Mehmet Edip Ören’in kaleme aldığı bu metin, Türkiye’nin mevcut ekonomik krizini ve siyasi atmosferini sert bir dille eleştirmektedir. Yazar, enflasyon verileri arasındaki tutarsızlıklar üzerinden halkın alım gücünün bilinçli olarak düşürüldüğünü ve sermaye sahiplerinin kollandığını savunmaktadır. Siyasi tarafta ise iktidarın devamlılığının muhalefet partisi içindeki belirli figürler aracılığıyla sağlandığı iddia edilerek, seçmenler bu döngünün bir parçası olmamaları konusunda uyarılmaktadır. CHP’nin yönetim kadrosuna yönelik ağır ithamlarda bulunan metin, mevcut muhalefet yapısının aslında mevcut sistemi ayakta tutan bir mekanizma olduğunu öne sürmektedir. Sonuç olarak yazar, gerçek bir değişim için muhalif seçmeni Atatürkçü ve Milliyetçi bir çizgide birleşmeye davet etmektedir.
Zafer Haftası’na giriyoruz ama ülkede hiçbir konuda “zafer” denilecek bir başarı yok. Hepinize merhabalar olsun.
Türkiye birden büyüktür…
Her daim iyi olan, rayında giden ama bir türlü de iyi olamayan ekonomi; şapkadan tavşan değil, fil, dinozor çıkaran TÜİK’e rağmen enflasyonunu bir türlü %30’ların altına indiremiyor. Türkiye, 2×2’nin dört etmediği yegâne ülkelerden biri. Enflasyon konusu da bundan bağımsız değil. Yurtta üç tane veri var… Benim yaşımda olanlar bilir, TRT’nin tek kanal olduğu zamanlar “Üç Yalancı” diye bir program vardı. Göktay Alpman, Olcay Poyraz, Üstün Savcı, zaman zaman da Defne Subaşı yalancıları oynardı. Hepsi bilinmeyen bir şeyin ne olduğunu anlatırdı. Kişi ise kimin doğru söylediğini tahmin ederdi… Değişen bir şey yok… TÜİK bir rakam, İTO bir rakam, ENAG bir rakam açıklıyor. Hepsi de birbirinden farklı. Halk bunlardan birinin doğru olduğunu, diğer ikisinin yalan olduğunu biliyor. Nereden mi… Çarşıdan, pazardan. Bu sistemin en büyük gerçeği; çalışanların ve emeklilerin maaşları TÜİK’e göre hesaplanırken, piyasanın hareketi ENAG’a göre şekilleniyor. Bu yüzden de sürekli olarak alım gücü eksilmesi yaşıyoruz. Yani her sene, TÜİK ile ENAG arasındaki fark kadar para cebimizden çalınıyor… Söylenen laflar ise aynı: “Çalışanımızı ve emeklimizi enflasyona ezdirmiyoruz.” Doğru, ezdirmiyorlar; silindir gibi yerle yeksan edip geçiyorlar! Ağustos’ta açıklanan Temmuz enflasyonunun bir özelliği var: Bu ay, bolluk ayıdır. En düşük, hatta eksi enflasyon olması gereken aydır. Okulların açılacağı Eylül, kışın başlangıcı Kasım ve Aralık aylarını düşünmek bile istemiyorum. Şu an bile, yılbaşında zam alan asgari ücretlinin maaşında 5-6 bin lira kayıp olmuş (TÜİK’e göre); yıl sonunda nereye varacağı bilinmez. İnsanlarımız adeta toplu olarak ölüme sevk edilmekte. Buna karşın sermayeye inanılmaz imkânlar sağlanmakta. İşsizlik Fonu’nun %70’i yine işverenlere yönlendirilmekte, yurda davet edilen kara paraya vergi muafiyetleri sağlanmakta; buna karşılık ücretlinin BES katkısı %30’dan %20’ye düşürülmekte. Biat ehli kesim ise “Şükür” aldatmacasıyla susturulmakta. Kendileri şükürden muaf olan, karınları dolsa bile gözleri doymayan bu zerzevattan kurtulmadıkça hiç kimse geleceğe umutla bakamaz…

