1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Mehmet Edip Ören
  4. Perişanın Fevkinde Perişanız…

Perişanın Fevkinde Perişanız…

featured

Mehmet Edip Ören’in yazısı, Türkiye’nin ekonomik ve siyasi buhranını derinlemesine ele alarak halkın yaşadığı geçim sıkıntısı ile tükenmişlik psikolojisini gözler önüne sermektedir. Yazıda, iktidarın muhalefeti tasfiye etmek amacıyla hukuk dışı yöntemler ve siyasi operasyonlar kurguladığı vurgulanırken, özellikle Mansur Yavaş ve diğer muhalif aktörler üzerinde kurulan komplolu baskılara dikkat çekilmektedir. Ayrıca, küresel emperyalizmin ve Netanyahu gibi figürlerin dünyayı sürüklediği kaotik düzen eleştirilmektedir. Yazar, siyasi figürlerin karşılıklı çatışmalarının aslında aynı tablonun parçası olduğunu belirterek muhalefetin yedek aday stratejisiyle hareket etmesi gerektiğinin altını çizmektedir.

 

İyi misiniz?” dendiğinde “Türkiye gibiyim” diyenlerin sayısı çok arttı. Bunun anlamı şu: Perişanın fevkinde perişanız… Meyve, sebzenin döküldüğü, bolluğun bereketin had safhada olduğu bir dönemde, her şeye kışın ödediğimizden çok para verir hale geldik… Kimsenin yüzüne bakmadığı çarliston biber yüz lirayı geçmiş durumda. Bırakın market tezgahlarını, pazara gidenler bile sadece seyrederek, sanki nostalji turuna çıkmış gibi, sadece dolaşarak çıkıp gidiyor… Hepinize merhabalar olsun. Türkiye birden büyüktür…

Bazı hatırlatmalarda bulunarak devam etmek istiyorum… Sizlere “Bu kadarı olmaz, cesaret edemezler” diye bir şey olmayacağını, hatıra bile gelmeyecek şeylerin olabileceğini yazmıştım… Daha neler yazmıştım. Nikaragua modeline, seçimsiz hayata, seçimlere gerek olmadığına halkı inandırmaya yönelik faaliyetler hız kesmeden hatta hız artırarak devam ediyor. Kazanana kadar, istenilen elde edilene kadar devam ederek halkı bezdirmek, gına getirmek; “bari kalsınlar da en azından bu gibi hukuksuzluklarla uğraşmayalım” teslimiyeti neredeyse oluşmuş halde. En son örnek, İstanbul Bahçelievler’de yaşandı. Üç CHP’li meclis üyesi AKP’ye geçti, böylece meclis yani yeni seçim gereği oluşsa, Belediye Başkanı’nı seçecek sayı AKP lehine oluştu. Her türlü altyapı hazırlandı; geriye, mevcut Başkan’ın yere tükürdü diye gözaltına alınması kaldı…

