Müyesser Yıldız’ın haberine göre, Bora Kaplan suç örgütüyle bağlantılı mal varlığını aklama davasında üç yıl içinde altıncı kez hakim değişikliği yaşanması, yargılama sürecinde ciddi bir istikrarsızlığa yol açmıştır. Ankara 77’nci Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen son duruşmada sanıklar, MASAK raporundaki tutarsızlıklara dikkat çekerek suçlamaların asılsız olduğunu ve şahsi varlıkları üzerindeki tedbirler nedeniyle ticari faaliyetlerinin durma noktasına geldiğini savunmuşlardır. Özellikle eski bir gizli tanık olan Serdar Sertçelik, dosyadaki suçlamaların dayanağı olan öncül suçların ortadan kalktığını ileri sürerek beraat talebinde bulunmuştur. Şirketlerindeki kayyum yönetimi sona ermesine rağmen şahsi mallarına konulan blokajlar devam eden sanıklar, bu durumun adil yargılanma hakkını ihlal ettiğini vurgulamışlardır. Mahkeme heyeti ise eksik bilirkişi raporlarının tamamlanmasını beklemek üzere duruşmayı ileri bir tarihe erteleyerek mevcut tüm tedbirlerin devamına karar vermiştir.
Bora Kaplan suç örgütü hakkında açılan ve 5’i firari 38 sanığın yargılandığı “örgütsel faaliyet kapsamında zincirleme şekilde suçtan kaynaklanan mal varlığını aklama” davasında, üç yılda altıncı hâkim değişikliği gerçekleşti.
Ankara 77. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen ve Bora Kaplan dahil tüm sanıkların tutuksuz yargılandığı davanın bugünkü celsesinin başlangıcında hâkim, MASAK raporuyla ilgili olarak ikinci bilirkişi heyetinden istenen rapor gelmediği için sadece talepler ve beyanların alınacağını bildirdi.
SERTÇELİK: “10 BİN LİRA İÇİN BURADAYIM”
Sanıklardan dördünün salonda hazır bulunduğu, dördünün de SEGBİS’le bağlandığı duruşmada ilk olarak, Bora Kaplan suç örgütü davasının M7 kodlu gizli tanığıyken yurt dışına kaçtıktan sonra kimliğini deşifre eden ve bu yıl başında yurda dönen Serdar Sertçelik beyanda bulundu. Mart ayında katıldığı duruşmada MASAK raporunu inceleyemediği için bu konuda savunma yapamadığını belirten Sertçelik, şunları söyledi:
“MASAK raporunda sadece 10 bin lira havale gözüküyor. Bu da 7-8 sene öncesine ait. Yani 10 bin lira için bu dosyadayım, 10 bin lira için yargılanıyorum. Kara para dosyası için öncül suç olması gerekiyor. 32. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen örgüt davasında iki adet çıkar amaçlı suç iddiası var, o da yağma iddiası. Yapılan yargılamada, bu suçlamalarda adı geçenlerin hepsi hakkında beraat kararı verildi. Ben yurt dışından geldim, mahkeme beni de bu suçtan tahliye etti. M7 zaten benim. Gizli tanık kararı iptal edildiği için M7 de yok. Yani hem öncül suç yok hem M7 yok.”
Sertçelik’in avukatları da M7’nin ifadesinin dosyadan çıkarılmasını isterken, örgüt davasından tutuklu olan Fethi Koyuncu, engelli kardeşi için 8 bin liraya aldıkları aracın engelli raporu dikkate alınmaksızın 1 milyon 600 bin liralık rayiç fiyat üzerinden hesaplanması sonucu suçlandığını bildirdi.

KAYYUM UYGULAMASI BİTTİ AMA…
Sanıklardan Hıncal Alper Tansu ise hakkında daha gözaltı kararı yokken şirketlerine kayyum atandığını, 6 ay sonra tutuklandığını ve 9 ay cezaevinde, 4 ay ev hapsinde kaldığını anlattıktan sonra şöyle konuştu:
“En son haziranda şirketler üzerindeki kayyum kaldırıldı. Kayyum gitti diye sevindik. Ancak şahsi mal varlıklarıma konan tedbirler kaldırılmadığı için şirketim 4 aydır boşta, hiçbir işlem yapamıyorum. Kalabalık olsun diye mi biz bu dosyaya sokulduk bilmiyorum ama bir türlü çıkamıyoruz. Şahsi mallarım üzerindeki tedbirler kaldırılsın, işimize gücümüze bakalım.”
