1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Müyesser Yıldız
  4. Ünlü Müteahhit 8 Yıl Sonra Hâkim Karşısına Çıktı… Ama Nasıl?!

Ünlü Müteahhit 8 Yıl Sonra Hâkim Karşısına Çıktı… Ama Nasıl?!

featured

İş insanı C.D., büyük kamu ihaleleri alan ünlü müteahhit Murat Çeçen hakkında, alacaklarını ödemediği ve kendisini tehdit ettiği gerekçesiyle suç duyurusunda bulunmuş, dava süreci uzun süre sekteye uğramıştır. Çeçen, yurtdışında olduğunu ve adres sorunlarını öne sürerek uzun süre duruşmalara katılmamış, avukatları ise delil niteliğindeki ses kayıtlarını önce kabul edip ardından çelişkili savunmalar yapmıştır. Hakkında çıkarılan yakalama kararının ardından nöbetçi mahkemede ilk ifadesini veren Çeçen, suçlamaları reddederek şikayetçi hakkında örgütsel bağ iddiasında bulunmuştur. Son duruşmada mahkeme hakimi değişirken, Çeçen’in avukatları davanın düşmesini savunmuş, müşteki avukatı ise ağır ceza mahkemesine sevk talebinde bulunmuştur. Hakim, savcıdan esas hakkındaki mütalaasını istemiş olup, bu durum davanın sanığın katılımı sağlanmadan hızlıca sonuçlanacağı endişesini doğurmuştur.

 

Hakkında “tehdit” suçlamasıyla dava açılan, ama bir türlü ifadesi alınamayan; Yavuz Sultan Selim Köprüsü ve Kuzey Çevre Otoyolu Projesi, Antalya Havalimanı, New York Türkevi, Akkuyu Nükleer Santrali, Ankara-İstanbul Hızlı Tren Projesi 2. Etap 1 ve 2. bölüm gibi büyük kamu ihalelerini alan, iktidara yakınlığıyla bilinen CCN Holding Başkanı ve IC İçtaş İnşaat Yönetim Kurulu Üyesi Murat Çeçen, nihayet hâkim karşısına çıktı. Ne mi söyledi? Daha önce gerek kendisinin gerek avukatlarının kabul ettiği ses kayıtlarını “hatırlamadığını” belirtti. Ve de davayı açan iş adamı için, “Bir örgüte mensubiyeti olabileceğini düşünüyorum.” dedi.

Evvela, takip etmeyenler için davanın konusunu ve 8 yıllık süreçte yaşananları özetleyelim.

Mersin ve Bilkent Şehir Hastaneleri inşaatında taşeron olarak görev yapan iş insanı C.D., Murat Çeçen’in, alacaklarını ödemediği gibi, kendisini Bilkent Şehir Hastanesi şantiyesinde tehdit ettiğini öne sürdü. C.D.’nin iddialarının dayanağı, Çeçen’le yaptığı görüşmenin ses kaydıydı.

C.D., o ses kaydının ardından “hakaret, yağma, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve tehdit” suçlamasıyla Çeçen hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu. Ancak Çeçen savcılık ifadesine bile gitmeyince, hakkında uzun süre dava açılmadı. Nihayetinde de takipsizlik kararı verildi.

Avukatı Abdullah Kaya’nın 2023’teki itirazı üzerine, Ankara 4. Sulh Ceza Hakimliği bu takipsizlik kararını kaldırınca Murat Çeçen hakkında yeniden soruşturma açıldı. Ama savcılık, yine ifadesini alamadı. Soruşturma sonucunda da 7 Mayıs 2025’te, sadece “tehdit” suçundan iddianame düzenlendi ve Çeçen’in 6 aydan 2 yıla kadar hapsi istendi.

 

İKÂMET MESELESİ

Ankara 90. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın ilk duruşması, geçtiğimiz Ocak’taydı. Murat Çeçen, yurtdışında olduğu gerekçesiyle bu duruşmaya katılmazken avukatları, İstanbul’da ikamet ettiğini ve orada talimat yoluyla dinlenmesini istedi. Avukatlar, bu duruşmadan 15 gün sonra da İstanbul’daki bir otelin adresini bildirdi.

