1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Nazım Peker - Eğitimci/Yazar
  4. Bahçeli Neden Seçim Kanunu Değişmeli Dedi?

Bahçeli Neden Seçim Kanunu Değişmeli Dedi?

featured

Bu yazı, yazar Nazım Peker’in seçim kanununda yapılması planlanan değişiklikler ve güncel siyasi atmosfer üzerine emeklilerle gerçekleştirdiği bir sohbeti temel alan eleştirel bir değerlendirmedir. Yazar, Devlet Bahçeli’nin bu talebi dile getirmesinin arkasında iktidarın azalan halk desteğini tahkim etme ve seçilme şansını artırma gayesi olup olmadığını sorgulamaktadır. Görüşlerine başvurulan vatandaşlar, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin işlevini yitirdiğini ve toplumsal beklentileri karşılayamadığını ileri sürerek mevcut durumu sert bir biçimde eleştirmektedir. Kaynakta ayrıca, olası bir anayasa değişikliğinin Kürt meselesi ve özerklik gibi hassas konuları kapsayabileceğine dair ciddi endişeler ve komplo teorileri dile getirilmektedir. Son olarak yazar, dış güçlerin Türkiye üzerindeki emellerine ve ülkenin içine sürüklenebileceği riskli senaryolara karşı stratejik bir farkındalık çağrısında bulunmaktadır.

 

Bizde çok güzel ve okkalı bir söz vardır: “Bayram değil, seyran değil eniştem beni neden öptü?”

Seçim var mı, yok.

Seçim tarihi belli mi? Değil.

Bahçeli bu isteğini neden dillendirdi?

Yoksa o güzel sözdeki gibi mi; “Köyün ağası kendi söyleyemediği sözleri köyün divanesine söyletirmiş.” Ya.

Son yıllarda Sn. Bahçeli, ülkücü tavır ve ilkeye aykırı isteklerde bulunmasıyla ön planda.

Sn. Erdoğan akıllı siyasetçidir.

Toplumun nabzını tutmayı, anketlere değer vermeyi iyi bilir. CHP’yi böldü, İYİ Parti’den üç parti çıkardı.

Bütün bunlara karşın, yine de istediği seçilecek oyu alamıyor.

Seçimi kaybettiğinde de olacakları iyi biliyor.

Onun için seçim sistemiyle oynayıp, seçilme şansını yükseltmek mi istiyor?

Bugün (Ereğli) Yunus Emre Parkı’nda konuştuğum 10 kadar emeklinin ortak görüşü şöyle:

Halk desteği azaldıkça, seçimi kazanmak için yeni projeler ve seçim sistemleri mi aranıyor?

Sn. Erdoğan AKP’nin başında olduğu sürece demokratikleşme olacağını beklemek saflık olur.

Açık oy verme, kapalı tasnif olamayacağına göre, Bilge (!) liderin, “Seçim sistemi ve Siyasi Partiler Yasası değişmeli” demesindeki amaç ve murat ne ola ki?

Dar bölge çoğunluk seçim sistemi düşünülüyor mu?

AKP’nin tavanı da tabanı da bize özgü ucube Partili Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi‘nin yürümediği, çalışmadığı, heyecan üretmediği, halkın beklentilerine yanıt vermediği; özetle sistemin beklenenden de erken İFLAS ettiği kanaatindeler.

Bir yol bulunmalı hem de acilen:

Emekliler bunu da düşünmüşler:

Yeni bir Anayasa yapılmalı; halkın endişesini giderecek, gazını alacak bir Anayasa. Apo’nun temsil ettiği Kürtlere eşit yurttaşlık, “Terörsüz Türkiye” kılıflı kurucu ortaklık halkın tepkisini çeker.

Fransız tipi başkanlık mı olmalı?

İspanya’daki gibi güvenlik konusunda tam yetkili özerk bölgeler mi olmalı?

Kendini Kürt sayan çoğunluğun oyu böylece alınabilsin.

Emekliler diyor ki: “Beyefendi siz farkında değil misiniz? AKP içinde bile artık açıkça dillendirilen, ‘Reis yaşlandı, sağlığı da iyi değil’ deniyor.”

İnanın ben de ilk kez böyle bir tespit duydum. Bizim insanımız samimi olunca nasıl da samimi konuşup fikir beyan ediyor.

Hayret!

Devam ediyorlar:

Mekke Anlaşması kime karşı yapıldı ki? Sözde İsrail ama özde İran’a karşı değil mi?

Bunu fırsat bilen Suudi Araplar, sözde kaynak aktarımı adıyla her şeyimizi satın almayacaklar mı?

İran, ABD ve İsrail’e milli devlet nasıl olur dersi vermedi mi? Bunun acısı bir yerlerden çıkmayacak mı?

Korkarız ki, “Çerçeve Yasaya” giren dağlardan inen PKK terör örgütü ileri gelenleri, o özerk bölgenin yöneticileri olamazlar mı? (AKP ve MHP’nin bunu iyi değerlendirmesi gerekir.)

Emekli hukukçu olduğunu sandığım birisi: “Bunları kâbus senaryosu sanabilir ya da sayabilirsiniz. Paranoya değil, perşembenin gelişi çarşambadan belli değil mi?”

Her Türk’ün, her siyasetçinin derin düşünüp öyle karar vermesi gereken bir zamandayız. Dış güçler de birilerinin iktidarı bitmeden çok şeyler koparma gayretindeler.

İnanın ben böyle derin düşünce ve ülke kaygısını taşıyan bu emeklileri saygıyla dinledim ve saygıyla selamlıyorum. Boşuna dememişler bu asil millet için: “Çarıklı erkân-ı harp” diye.

Fakat inanın KORKTUM.

Esen kalınız.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Haberiniz ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!