Tansu’nun avukatları da yargılamanın hiçbir aşamasında, şahsi mal varlıklarına konan tedbirlerin devamı yönünde bir karar alınmadığına dikkat çekerken; başlangıçtan bu yana dosyada 4 müstemir, 2 geçici yetkili hâkimin görev yaptığını, bunun da adil yargılanma ilkesinin ihlali olduğunu, böylesine önemli bir davada bu kadar değişiklik yapılmasına izin verilmemesi gerektiğini vurguladı.
Sanıklardan Ozan Can Yıldız, çalışanların maaşlarını ödeyebilmek için şirketine kayyum atanmasını kendisinin istediğini kaydederek şunları söyledi:
“Bugüne kadar hiç kimseye 1 TL’lik gecikmiş borcum olmadığı halde dolandırıcılıktan yargılanıyorum. Halkbank’ın, BDDK’nın hiçbir borcum olmadığına dair yazıları var. Şayet bu yazılar sahteyse, hakkımda sahtecilikten dava açılsın. Şirketteki kayyum kaldırıldı, yönetim bize geçti sandık. Ancak şahsımın hiçbir mal varlığı olmadığı halde şahsıma tedbir konduğu için ben de hiçbir işlem yapamıyor, şirketi yönetemiyorum. Bir elektrik faturası dahi yatıramıyorum. Bu yapılan, ölüyü tutuklamak gibi bir şey. Ya yeniden kayyuma verin ya da bir çözüm bulun.”
Yıldız’ın avukatları da kayyum kararının kaldırılmasından sonra bu tablonun ortaya çıkması konusunda, “Kararda muhtemelen gözden kaçan bir şey var. Şayet gözden kaçan bir şey yoksa amaçlanan nedir? Şu andaki durum kayyumdan beter.” yorumunu yaptı.

“BORA KAPLAN ÇOCUKKEN EDİNDİĞİM MALLAR”
Sanıklardan eski AKP Ankara İl Başkan Yardımcısı ve Çankaya Belediye Meclis Üyesi Barış Kurt, 3 yıldan fazla bir zamandır bu dosyadan yargılanırken, 32. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki davasında örgüt üyeliğinden beraat ettiğini hatırlatıp: “3 yılda 6 hâkim değişti. 450 sayfalık bilirkişi raporunda aleyhimde tek bir şey yok. İkinci bilirkişi raporu bekleniyor. Şirketimdeki yönetim kayyumu kalktı ama şahsi mal varlığım üzerindeki tedbirden dolayı ben de bir şey yapamıyorum. 2003-2007’de mal edinmişim. Bora Kaplan o zaman belki çocuk. İddia edilen suç tarihinden önceki mal varlıkları üzerindeki tedbirler neden kaldırılmıyor? Rahmetli babam da mı örgüt üyesiydi?” dedi.
Sanık Cemil Kumaşçıoğlu’nun avukatı ise kayyum müvekkilinin şirketlerini batırdığı için herhangi bir talepte bulunmayacağını, muhtemelen diğerlerinin şirketlerinin de batacağını bildirip dosyanın baştan sona hukuka aykırı olduğunu iddia etti.
Son olarak Bora Kaplan’ın avukatları, gelen raporlarda tek bir usulsüzlüğün yer almadığını, ancak kayyum atamasıyla maksadın hasıl olduğunu, kayyumun şirketleri koruyamadığını anlatarak; hatalı ve farazi yorumlara dayanan MASAK raporu yüzünden bu dosyada ilk düğmenin yanlış iliklendiğini, o yüzden artık MASAK yerine vergi tekniği raporlarının dikkate alınıp tüm tedbirlerin kaldırılmasını istedi.
Beyanların tamamlanmasının ardından savcı, sanıkların mal varlıkları üzerindeki tedbirlerin ve adli kontrol tedbirlerinin kaldırılması taleplerinin reddi yönünde mütalaa verdi.
Hâkim de bilirkişi raporu gelmediği gerekçesiyle tüm talepleri reddederek duruşmayı 7 Ocak’a erteledi.