İktidardan ve muhtemel geleceğinden, her şeyin düzeleceğinden bahsetmek, beklemek abesle iştigal olur. Görünen köyün rehber istememesi gibi olay karşımızda duruyor. Peki hal böyleyken bu iş bilmez acemiler nasıl yirmi dört sene iktidarda kalırlar… Seçmenin, şapkasını önüne alıp sorması gereken soru bu. Ben defalarca yazdım, tekrara girmek istemiyorum. İktidar partisinin gizli ortağı ana muhalefet, yani CHP idi. AKP’ye iktidar yolunu açan Domates Deniz’den sonra gelen Kart Kripto Kılıç Kemal’daroğlu görevini kusursuz icra etti. Şimdi eline bir oyuncak (CHP) verilerek geri plana atıldı. Artık halk ne mal olduğunu anladığından, verilen görevi devam etmesine imkân kalmamıştı… ABD ve ABD Derin Devleti’nin meşruiyet bahşettiği iktidarın devamı için yeni bir kriptonun devreye girmesi gerekiyordu. İşte Yeni Rakı Partisi’nin kuruluşu bu sebeple oldu… Matbu resmî evraklarda nokta nokta yerler vardır. Siz oraya sadece isminizi yazıp imzanızı atarsınız; meramınız zaten yazılıdır… Kriptolar silsilesinin devamı için nokta nokta olan yerlere Yeni Rakı Partisi ve Özgül Özer yazıldı. Sizler yeni bir oluşum, yeni bir heyecan zannedeceksiniz ama olay tamamen sistemin devamını sağlayacak düzenektir. Balık hafızamızdan ötürü her şeyin aynen devam ettiğini algılıyoruz. Yine anketler, yine kesin iktidar masalları havada uçuşuyor. Hatırlayın; Kart Kripto zamanında seçim akşamına kadar %60 ile gelindiği beyninize kazınmıştı… N’oldu?… Ey milletim, ey muhalif seçmen! Defalarca aynı tezgâha düşme. Farkında olmadan mevcut çarkın dişlisi olma… Özgül’ün seçimden sonra yaptıklarını hatırla, yeter… RT’yi abondoneyken kim ayağa kaldırdı?… Hataylıyı bütün ikazlara rağmen kim başa bela etti, belediye başkanı adayı yaptı, unutma… Bir de “Hatalar tekrar edilmezse tarih de tekerrür etmez”, bunu da unutma… Bunlar tahmin deme, maddi işaretler de var. AKP’ye geçeceği söylenen İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı’nı yine ikazlara rağmen kim aday gösterdi?… Beykoz ve Şile belediye başkanları tutuklanınca en güvenilir (!!!) adamlarını aday gösterdi, onlar da ertesi gün Reis’in elini öptü… İzmir’in Menderes ilçesinde banka güvenlik memuru iken “İBB’yi bile yönetir, İçişleri Bakanı bile yapılabilir” diye oy istenen başkan, sosyal medya paylaşımları yüzünden tutuklandı. Porno sitelerini bile utandıracak yazışmalar üç ay önce çıktı, inkâr edilmedi; şimdi “yapay zekâ” denilerek savuşturulmaya çalışılıyor… Uşak Belediye Başkanı iç çamaşırsız otel odasında sevgilisiyle basıldı… Her şeye rağmen inat edilerek aday yapılan Hatay Belediye Başkanı CHP’yi böldü… Bu işaretleri göz ardı etme. Etme ki sayende bütün millet bir kere daha yanmasın… Klasiğim olan son sözle bitireyim: CHP’ye verilen her oy, er ya da geç AKP’ye gider… Saçını başını yolmadan, dövünmeden Atatürkçü, Milliyetçi bloktaki yerini al… Kart’ını bile henüz defedemedik; kriptonun küçüğüne bel bağlama…
Yarına kadar ara veriyoruz. Hepiniz Yaradan’a emanet olun. Hoşça kalınız…











