1993 yılında ASELSAN bünyesindeki otuz mühendis tarafından geliştirilen Aselsan 1919, Türkiye’yi dünyada cep telefonu üreten dokuzuncu ülke konumuna getirmişti. İngiltere’deki bir fuarda birinci seçilen ve ilk titreşim özelliğine sahip olan bu yerli cihaz, kısa sürede on farklı ülkeye ihraç edilerek büyük bir teknik başarı yakaladı. Ancak 1997 yılında yabancı bir mühendisin işe alınması, patent eksiklikleri, hükümetin ilgisizliği ve dağıtıcı firmaların yabancı markaları kayırması gibi olumsuzluklar yaşandı. Güvenli yapısı sayesinde Türk istihbaratı tarafından da uzun süre kullanılan bu milli telefon, yaşanan sahipsizlik ve ticari çıkarlar yüzünden ne yazık ki üretimden çekilmek zorunda kaldı.
Sevgili okurlarım! ATATÜRK boşuna “Türk, övün, ÇALIŞ, güven” dememiş. Bu asil milletin başaramayacağı, üstesinden gelemeyeceği hiçbir engel ve engelleme yoktur; yeter ki gölge edilmesin.
Dünya cep telefonlarıyla tanışmıştı. Asrın büyük yapımı bu alet, bizde de kısa sürede kabul gördü.
Gel gör ki, Türk insanının eline alacağı yerli bir cep telefonu yoktu.
Ortalık Nokia, Ericsson, Motorola markalı telefonlardan geçilmiyordu.
Yıl 1993 olmuştu. “Neden bizim de yerli bir cep telefonumuz olmasın” diyen değerli 30 kadar mühendisimiz, millî kuruluşumuz ASELSAN bünyesinde ilk yerli ve millî telefonumuz Aselsan 1919‘u ürettiler. Rahmetli Demirel de ilk konuşanlardandı.
Biliyor musunuz, o tarihte Türkiye, dünyada cep telefonu üreten 9 ülkeden biri olmuştu. İlk etapta 500 adet sürüldü piyasaya.
Yurt dışına ihracı bile başlamıştı. Kıbrıs ve Azerbaycan başta olmak üzere 3 ay gibi kısa bir sürede 10 ülkeye 5000’den fazla ASELSAN 1919 ihraç edilmişti.

Sevgili okurlarım, bu telefon o kadar teknik özellikliydi ki İngiltere’deki teknoloji fuarında “ASELSAN 1919” birinci seçilmişti. İlk titreşim özellikli telefon ASELSAN 1919’du.
Bundan da cesaretlenen bizim değerli mühendisler, 1920 ve 1923 modellerini geliştirmek üzere kolları sıvadılar.
Değerli takipçilerim! “ASELSAN 1919” modelini ben de kullanmıştım. Silifke’den Konya’ya gelirken bir yerde otobüs arızalandı. Yolcular olarak aşağıya indik. Durumu haber etmek için olanlar cep telefonlarını çıkardılar. Ne Ericsson ne Motorola ne Nokia markaları çekiyordu. Aselsan 1919 beni sevdiklerimle rahatça konuşturmuştu. Diğerleri de “Seninkinin markası ne?” diye başıma üşüşmüşlerdi.
Yerli ve millî olmanın ağır suçu; teknik ve donanımlı olmakmış. Bizim ASELSAN’ın başı da bu özelliğinden dolayı derde girdi.
Ne yazık ki 1997 yılında NOKIA’dan bir mühendis getirilir. Bu muhteremin gelmesiyle aksilikler başlar.
ASELSAN 1919 henüz patent almamıştır.
Rakip firmalar, uluslararası mahkemelere başvurarak davaları kazandılar.
O günkü hükümetimiz de bu olup bitenlere karşı her ne hikmetse sahip çıkmaz ASELSAN’a.
Hatırlarsanız o yıllarda bir KVK vardı bu telefon sektöründe, Çukurova Holding’in yan kuruluşu. Bu firma, dağıtım pazarını tek başına elinde tutuyordu.
Dağıtım için kendisine teslim edilen ASELSAN 1919’ları dağıtmak yerine NOKIA’yı dağıtır bayilerine; ASELSAN’ı depolarında tutsak ederek…
Asil Türk insanı, kendi öz malı, yerli ve millî ürünü ASELSAN’ı bulamaz olur piyasalarda.
ASELSAN 1919 o kadar güçlü çekim alanına ve teknik özelliğe sahipti ki Türk istihbaratı uzun yıllar bu telefonu kullandı. Çünkü başkalarınca dinlenme olasılığı da imkânsızdı.
Sevgili okurlarım! Biz hep ne diyoruz: “Türk için, Türk’e göre ve Türk tarafından.” İşte böyle yönetilmediğimiz için, uçak yapımımız gibi cep telefonu öykümüz de böylece son buldu.
Sahipsizlik, ilgisizlik, birilerinin ticari kaygı ve çıkarı neticesinde ASELSAN bu alandaki üretimden çekildi.
Çekilmeseydi dünya çapında bir Samsung, Apple olur muydu ASELSAN’ımız?
Yine ülkemiz yerli ve üstün bir teknolojiden mahrum oluyor.
Derleyip toparladığım bu kadar. Yorum siz değerli okurlarımın.
Esen kalınız.










