Atsız Burucu, Cumhuriyet’in temel ilkelerinin ve Türk kimliğinin günümüzde ciddi bir tehdit altında olduğunu savunarak yazısına başlamaktadır. Halkın ekonomik sıkıntılar sebebiyle hayatta kalma mücadelesi vermesinin, ülkenin geleceğini savunma refleksini zayıflattığına dikkat çekilmektedir. Yazar, özellikle muhalefet partilerinin kurumsal duruş sergileyememesini ve iktidarın politikalarına karşı sessiz kalmasını sert bir dille eleştirmektedir. Sadece iktidarın değil, aynı zamanda Cumhuriyet’i korumakla yükümlü olanların suskunluğunun da rejimi tehlikeye attığı vurgulanmaktadır. Gerçek Atatürkçülüğün belirli günlerde anma yapmaktan ibaret olmadığını belirten metin, kriz anlarında siper olunması gerektiğinin altını çizmektedir. Son olarak tarihsel sorumluluğa dikkat çekilerek, rejimin yıkılış sürecinde son toprağın kimler tarafından atılacağı sorusu yöneltilmektedir.
Eski TBMM Başkanı Ferruh Bozbeyli’ye atfedilen çarpıcı bir söz vardır:
“Bu ülkede sağcıların da solcuların da sosyalistlerin de hatta komünistlerin bile bir devlet kültürü vardır. Hangisi iktidara gelse bir devlet kültürü ile ülkeyi yönetir. Ancak dincilerde devlet kültürü yoktur; iktidara geldiklerinde devleti yıkarlar.”
Bu söz bugün yeniden düşünülmeye değer.
Çünkü mesele artık yalnızca iktidar meselesi değildir. Cumhuriyet’in niteliği, Türk kimliği ve devletin geleceği meselesidir.
Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran düşüncenin temel damarlarından biri Türk milliyetçiliğidir. Atatürk’ün Türk milleti ve millî devlet anlayışı ortadadır. Bugün ise Cumhuriyet’in temel ilkelerinin aşındırıldığını, Türk kimliğinin açık ya da kripto çevreler tarafından giderek daha ağır bir saldırıyla karşı karşıya bırakıldığını düşünüyorum.
Daha kötüsü, Türk milleti büyük ölçüde sessiz.
Çünkü millet geçim derdine düşürülmüş durumda. Servetin önemli bölümü küçük bir kesimin elinde toplanırken geniş kitleler ay sonunu getirmeye çalışıyor. Aç insan önce ekmeğini, kirasını, çocuğunu düşünür. Devletin yarınını düşünmeye gücü kalmaz.
İşte tam burada CHP’ye ve YENİ Parti’ye büyük sitemim var.
Cumhuriyet’in ve Atatürk’ün mirasını taşıdığınızı söylüyorsunuz.
Peki bu yasaya nasıl “evet” diyorsunuz?
Atatürk bugün yaşasaydı buna “Evet, doğru yapıyorsunuz” mu derdi?

Kaç kişinin “hayır” dediğiyle ilgilenmiyorum. Mesele birkaç milletvekilinin oyu değil. Mesele kurumsal duruştur.
Çünkü Cumhuriyet yalnızca ona saldıranların eliyle yıkılmaz. Onu savunmakla görevli olanların suskunluğu, korkaklığı ve iş birliğiyle de yıkılır.
Tarih saldıranları yazdığı kadar, saldırı karşısında başını başka yana çevirenleri de yazar.
Size düşen iktidarın kurduğu masada sandalye kapmak değildi.
Cumhuriyet’in önüne siper olmaktı.
Verdiğiniz oy yalnızca bugünkü yasaya verilmiş bir oy değildir. Ben onu yarın önümüze getirilebilecek çok daha büyük bir tasfiyenin kapısını aralayan siyasal bir tercih olarak görüyorum.
Cumhuriyetçilik 29 Ekim’de Atatürk fotoğrafı paylaşmak değildir.
Atatürkçülük 10 Kasım’da saygı duruşunda bulunmak da değildir.
Asıl sınav, Cumhuriyet sıkıştırıldığında başlar.
Ve tarih bir gün dönüp yalnızca Cumhuriyet’i kimlerin yıkmaya çalıştığına değil, son toprağı kimin attığına da bakacaktır.
Atsız Burucu (Mehmet Hoca), Camcı Çeşme, İstanbul – 18.09.2026









