Bu köşe yazısı, Nazım Peker tarafından kaleme alınan ve Türkiye’nin gündemindeki “Terörsüz Türkiye” sürecine yönelik derin kuşkuları ele alan eleştirel bir değerlendirmedir. Yazar, terör örgütü liderinin muhatap alınmasını ve yasal düzenlemelerle binlerce militanın serbest bırakılma ihtimalini ülkenin üniter yapısı için büyük bir güvenlik tehdidi olarak görmektedir. Makalede, Amerika Birleşik Devletleri’nin bölgedeki stratejik yardımları sorgulanırken, barış arayışının terör örgütünün elini güçlendirebileceği ve devleti taviz vermeye zorlayabileceği vurgulanmaktadır. Peker, somut adımlar atılmadan ve silahlar tamamen teslim edilmeden girişilen bu süreci, toplumsal huzuru bozabilecek riskli bir siyasi hamle olarak tanımlamaktadır. Sonuç olarak kaynak, geçmişteki hatalardan ders çıkarılması gerektiğini hatırlatarak, ulusal birliğin korunması adına ciddi bir uyarı niteliği taşımaktadır.
Lütfen APO’yu Kürtlere lider olarak atamayın.
Sevgili okurlarım! Sn. Erdoğan’ın oldukça soğuk ve çekimser olduğu “Terörsüz Türkiye” süreci, Ülkücü ve milliyetçi Bahçeli’nin olağanüstü gayretleriyle “Çerçeve Yasa”nın da TBMM’de 467 gibi bir oyla kabul edilmesiyle; Türkiye için kritik bir eşik aşılırken muammalı bir eşik de başlamış oldu.
Ben siyasetçi değilim. Yaşı sekseni devirmiş, Batı’yı ve Arap dünyasını görmüş, ülkem için yaşayan, ülkem için kaygılanan, ülkemin üniter yapısının bozulmaması için endişe duyan bir emekli eğitimciyim.
Denilene bakılırsa bu yasa ile “Suça Bulaşmamış” (!) ne demekse; bir söylentiye göre 4.500, bir başka söylentiye göre ise yaklaşık 9.000 pürüpak (!) PKK’lı serbest kalacakmış. Bu adamlar toplumda ne yapacaklar; işsiz, güçsüz, beş parasız?
Sanırım devlet bunları da düşünmüştür; kamuda ve belediyelerde istihdam edilmeleri de söz konusu olmayacak mı?
Bu süreç, bu haliyle baştan sakat. Eğer bu süreci Apo ve PKK’lılar, “Biz ettik siz etmeyin, bin pişmanız, silahımızı da emelimizi de bırakıp Türkiye Cumhuriyeti’nin ve Türk halkının engin hoşgörüsüne teslim oluyoruz” deselerdi; devlet de Türk halkı da gönül rahatlığıyla affederdi. Ama barış teklifi hükümetten geldiği için Apo ve PKK’nın eli güçlendi, istekleri arttı. Şimdi pirincin taşını ayıklamak hükümete ve seçmene rağmen “Evet” diyen vekillere düşüyor.
ABD, BOP projesinden vazgeçecek mi, silah ve lojistik desteğini kesecek mi?
PKK’nın türevleri olan PYD/YPG silah bırakacak mı?
Suriye’nin kuzeyinde uzun zamandır sürdürdüğü bölücü faaliyetlerini sonlandıracak mı?
Türk cezaevlerinde tutuklu 4.000’den fazla PKK’lı serbest kalmayacak mı?
PKK, Irak’ın kuzeyinden çekilecek mi?
Aktif olarak kullandıkları mağaraları boşaltıp dağılacaklar mı?
Eylemde kullandıkları silah ve mühimmatı, Türk güvenlik güçlerine teslim edecekler mi?
Bunların balistik muayeneleri yapılacak mı?
Yoksa çanakta “KELEŞ” yakma tiyatrosunun ikinci perdesini mi oynayacaklar?
Kök yaşasın; gövdesi, dalları ve yaprakları için faaliyetlere ara mı verilecek?
Bu sorular, benim ve benim gibi Türkiye sevdalılarının beynini meşgul ediyor.
Yeni aldığım bir bilgiyi sizlerle parantez içinde paylaşmak istiyorum:
(Gazeteci Ardan Zentürk’ün haberine göre PKK’nın ağababası ABD, 2027 yılı için PKK’ya 130 milyon dolar fon ayırdığını yazdı. Feshedileceği iddia edilen bir terör örgütüne ABD neden 130 milyon dolar bağışlıyor? ABD mi yoksa biz mi geri zekalıyız?)
Şimdi yazıya devam, bundan sonra neler olacak?

Bu faaliyetlere ve İmralı’nın isteklerine engel olan Anayasa, Türk Ceza Yasası, Terörle Mücadele Yasası ve İnfaz Kanunu’nda değişiklikler yapılması için TBMM’de çalışmalar başlatılacak.
Cumhur İttifakı’nın yeni ortağı DEM Parti ile iktidarın ömrünü uzatma çalışmaları için pazarlıklar, ortaklık şartları çalışmaları başlatılacak.
Bu arada da toplumun gazını almak adına, kendini feshettiğini açıklayan PKK, başta ABD olmak üzere pek çok ülkenin terör listesinden çıkarılacak.
İran’da istediği başarıyı gösteremeyen ABD, İran’a karşı Kürtleri silahlandırma adına Irak’ın kuzeyine silah gönderecek; bu silahları kim, kime karşı kullanacak biliniyor mu?
Sevgili takipçilerim! Hem Suriye’nin hem Irak’ın kuzeyinde profesyonel orduya dönüşmüş PKK, verilecek emri ve düğmesine basılacak zamanı bekleyecek.
İçeride ise yıllarca gerilla eğitimi almış, katliam yapmak için eğitilmiş, her türlü silahı ve el yapımı bombayı kullanmayı bilen; ÇERÇEVE YASA ile salınmış 4.000’den fazla terörist aramızda özgürce dolaşıyor olacak. Olmayacak mı?
İnşallah benimkisi bir kaygı ve endişe sendromu olsun. Öyle olmasını canıgönülden isterim.
Ya birileri, zamanı gelince “DÜĞMEYE” basarsa?
ABD’nin densiz Ankara büyükelçisi, Terörsüz Türkiye süreci için “Dört ülkeden toprak alınacak, dört ülkedeki Kürtleri birleştirecek” diyor. Siz ne masalı anlatıyor ya da bilmeyerek neye hizmet ediyorsunuz? Verilen her taviz, yeni tavizlerin verilmesine neden olacak. İş işten geçer, atı alan da Üsküdar’ı geçerse:
“Ne istediler de vermemiştik” ile “Bizi kandırmışlar; Tanrı da millet de bizi affetsin” demenin hiçbir mantığı da kıymeti harbiyesi de olmayacaktır. İşte o zaman:
Tanrı Türk’ü korusun!
Esen kalınız.











