1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Mehmet Edip Ören
  4. Futbolun İflası, Sultanların Zaferi

Futbolun İflası, Sultanların Zaferi

featured

Yazar Mehmet Edip Ören, Türk sporunun mevcut durumunu futbol ve voleybol üzerinden karşılaştırmalı bir perspektifle ele almaktadır. Futbola yapılan devasa yatırımlara rağmen başarısızlık, eğitimsizlik ve yabancı oyuncu bağımlılığı gibi sorunların sporu gerilettiği savunulmaktadır. Buna karşın, kısıtlı imkanlarla büyük zaferler kazanan Kadın Milli Voleybol Takımı, Atatürk ilkelerine bağlılıkları ve örnek kişilikleriyle başarının asıl temsilcileri olarak gösterilmektedir. Metinde ayrıca spor yönetimi ve siyaset dünyasındaki liyakat sorunları sert bir dille eleştirilerek kurumsal çürümeye dikkat çekilmektedir. Sonuç olarak, voleybolcu kadınların milli gurur ve ahlaki üstünlüğü temsil ettiği, futbol dünyasının ise bir iflasın eşiğinde olduğu vurgulanmaktadır.

 

Her ne kadar bu ara ihtiyar bir bunak tarafından ortağı çıkarılsa da bizim için tek kurucu önder ve lider olan Mustafa Kemal Atatürk’ün bir sözüyle yazıma başlamak istiyorum: “Ben sporcunun zeki, çevik aynı zamanda ahlaklısını severim.” Biraz sonra yazacaklarımı değerlendirdikten sonra bu kriterlere kimin uyduğuna, kimin uzaktan yakından alakası olmadığına sizler karar verin… Hepinize merhabalar olsun. Türkiye birden büyüktür…

Adı var kendi yok; tarihte ilk defa olimpiyatlarda sıfır çekmenin gururunu yaşayan ve de bizlere yaşatan (!) Osman Aşkın Bak’amayanımız, kalabalık heyetlerle turistik seyahatler yapmayı —pardon incelemeler yapmayı, duble pardon, takımımıza manevi destek vermeyi— çok sever. Bunun karşılığını da her seferinde alır. Olimpiyatlardan sonra Futbol Dünya Kupası karşılaşmalarında ayağının uğurunu hepimiz yaşadık. Gezmekten ve alışverişten zar zor fırsat bulan kalabalık heyete de buralara gelmenin bile ne kadar önemli olduğunu anlatmakta zorlandılar… Allah’tan bu ayak uğurunu Çin’deki Dünya Kadınlar Voleybol Şampiyonası’ndan esirgedi. Yoksa kızlarımızın işi çok zordu.

Futbol için yapılan yatırımların 1/10’unu voleybol ve basketbol için yapsak Dünya’nın açık ara şampiyonları oluruz. Bir stadyumun maliyeti ortada. Bir spor salonu ise tribünleri dâhil bir apartman maliyetini geçmez. Futbola bu kadar yatırım yapıyoruz da neticeyi bir kenara bırakın, yetiştirebildiklerimiz maliyeti kurtarıyor mu? Geçen sene özellikle kadroları inceledim. GS da FB de birçok defa sahaya on yabancıyla, birkaç defa da on bir yabancıyla çıktı. Hem yatırım heba oluyor hem de bu kanaldan dışarıya astronomik transfer ücretleri ödüyoruz. Bu dingilleri havaalanında çiçekler ve tezahüratlarla karşılayıp hiç de layık olmadıkları değerleri veriyoruz. Onlar da ellerinden geleni yapıp takımı ve seyirciyi hüsrana gark ettikten sonra tatillerini bitirip kamyon yükü parayla ülkelerine dönüyorlar…

