Nazım Peker tarafından kaleme alınan bu yazı, İslam dünyasının güncel dönüşümünü ve Suudi Arabistan’daki radikal reform hareketlerini ele almaktadır. Yazar, Prens Salman’ın laiklik ve modernleşme yolundaki adımlarını Atatürk ilke ve inkılaplarıyla ilişkilendirerek Türkiye’deki mevcut dini anlayışı eleştirmektedir. Arap toplumundaki kültürel değişimler ile kadın haklarındaki ilerlemelerin vurgulandığı yazıda, dini istismar eden yapılar yerine akılcı ve bilimsel bir İslam anlayışının gerekliliği savunulmaktadır. Metnin ana odağı, Türklük bilinci ve laiklik kavramlarının bir ülkenin ilerlemesi için ne kadar hayati olduğudur. Son olarak yazar, dini cemaatlerin etkisinden kurtulup Atatürk’ün çizdiği çağdaş yolda ilerlemenin önemini bir kez daha hatırlatmaktadır.
Almanya’da öğretmenlik yaparken, Ramazan ayında bizden bir gün önce oruca başlayıp bir gün önce bayram yapan cahilin cahili Hacı Ahmet’e “Bunu neden ve neye göre yapıyorsunuz?” dediğimde; “Şeriat ülkesi Suudi Arabistan’ın takvimine göre” demişti.
Araştırmamda öğrenmiştim ki Suudlar da ABD deniz güçlerinin verdiği bilgiye göre yürütüyorlarmış işi.
Aklıma hemen şu söz gelmişti: “Besmele Şeytan’a ne ise Türk ve Türklük de bizim Arap sevdalılarına, cemaat ve tarikatlara aynı şey gibi geliyor.” Halis Kur’an ehli Müslümanları tenzih ederim. Bizim kaygımız ve kavgamız ne Kur’an ne de İslam’ladır; Kur’an’ı ve yüce İslam’ı çıkarları için kullananlarladır.
Yıllar geçti.
Ümmetçilik fikri heyecanını kaybetti, kabile devletleri bile üniter devlet olma çabasındalar. Bunu kendileri için çok tehlikeli gören ABD, Batı ve Siyonistler BOP projesi ile bunu önlemeye çalışmaktalar.
Günümüze gelindiğinde pek çok saf Müslüman’ın hayalini süsleyen Suudi Arabistan’da köklü değişiklikler olmakta. Suudi lideri Prens Selman, bakın Arabistan’da nasıl bir değişim yapmak istiyor:
Bunun adına ister devrim deyin ister radikal değişim. Ama dünya gerçekleri görmezden gelinmiyor. Arabistan’da bırakın kadınları, erkeklerin bile başı açık değilken; Peygamber hanımlarına “Ziynet yerlerinizi örtün” ayetini kadınların baş örtmesine bağlayıp o güzelim hoşgörülü, akılcı dini içinden çıkılmaz hale getiren sözde Müslümanlara acıyorum.
Bakın Prens Selman ne diyor, neler yapıyor:
- Arap alfabesinden 10 yıl içinde Latin alfabesine geçişi başlattı,
- Halk rahatsız oluyor diye yüksek sesle ezan okunmasını kıstı,
- Ramazan’da gösterişli iftarları yasakladı,
- Kendisini dinlemeyen tutucu yüzlerce imamı görevden alıp meslekten uzaklaştırdı,
- Kadınlar sokaklarda istediğini istediği gibi giyecek diyerek kıyafeti serbest bıraktı,
Bitmedi, daha dedi ki:

- Güzellik kraliçesi seçip yarışmaya yolladı,
- Kadınlar sinema, tiyatro ve maça kendi başlarına gidebilirler dedi,
- Kadınlar tek başına, eşleri olmadan da araba kullanabilir dedi,
- Kadınlar tek başına, yalnız yurt içi ve yurt dışı seyahatlere çıkabilirler dedi,
Ve esas bombayı patlattı:
“Ben Suudi Arabistan’ın Atatürk’ü olacağım” dedi.
Bizim sözde süslümanların örnek aldığı Arabistan; ATATÜRK’ü anladı, değerini bildi; daha bizimkiler 5816 sayılı yasa ile uğraşmaktalar. Çünkü Batılı emperyalistler, “Atatürk bizim Orta Doğu’daki hayallerimizi ve emellerimizi en az 100 yıl geciktirdi” diye Atatürk’e kızmaktalar. Türkiye’den bu dışa bağımlı tarikat ve cemaatler eliyle ülkenin kurucu lideri Atatürk’ü unutturmaya, çizdiği çizgiyi silmeye; “Ümmetçilik” maskesiyle Türksüz, idealsiz, ülküsüz, çabucak kandırılan bir Türkiye istemekteler.
Kim ki Atatürk’e, onun ideolojisine ve ülküsüne karşı çıkıyor, bilin ki haindir; Türk ve Türklük kimliğine karşıdır.
Yolun açık olsun, düşünen ve dünyayı iyi okuyan Prens Selman.
Laiklik ülkelerin çimentosu, demokrasi ve hukuk ise ilerlemesi ve çağdaşlaşmasıdır.
İlkokulda öğrendiğim değerli bir söz: “Suyu dua değil, bilim bulur.” Tanrı’nın kullanın diye verdiği aklı kullananlara selam olsun. Din, Kur’an dinidir; “İmam böyle dedi, müftü böyle söyledi, şıhım/şeyhim böyle buyurdu” dini değildir.
İslam iyi ahlaktır; Hz. Peygamber onu tamamlamaya gönderilmiştir. İslam nefret dini değil; müjde, kolaylık ve hoşgörü dinidir.
Siz bu gelişmelere ne diyorsunuz değerli okurlarım ve takipçilerim?
Ne mutlu Türk’üm diyene!
Esen kalınız.









