Bu metin, Türkiye’deki muhalefet partilerinin mevcut toplumsal ve ekonomik sorunlara karşı somut çözüm önerileri sunmakta yetersiz kaldığını vurgulayan eleştirel bir değerlendirmedir. Yazar, artan dış borç, tarımdaki gerileme ve yolsuzluk gibi devasa problemler karşısında siyasetçilerin sadece eleştiri yapmak yerine, iktidara geldiklerinde ne yapacaklarını netleştirmeleri gerektiğini savunmaktadır. Özellikle tarımın canlandırılması, yargı bağımsızlığının tesisi ve kamulaştırma gibi stratejik adımların önemine dikkat çekilmektedir. Mevcut siyasi atmosferde halkın bir kurtarıcı arayışında olduğu belirtilirken, çözüm odaklı bir vizyonun eksikliği temel bir sorun olarak sunulmaktadır. Sonuç olarak yazı, siyasileri ideolojik tartışmaları bırakıp refahı artıracak gerçekçi ve cesur vaatlerde bulunmaya davet etmektedir.
CHP’yi mutlak Butlan kararıyla, kendi karın ağrısıyla baş başa bıraktılar. CHP, kendini kurtarma derdinde, ülkenin gerçek sorunlarıyla yeteri kadar ilgilenemez halde.
Diğer muhalefet partileri, sürekli hükümeti ve Sn. Erdoğan’ı eleştiriyorlar. Çok haklı ve yerinde bir taktik. Şu ana kadar sekiz belde gezdim. Asil Türk halkı öyle bunalmış ki, acil kurtarıcı arıyor.
Bandırma, Mersin ve Taşucu limanlarına sürekli Angus geliyor, etraf kokudan geçilmiyor. Ne hayvancılık ayağa kalkıyor ne et ucuzluyor.
Örneğin Türkiye’nin 2002 yılı sonundaki toplam brüt dış borç stoku yaklaşık 129,6 milyar ABD Doları civarındaydı. Bu rakam dönemin Gayri Safi Yurtiçi Hasılası’nın (GSYH) yaklaşık %55’ine tekabül ediyordu. Bugün bu borç: 550 milyar Dolar’a çıkmış vaziyette. İktidarları süresinde vatandaştan 3 trilyon Dolar (Yazı ile: Üç TRİLYON Dolar) vergi toplandı, cumhuriyetin seksen yıllık kazanımları65 MİLYAR Dolar’a özelleştirme adı altında elden çıkarıldı:
1-Ülke refaha mı kavuştu?
2-Bu paralar nereye gitti, ülkede bolluk mu oldu?
Diye haklı olarak soruluyor da.
Siz iktidara geldiğinizde bu sorunları nasıl çözeceksiniz diye neden sorulmuyor.
1-Hayvancılığı, tarımı nasıl geliştireceksiniz?
2-Sağlık sistemini nasıl düzelteceksiniz?
3-Atanmayan öğretmenleri, öğretmen ücret ve sosyal haklarını nasıl çözeceksiniz?
4-Yolsuzlukları, ballı ihaleleri, beşli çete dediğiniz vurgunu nasıl bitireceksiniz?
5-Yozlaşan ve tarikatlaşan din ve din eğitimine nasıl bir önlem alacaksınız?
6-Siyasallaştığı söylenen yargı ve adalet sistemine, iyileştirmeyi nasıl yapacaksınız?
7- Bize özgü ucube Partili Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemini ne yapacaksınız?
İşte benim sorum da bunlara. Sahi siz iktidar olduğunuzda bu devasa sorunlara nasıl bir yöntem uygulayarak çözüme ve refaha ulaştıracaksınız?
Var mı bir yönteminiz?
Yok.
Meydanlara çıktığınızda deyin ki; Yap-İşlet-Devret modeliyle uzun yıllara dağıtılan yol, köprü, tünel, havalimanı, tüp geçit, şehir hastaneleri gibi ne varsa kamulaştıracağız, ücretlerini uygun seviyelere çekeceğiz, özelleştirilen ve amacı dışında kullanılan ve kullanılmayanları mutlaka geri alacağız, devlet adına işleteceğiz.
Diyebiliyor musunuz?
Tarımı baştan düzenleyeceğiz, toprak bütünleştirmesi yapacağız, ekilmeyen arazileri, ormanları verimli işleteceğiz; Türkiye’yi tekrar kendi kendine yeten dünyanın yedi ülkesinden biri yapacağız, üretenleri devlet olarak destekleyeceğiz, planlı tarıma geçeceğiz, çiftçimiz neyi ekip ne kazanacağını bilecek diyebiliyor musunuz?
Tarımın gelişmesinde engel olan Orman, tarım, toprak, Büyükşehir yasalarını değiştireceğiz, Yurt dışına kaçan yerli sermayeyi ve yerli üretim işletmelerini geri getirmek için her türlü yasal düzenlemeleri, maddi destekleri yapacağız, gereken teşvikleri vereceğiz, çiftçimizi ürünüyle perişan etmeyeceğiz diyor musunuz?
Beyin göçünü tersine çevireceğiz, ADALET sistemini tam olarak bağımsız kılacağız, ekonomiyi ideolojiye göre değil dünya ve Türkiye kurallarına göre yöneteceğiz; Adaletin kestiği parmağı yeniden acıtmaz hale getireceğiz diyor musunuz?
Verilerine ilkokul çocuklarının bile güvenmediği TÜİK ile MB’sını tam bağımsız yapıp, yasal mecrasına oturtacak mısınız?
Ben siyasetçi olsam, bunları derdim; yapmak için de kadromu ve ortamı hazırlardım.