Mahkeme ise önce Çeçen’in Ankara’daki ikametgâhının olduğu bilinen ilçenin emniyet müdürlüğüne, Çeçen’in 27 Şubat’taki ikinci duruşmaya zorla getirilmesi için bir müzekkere yazdı. İstanbul’daysa da SEGBİS’le dinlenmesini kararlaştırdı. Ankara’daki söz konusu adrese giden polisler, Çeçen’i bulamadıklarına dair tutanak tuttu. Bu arada, Çeçen’in avukatının polisleri arayıp, “hâkimin raporlu olduğu bilgisini aldık, bu sebeple mahkemeye mazeret sunup duruşmaya katılmayacağız” dediği de tutanağa yansıdı.

27 Şubat’taki duruşma öncesinde avukatları, Çeçen’in yurtdışında olduğuna dair mazeret sunarken, hâkim izne ayrıldığı için duruşma da yapılamadı. Daha doğrusu, C.D.’nin avukatı Abdullah Kaya’nın ısrarı üzerine geçici hâkim, Mahkeme kaleminde oturup dava görülmüş ve savcının mütalaası alınmış gibi 8 maddelik bir tutanak düzenleyerek, duruşmayı 15 Nisan’a erteledi.

15 Nisan’da ne oldu? Hâkim, sanığın ifadesinin SEGBİS’le alınması için İstanbul Anadolu 75. Asliye Ceza Mahkemesi’ne yazı yazıldığını söyledi, ama SEGBİS bağlantısı yapılamadı. Çeçen’in avukatları, bu konuda kendilerine herhangi bir tebligat gelmediğini belirttikten sonra, SEGBİS’ten vazgeçilip talimatla ifade alınmasını istedi.

Davacı C.D.’nin avukatı Abdullah Kaya bu talebe, “Savunmasının alınması için yapılan tüm işlemlerde, yurt dışında olduğunu beyan ederek katılmıyor. Kaçak olduğu belli, gelmiyor. SEGBİS dendi, zorla getirme kararı alındı; ama polis, jandarma getiremiyor. Karşı taraf bizimle karşı karşıya gelmemek için ifadesinin talimatla alınmasını istiyor. SEGBİS’le dinlenmesi talebimiz devam ediyor.” diye tepki gösterdi. Çeçen’in avukatları da, “Eğer talimatla ifade için yazı yazılırsa, müvekkilin işini talimat gününe göre ayarlayıp katılmasını sağlayacağız.” karşılığını verdi.

Neticede o duruşmada; “usulüne uygun tebliğe rağmen duruşmaya katılmadığı” gerekçesiyle, Murat Çeçen hakkında savunmasının alınmasına yönelik yakalama kararı verildi.

SES KAYDI MESELESİ

Davanın en önemli delili olan ses kaydına ilişkin gelişmeleri de madde madde aktaralım.

Ocak’taki duruşmada; Çeçen’in avukatları, bunun hukuka aykırı elde edildiğini ve suç yaratmak amacıyla yaratıldığını savunup, “Ses kayıtları dinlensin. İfadelerin bir kısmı argo olmakla birlikte olağan ifadeler ve şikâyetçi bunları söyletmeye çalışıyor. ‘Öldürme, bitirme’, bunları başlatan hep C.D. O yüzden KYOK verildi ve kesinleşti.” dedi.

Mahkeme de sesin Murat Çeçen’e ait olup olmadığının tespiti için “ivedi” olarak ses örneğinin alınıp bilirkişi incelemesi yaptırılmasını kararlaştırdı.

Ses örneğini almak üzere görevlendirilen Ankara’daki polisler, Çeçen’e ulaşamadıklarını; sekreterinin, il dışında olduğunu ve geldiğinde arayacaklarını söylediğini ama arayan olmadığını, yeniden aradıklarında bu defa avukatının, “İkameti İstanbul’da. İş ve işlemleri Üsküdar İlçe Emniyet Müdürlüğü ile yapıyoruz, bununla ilgili işlemsiz iade yazısı yazdıracağız” dediğini, böyle bir yazının gelmemesi üzerine evrakta belirtilen adrese gidildiğini, ancak kapıyı açan olmadığından ses kaydının temin edilemediğini bildirdi. Bu arada, 27 Şubat’taki duruşma öncesinde avukatları, Çeçen’in ses örneğinin alınması kararından vazgeçilmesini istedi.

