Sunulan metin, Kürt kimliğinin tarihi bir temeli olmadığını ve bu kimliğin Batılı güçler tarafından Osmanlı’yı parçalamak amacıyla üretilen yapay bir kurgu olduğunu iddia etmektedir. Yazar, Kürtlerin ortak bir dil, alfabe veya arkeolojik mirasa sahip olmadığını savunarak, bu topluluğun aslında dış güçlerin sömürgeci emellerine hizmet eden bir araç olduğunu öne sürmektedir. Metne göre, güncel siyasi gelişmeler ve “açılım” süreçleri, Türkiye’nin üniter yapısını bozarak Türklük bilincini yok etmeyi hedefleyen geniş kapsamlı bir planın parçasıdır. Bu bağlamda, tarikatlar ve bazı siyasi figürler, Orta Doğu’daki enerji kaynaklarını kontrol etmek isteyen emperyalist devletlerin yerel işbirlikçileri olarak nitelendirilmektedir. Sonuç olarak yazar, Türk milletini bu sözde kimlik inşası ve parçalanma tehlikesine karşı milli benliğini korumaya ve uyanık olmaya çağırmaktadır.
“Yavan tükürük sakala bulaşır” diye bizim okkalı bir sözümüz vardır.
Sen, seni bilmez isen; birileri seni anlatır.
Biz diyoruz ki ne geçmişte ne tarihte Kürt diye bir ırk yoktur. Eğer olsaydı müzelerde kalıntı ok uçları, miğfer başlıkları tarihi paraları Anadolu’da onca beylik kurulmuşken bir beylikleri de onların olurdu. Bu ara Bekdik kilimlerini, Kürt kilimi diye pazarlamaktalar.
Kürt kimliği Çar Petro’nun 1800’lü yıllarda Osmanlıyı yıkıp, sıcak denizlere inme hayaliyle; Rus-İngiliz ortak yapımı sentetik bir ırktır. Anadolu’daki Kürt isyanları 1800’den sonra olmuştur.
Bugüne kadar devlet olmamalarının nedeni ortak bir dilleri ve Alfabelerinin olmamasıdır.
Milletlerin ortak kültürü olur, destanları, masalları, kahramanları, bayrakları olur.
Tunceli Ovacık’ta tanıştığım ve kendini Kürt diye tanımlayan hanım kızımızın: ”Kürtçe saylar olmaz mı” diyerek bana “Yek, dü, se, car “diye saymaya başlamasıyla,
Bir dakika: “Ben onları tavla oynarken sayıyorum ve bunlar Farsça.” Deyince afallayıp kalmasını asla unutamam.
İngiliz ve siyonistler, Atatürk’e beddua ederler. Gerekçesi de:
“Orta Doğu’daki hayallerimizi ve amaçlarımızı en az yüz yıl geciktirdi” diye.
Bizim tarih bilmez, iki kitap okumaz, cemaat- tarikat kültürlü yurttaşlarımızda bunların gemisine binerek Atatürk ve Türklüğe cephe alırlar. Mossad ve İngilizler açık açık söylüyorlar; “72 Tarikat ve cemaati biz kurduk” demekteler
Tarikatlarda Türk ve Atatürk düşmanlığı öğretilir: “Kör kemal, beton Mustafa, hocaları asan adam “gibi hakaretler edilir.
İngiliz ve Batılıların bu Orta Doğu aşkı yeniden depreşti. Sömürge kültürüne alışık oldukları için; ulus devletleri parçalayıp kukla devletçikler oluşturarak yer altı ve yer üstü zenginliklerini sömürmek: Bunun yeni adına BOP diyorlar.
Libya petrollerini kim kaptı? Irak Petrollerini kim sömürüyor? Şara’nın boynuna kravatı kim taktı? Trump neden İran halkını isyana çağırıyor?
Ne üzücü ki ABD, BOP projesinden vaz geçmemiştir. Bir Batılı düşünürün dediği gibi: “Kan kokusu almış bir Köpek balığından daha tehlikeli olan; petrol kokusu almış Sam Amca’dır.” Sözündeki gerçekler doğrultusunda; Suriye, Irak, İran ve Türkiye’den kopartılacak topraklarda sözde kukla bir Kürt devleti oluşturup: bölgenin zenginliklerine çökmek.
Terörsüz Türkiye’yi istememek aptallıktır, geri zekalılıktır. Ama bu söylemin içine bakmak gerekiyor.
Nitekim, baklayı ağızlarından çıkarmaya başladılar. Çerçeve Yasayı çıkardılar;ne AKP ne MHP bu yasayı coşkulu şekilde kutlamıyorlar. DEM ve sözde Kürtler sokaklarda zılgıt çekip kutlamaktalar.
Neden acaba?
Gelelim zurnanın zırt dediği yere: Öcalan’ın avukatlarından Ahmet Zeki Okçuoğlu, Birinci Açılım Süreci’nde 2011 yılında yazdığı yazıyı İkinci Açılım Süreci’nin yaşandığı bu günlerde tekrar gündeme getirerek demiş ki; “Türk diye bir şey yoktur. Türklerin tarihi yoktur. Türkmenler aslında Kürt’tür. Türk, Batı uydurmasıdır.” Nokta.
Bu doğrultuda AKP’nin teorisyenlerinden: Prof. Dr. Yasin AKTAY da: “Türk diye bir millet yoktur” demişti.
Ey asil milletim sen kimsin nesin? Var mısın, yok musun, bir sentez misin?
Amaç belli oldu: Türksüz bir Türkiye isteniyor.
Düşün, düşün ve düşün. Nereye gidiyorsun?
Esen kalınız.










