman varsa çekip gidersin. Kart Kripto Kemal Abi‘nin yanında yerin hazır…
Hepinizi Cenab-ı Allah’a emanet ediyorum. Hoşça kalınız.