Gelelim Mansur Başkan olayına. Ekrem İmamoğlu’nun iktidar değişmeden siyasal hayata dönmesinin mümkün olamayacağı sağlandıktan sonra, mevcut iktidar açısından en büyük engel Mansur Yavaş kalmıştı… Konser vb. denilerek yapılan birkaç yoklamadan sonra netice alınamayacağı anlaşıldı. Peşine adamlar takıldı. Yere izmarit atsa yıllarca sürecek siyasi yasak hükümlerinin uygulanması için çok uğraşıldı ama olmadı… Burada size bir şeyi hatırlatacağım… S-400’ler meselesi… Rusya Federasyonu yani Putin, bize silahları hemen teslim etti. Bunların bizleri maddi manevi birçok şeyden mahrum edeceğini, silahları kullanmayı bırakın depoda bile kalmasının başımıza bela olacağını biliyordu. Yani el bombasının pimini çekti kucağımıza bıraktı. Konumuz bu değil, onun için kısa geçiyorum… RT de aynı taktiği kullandı. Yavaş’ı kabul ederek birlikte resim verdi; “Şimdi o kendisini savunsun biz seyredelim” moduna geçerek bombayı Mansur Başkan’ın kucağına bıraktı… Piyesin çok provası yapıldığı ortada. Siyasal mühendisler epey çalışmış. Bir ara Dolmabahçe’de, RT – Yaşar Büyükanıt buluşması neticesi de elde edilmek istenmiş… Yani “büyük açıkları var, bunlar birinci ağızdan iletildi, öne çıkmaya devam ederse iyi olmayacağı bildirildi” havası oluşturuldu. Bunu fırsat bilenler, pusuda bekleyenler hemen harekete geçtiler. Yani ufak tefek kriptolara gün doğdu… Bakın, rakip olarak istenen küçük Kripto Özgür’ün seçim kazanabileceği ihtimali oluşsa, inanın o bile harcanabilir. Yahu “adam milletvekili, ne yapabilirler” demeyin. 10-15 gün içinde diploması iptal edilebilir, seçime giremez veya Demirtaş gibi dokunulmazlığı kaldırılıp içeri tıkılabilir; artık “olmaz” diye bir şey yok, RT de tek aday olarak kazanır. Olanlara bakın, ondan sonra “olamaz” deyiverin. Bu yüzden yine önceleri yazdıklarımı hatırlayın… Mutlaka ama mutlaka yedek adaylar şart.

Dünya pedofil bir delinin elinde oyuncak olmuş durumda… Binyamin Netanyahu denilen insan kasabı da ayının burnuna halkayı geçirmiş, istediğini yaptıran kişi konumunda… Siyonizmin kesin hizmetçisi olan ABD ve tescilli yancısı, bıkmadan usanmadan piyasaları manipüle etmeye ve neticesi olarak da dünyanın parasını insanlıktan sağmaya devam ediyor. Peki bu paralar nereye gidecek ve hangi maksatlar için kullanılacak? ABD senato seçimlerinden önce Trump delisinin “her Amerikan vatandaşına 5000 $ vereceğim” demesi altı boş bir olay değil. O öyle yaparken gariban başka mevkidaşları ise otoyol, köprü, orman, nehir, dağ ne varsa elden çıkartıp seçim ekonomisi sağlamaya çalışıyor. “Önümüzdeki seçimleri de inşallah atlatacağız” derken, bela olarak gördüğü seçimi savayım da gör bak neler edeceğim demek istiyor…

Geldik finale: Eski TBMM Başkanı Bülent Arınç‘ın İ. Melih’le söylediklerinden sonra tepki Saray beslemesinden geldi… TRT’deki ilk görevim kameramanlıktı. O günleri hatırladım. TBMM’de naklen yayındayız. Sıralar boş, tek tük parlamenter var… Rahmetli Erbakan Hoca kürsüye gelince herkes kulislerden sel gibi içeri aktı. Hoca CHP aleyhinde konuşunca AP sıraları; AP aleyhine konuşunca CHP sıraları çılgınca alkışlıyordu… Rahmetli durumu görünce rahatsız oldu, şu sözleri sarf etti: “Kimin aleyhinde konuşursam diğeriniz alkışlıyor. Biriniz için söylediklerim diğeriniz için de geçerlidir” deyince korkunç bir alkış daha koptu… Biz de diyoruz ki; hem Arınç hem İ. Melih hem de Saral, daha başka kim olursa olsun, herhangi biri için söylediklerimiz diğerleri için de geçerlidir… Yalnız özel bir rica, Arınç bir dahaki söyleminde ilgili kişi için “Şeyini şey ettiğimin şeyi” derse durumu daha iyi anlarız…

Şeyini şey ettiklerim birbirlerini şey ederken biz veda edelim. Hepiniz Allah’a emanetsiniz. Hoşça kalınız…

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Haberiniz ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!