Mahkeme, kararında ısrar edip bu defa Üsküdar İlçe Emniyet Müdürlüğü’ne bir müzekkere yazınca; avukatı, Emniyet Müdürlüğüne, Çeçen’in yurt dışında olduğuna ve mahkemeden karardan vazgeçilmesi talebinde bulunduklarına ilişkin bir dilekçe verdi. Bunun üzerine Üsküdar Emniyet Müdürlüğü, “yapılan tahkikatta Murat Çeçen isimli şahsa bahse konu adreste ulaşılamaması, ayrıca avukatının yurtdışında olduğunu ve mahkemeye ses kaydının doğru olduğu yönünde beyanda bulunduklarını bildirdiklerini söylemesi nedeniyle talimatın yerine getirilemediği…” şeklinde bir tutanak düzenledi. Çeçen’in avukatları eş zamanlı olarak Mahkemeye verdikleri dilekçede de, “gerek müvekkilimizin gerekse biz avukatlarının, ses kayıtlarının içeriklerine yönelik herhangi bir itirazımızın bulunmaması ve ses içeriklerini kabul etmemiz karşısında yargılamanın sürüncemede kalmaması amacıyla” diyerek, ses kaydının alınması kararından vazgeçilmesi talebini tekrarladı.

Murat Çeçen hakkında yakalama kararının çıkarıldığı 15 Nisan’daki duruşmada ise avukatları, hukuka aykırı şekilde elde edilen ses kaydına itibar edilmemesini isterken, “Ses kayıtlarının dinlenmesini bu usulsüzlüğü göstermek için kabul etmiştik. Evet ses kayıtları müvekkile aittir, o nedenle ses örneği alınmasıyla ilgili ara karardan rücu edilsin.” diye konuştu. Davacı C.D.’nin avukatı Abdullah Kaya, “Ses kayıtlarının şüpheli olduğunu söylüyorlardı. Şimdi ise kabul ediyorlar. Böylece maddi olay ortaya çıkmıştır. Ancak yine de sanığa sormamız gerekiyor; ‘Ben değil, avukatlarım kabul etti.’ diyebilir.” itirazında bulununca da Çeçen’in avukatları, ses kaydının Çeçen’e ait olduğu yönündeki dilekçeyi kendisinin bilgisi ve talimatıyla verdiklerini vurguladı.

Bunun üzerine Hâkim, “sanık avukatlarının ses kaydını kabul etmesi nedeniyle” Çeçen’in ses örneğinin alınmasından vazgeçti.

 

YAKALAMA KARARINDAN SONRA BU İFADEYİ VERDİ

15 Nisan’daki duruşmada Murat Çeçen hakkında yakalama kararı çıkarıldıktan sonra neler olduğuna gelelim.

Aynı gün davanın görüldüğü ve yakalama emrini çıkaran 90. Asliye Ceza Mahkemesi’ne değil de nöbetçi 27. Asliye Ceza Mahkemesi’ne giden Çeçen, kimlik tespitinde ikamet adresi olarak şirketin Ankara’daki adresini verdi.

İlk kez alınan ifadesinde ise şunları söyledi:

Ben 10 bin çalışanı olan bir kişiyim, alt taşeronlarım bulunmaktadır, 1500’den daha fazla alt taşeronum vardır. Müşteki de onlardan birisidir. İddianameye konu edilen olay çok eski bir olaydır. Böyle bir konuşma yaptığımı hatırlamıyorum. Bir ses kaydı yapıldıysa, bundan haberdar değilim. Suçlamaları kabul etmiyorum. Ben 30 yıldır ticaretin içerisindeyim, ne ticaret yaptığım kimse ne de çalışanlarım bugüne kadar benimle ilgili böyle bir isnatta bulunmamışlardır. Bugüne kadar hiç bir şekilde suçlanmadım. Bu nedenle bu şahsın bir örgüte mensubiyeti olabileceğini düşünüyorum, bu da göz önünde bulundurulsun. Öncelikle beraatımı, şayet ceza verilecek olursa lehime olan hükümlerin uygulanmasını ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesini talep ederim.

Avukatı da ses kaydının içeriğini kabul etmediklerini, hukuki olarak geçerli olmadığını bildirdi ve ifade işlemi tamamlandıktan sonra Çeçen serbest bırakıldı.