Futbolun bize sağladığı elle tutulur bir başarı yok. Münferit olarak GS’ın başarılarını millî tarafa monte edemezsiniz. Bu, bir zamanlar “Macaristan’ı 2-1, Rusya’yı 2-0 yendik” fantezilerinden ileriye gidemeyecek bir durum. Her millî maç öncesi bu skor ve hatırlatmalar gündeme taşınır, körün taşının kuşa değmesi beklenirdi. Bu kadar sınırsız harcama ve destek verdiklerimizi biraz incelemeye ne dersiniz? Birçoğu ile aynı mekânlarda bulunduğum için çok rahatlıkla değerlendirmeler yapabilirim… Bir defa çoğu tahsilsiz ve de cahildir. Çıktığı kız ve arabası gibi konular dışında oturup sohbet edeceğiniz başka bir mevzu bulamazsınız… Haaa, hangi gece kulübüne veya eğlence mekânına gitmeniz konusunda alacağınız bilgileri başka kimselerden elde edemezsiniz… Astronomik transfer ücretleri ve maaşları dışında, maça çıkmadan önce primlerini alamazlarsa sahada gezerler… Daha anlatacağım çok şey var ama mahremiyete girebilir. Şimdilik bu kadar…

Gelelim Sultanlara; onlar filenin değil, gönüllerimizin sultanı. Her defasında haykırdıkları gibi: Mustafa Kemal Atatürk’ün Kızları. Başımızın üstündeki talih kuşları. Allah hepsinden razı olsun… Bu kızlarımın yukarıda anlattıklarımdan bayağı bir farklılıkları var… Evvela hepsi tahsilli, terbiyeli. Hangisiyle oturup sohbet ederseniz en az sizin kadar bilgili olduklarını görürsünüz. Bazen öyle fikirler beyan ederler ki susarsınız ve cehaletinizin ortaya çıkmasından korkarsınız… Hangisinin yüzüne baksanız Saka-İskit Türklerindeki Amazonları, Tomris Hatun’u görürsünüz. Her smaçları, her kütleri düşman bağrına isabet eden ok gibidir. Toplarının değdiği vücut iflah olmaz. Onlar Nene Hatunların, Kara Fatmaların, Şerife Bacıların parkedeki, salondaki vekilleridir. Allah onlardan razı olsun… Bütün bunların yanında, “Tamam da hiç mi kötü bir yanları yok?” diyebilirsiniz. Ben de “Ademoğludur, tabii ki var” derim. Bu kızlar parayla pulla ilgilenmez. Her şampiyonluklarında “Ne dilerseniz dileyin” lafına “Hiçbir şey” demişlerdir. Efsanevi Kaptanları Eda Erdem bu konuda herkese ders olacak bir konuşma yapmıştır. Yazmıyorum, araştırın bulun, mendilinizi de hazır edin…

Geldik finale. Burada bu sistemlerin kimler tarafından yönetildiği konusunda üç beş kelam edip konuyu kapatacağız… Lise diploması şaibeli Hamza Yerlivemillikaya, Gençlik ve Spor Bakılamayanı Osman Aşkın Bak’amayanın yardımcısı… Bu zatı muhterem (!!!) geçtiğimiz günlerde bir güreş şampiyonasına katıldı. Ne tesadüftür ki oğlu da orada idi. Gel gör ki rakibi “Bakan, makam veledi” demedi, sırtını mindere yapıştırıverdi. Bizimki çıldırdı; sahaya girdi, hakem kovaladı vs. Yapmadığı rezalet kalmadı… İşte durum bu. Sporumuz niye bu halde anladınız mı… Ya kızlar da olmasaydı…

Son haftaki yazıma yetişmeyen bir keşfi duyurarak finalin finalini yapmak istiyorum… Geçtiğimiz hafta yeni bir “Ayı” cinsi keşfedildi… Çöl Ayısı Norman Schwarzkopf’u ABD’nin Irak harekâtında tanımıştınız… Sonra ANAP kongreleri öncesi otel-delege operasyonlarından bildiğiniz, şahsi dostluğum da olan, kendi tabiriyle zatını Otel Ayısı diye tanıtan rahmetli Mustafa Taşar’ı da bilirsiniz… En son tespit edilen ise Komisyon Ayısı… Rahmetli Başbuğ’umuzun yiğit kızı Ayyüce Hanım’ın karşısına çıkmış, anında etkisiz hale getirilmiştir… Yazımız her ne kadar siyasi de olsa ilmî gelişmeleri de zaman zaman huzurlarınıza ve bilgilerinize sunacağız…

Tabii ki Yüce Yaradan’a emanetsiniz… Başka bir yer mi var sanki… Hoşça kalınız…

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Haberiniz ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!