1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Mehmet Edip Ören
  4. Ellerinle Yaktığın Ateşi Gözyaşlarınla Söndüremezsin!

Ellerinle Yaktığın Ateşi Gözyaşlarınla Söndüremezsin!

featured

Bu köşe yazısı, Türkiye’nin mevcut siyasi ve ekonomik çıkmazlarını sert bir dille eleştirerek toplumu uyanışa davet etmektedir. Yazar, hem iktidarın hem de ana muhalefetin dış güçlerin ve Siyonizmin kontrolünde olduğunu savunarak, seçmen iradesinin parti değiştirmeler yoluyla hiçe sayıldığını vurgulamaktadır. Ülkenin hızla otoriter bir yapıya sürüklendiği uyarısında bulunan kaynak, ekonomik sıkıntıların suni gündemlerle örtbas edildiğini ileri sürmektedir. Mevcut siyasi aktörlerin halkı bir kısır döngüye hapsettiği belirtilerek, kurtuluşun ancak Mustafa Kemal Atatürk’ün ilkeleri etrafında birleşmekle mümkün olacağı ifade edilmektedir. Yazar, Prof. Dr. Ümit Özdağ’ın temsil ettiği Atatürkçü çizgiye destek çağrısı yaparak, geç kalınmadan demokratik kazanımlara sahip çıkılması gerektiğini hatırlatmaktadır. Sonuç olarak metin, halkın kendi eliyle yarattığı pişmanlıkların gelecekte fayda sağlamayacağı konusunda ciddi bir ikaz niteliği taşımaktadır.

 

Aylardan Eylül, günlerden on iki. Biri milletim, biri benim için çok kötü günlerden… Rahmetli babamın ölüm yıl dönümü; milletinin başına bela olan “Bizim Çocuklar”ın da zafer günü… Hepinize merhabalar olsun, “Türkiye birden büyüktür…”

Tutuklu belediye başkanları yerine en güvenilir adamlar arasından seçilen vekilleri bile ertesi gün AKP’ye iltihak eden, Reis’in elini öpen partiyi umut olarak görüyorsanız size söylenecek en ufak bir söz bile kalmamış demektir. Ama hâlâ umut olarak pazarlanan lakin eskileriyle netice olarak en ufak bir farkı olmayanların ülkeyi götürdükleri yeri görenlerdenseniz —yani gaflet içinde değilseniz— bize düşen görev de ikaz yazılarıdır… Siyonizmin etki ve güdümündeki ABD derin devleti, Türkiye’deki hem iktidarın hem de muhalefetin davranışlarını dizayn etmektedir. Körfez Krizi’nde askerleri denizde kalan ABD, sadece iktidarı kontrol etmekle her şeyin hallolmadığını gördüğünden işin içine ana muhalefeti de katma ihtiyacı hissetmiştir. Kart Kripto Kılıç Kemaldaroğlu’nun siyaset sahnesine çıkışı bu ihtiyaçtan doğmuştur. ABD ziyaretinde sakin kafayla yalnız başına hamburgerini yerken yapacakları ezberletilerek ülkeye yollanmıştır… Bugüne gelene kadar sonrasını da zaten biliyorsunuz… Defalarca yazmamıza rağmen aynı fasit dairenin dışına çıkamıyorsunuz. Bu yüzden daha çok da yazacağa benzeriz… Aynı oyun bu sefer Genç Kripto Özgül üzerine kuruluyor. RTE rakip olarak onu seçmiş durumda. En şanslı olabileceği aday o çünkü. Anketlerde “Aday değilim (!)” demesine rağmen hep onun rakamlarını takip ediyoruz. 2023’te gördüğümüz film, başrol oyuncuları değiştirilerek tekrar vizyona sokulmak üzere. Bundan sonra kaybedecek bir şeyin kalmayacak. Bekleyecek bir seçimin olacağını da tahmin etmiyorum. Azerbaycan, Orta Asya Türk Cumhuriyetleri demokrasileri kapımızda… Sandıktan %90’ların üzerinde oy alan liderler ülkesi olmak üzereyiz. 5-10 sene sonra “Bu Özgül de bunlardanmış” demenin hiçbir faydası olmayacak bilesiniz. Lütfen Mustafa Kemal Atatürk’ün binbir çaba, emek ve tonlarca kanla kurduğu bu Cumhuriyeti heba etmeyelim. Prof. Dr. Ümit Özdağ’ın davet ettiği Atatürkçü çizgide bir araya ve de hizaya gelelim. Ancak bu yolla fabrika ayarlarına dönme şansımız olabilir. Yine söylüyorum; sonra yapılan “Ah”ların, “Eyvah”ların hiçbir faydası olmaz… Ormancıların meşhur lafıdır: “Ellerinle yaktığın ateşi gözyaşlarınla söndüremezsin.”

Bu arada iktidarı elinde tutanlar ne yapıyor? Son seçimlerde birinci parti olma şansını kaybetmişlerdi. Şu an itibarıyla sandık dışı tekrar birinci parti oldular… Örnek mi vereyim? Çok sevgili dostum ve kardeşim Bekir Rüştü Altay Bey’in ikamet ettiği Eceabat ilçemiz… AKP 180 civarı oy alırken CHP 2000-3000 sayısına ulaşmış ve de belediye başkanlığını ezici bir çoğunlukla almıştı… Tabii biliyorsunuz; peki sonra ne oldu? Kriptolar diyarının Eceabat Belediye Başkanı AKP’ye geçti ve Reis’in elini öptü. Yani tamamen muhalif Rüştü kardeşim gibi binlerce kişinin oyu AKP’ye pazarlandı. Soruyorum: Bu durumda seçimin en ufak bir değeri ve faydası kalmış mıdır? Ey “Ama abi bunlar Müslümancılar” ve akılsız Türkmenler! Ülkenin tamamı bu duruma gelmeden ve de devşirmeler seni de devşirmeden sen aklını ne zaman başına devşireceksin…

Geçen ay bulunduğum Kastamonu – Ilgaz bölgesinde ne hikmetse uydudan sadece TRT kanalları çıkmaya başladı. Diğer kanallar “off” oldu. Bu sebepten mecburen haberleri TRT Haber’den seyredeyim dedim ama üç gün boyunca Mavi Vatan Tekno ile Kurişlerin kasasından çıkanlardan başka bir şey yoktu… Yani halkın gündemiyle ilgili haberin kırıntısına bile rastlamadım. Peki bu arada neler oldu? Yılbaşında peşin yapılan zammın ardından tren fiyatları tekrar zamlandı, pardon “ayarlandı”… Asgari ücret açlık sınırının 8.864 TL altında kaldı. Biz de Kurişlerin paralarını konuşarak züğürt rolünü üstlendik… Çarşı-pazar en bereketli ve ucuz olması gereken günlerde ateş pahasıydı… Ama Gölcük’te gemilerimizi seyrederken açlığımızı hissetmedik…

Hepiniz Allah’a emanet olun. Hoşça kalınız…

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Haberiniz ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!