Bu gelişmeden iki gün sonra, davacı C.D.’nin avukatı Abdullah Kaya, 90. Asliye Ceza Mahkemesi’ne şöyle bir dilekçe verdi:

Sanığın Ankara’da yakalanması halinde Mahkemenizde hazır edilmesi yönündeki talimatınıza rağmen sanık nöbetçi asliye mahkemesine sevk edilerek, sorgusu alınmıştır. Böylece mahkemenizin müzekkere gereği yerine getirilmemiş ve sanığın çapraz sorguya çekilmesi imkânı kalmamıştır. Ayrıca sanık avukatları tarafından iddiaya konu ses kayıtları defaaten yazılı ve sözlü olarak kabul edilmesine rağmen, bu sefer ses kaydının içeriğini kabul etmedikleri beyan edilmiştir. Yine defalarca sanığın İstanbul’da ikamet ettiği belirtildiği halde Ankara’da ikamet ettiği bildirilmiştir. Tüm bu nedenlerle, ses kayıtlarının kendisine ait olup olmadığının bizzat sorulması ve çapraz sorgusunun yapılabilmesi amacıyla sanık Murat Çeçen’in duruşmada hazır edilmesi için müzekkere yazılmasını talep ederiz.

 

SON DURUŞMADA DA BUNLAR OLDU

Her aşaması birbirinden ilginç olan davanın dördüncü celsesi de önceki gün görüldü.

Neler mi oldu?

Öncelikle mahkeme hakiminin değiştiği görüldü.

Hâkim, yakalama kararının gereğinin yerine getirildiğini belirttikten sonra avukatlara söz verdi.

Murat Çeçen’in avukatları, hiçbir şekilde tehdit eyleminin gerçekleşmediğini, konuşmalarda hiçbir tehdit unsurunun bulunmadığını ve ses kaydının hukuka aykırı olduğunu savundu. Avukatlar, mahkemenin yakalama kararı üzerine Çeçen’in aynı gün ifade verdiğini belirtirken de, “Önemli bir işadamıdır. Antalya’ya giderken yoldan çevirdik. Mesai saatinin bitmesine kısa bir süre kala, nöbetçi mahkemede ifadesini verdi. Çünkü akşam uçağı vardı, sorun çıkabilirdi.” dedi.

Davacı C.D.’nin avukatı Abdullah Kaya ise şunları söyledi:

Sanığın devamlı yurt dışında olduğu söylendi. Yakalama kararı çıkınca, ışınlandı geldi. Size değil, nöbetçi mahkemeye ifade verdi. Çünkü yüzleşecektik. Ses kaydını önce kabul etmediler, sonra ‘Evet’ deyip eşleştirmeden vazgeçtiler. Son olarak, ‘Ona ait değil’ diyorlar. Oyun oynuyorlar. Eğer ‘Ses kaydı ona ait değil’ deniyorsa; Murat Çeçen çağırılsın, ses kaydı alınsın ve eşleştirme yapılsın. Sanığı ilk kez nöbetçi mahkemeye çıkarabildik. Tehdit, hakaret, küfür, hürriyeti tahdit var. Müvekkilimin 14 milyon Euro alacağı varken, 5 milyon dolara razı ediliyor. Bunun adı yağmadır. Buna karar verecek olan da ağır ceza mahkemesidir. Bu nedenle görevsizlik kararı verilip, dosya ağır cezaya gönderilsin.

Yeniden söz alan Çeçen’in avukatları, ses kayıtlarının hukuka aykırı elde edildiğini tekrarlayıp, “Müvekkil hatırlamadı bile. Dinleyince, ‘Olabilir’ dedi” açıklamasını yaptı.

Av. Abdullah Kaya da görevsizlik kararı verilmediği takdirde, çapraz sorgusunun yapılabilmesi için Çeçen’in duruşmadan vareste tutulmamasını istedi.

Bunun üzerine Çeçen’in avukatları, “Biz de vareste talebinde bulunacaktık.” dedi.

Beyanların tamamlanmasının ardından Hakim, Çeçen’in vareste talebini kabul ederken, görevsizlik kararı verilmesini bu aşamada reddettiğini bildirdi.

Daha önemlisi, esas hakkında mütalaasını sunması için dosyanın Savcılığa tevdiine karar verdi.

Buradaki önemli ayrıntı mı?

Her ne kadar duruşma tutanağına, “İddia makamından soruldu; eksik hususların giderilmesine karar verilmesi, kamu adına talep ve mütalaa olunur.” diye yazılsa da, Hâkim, savcıya hiçbir şey sormadan o ara kararları alırken, böyle bir talepte bulunmadığı halde, savcıdan esas hakkında mütalaasını hazırlamasını istemiş oldu.

Böylece de bu ünlü kamu müteahhidi duruşmaya hiç gelmeden davanın biteceği anlaşıldı!..

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Haberiniz ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!