Zorlamak

featured

Lütfullah Kaleli’nin bu yazısı, zorlama kavramını devletler arası ilişkiler, kurumsal baskılar ve bireysel şantajlar üzerinden detaylıca analiz etmektedir. Yazar, küresel güçlerin Türkiye, İran ve Rusya gibi ülkelere yönelik ekonomik ambargo, terör desteği ve siyasi suikastlar gibi yöntemlerle nasıl boyun eğdirmeye çalıştığını örneklemektedir. Özellikle Türkiye özelinde savunma sanayisinin engellenmesi, iç karışıklıkların kışkırtılması ve göç dalgalarının bir silah olarak kullanılması gibi stratejik tehditler üzerinde durulmaktadır. Metin, bu baskılara karşı Türk devlet aklının geliştirdiği stratejik anlaşmalar ve karşı hamleler ile millî çıkarların nasıl savunulduğunu vurgulamaktadır. Sonuç olarak eser, dış müdahalelere karşı sergilenen direnişin ve bağımsız politikaların önemini yücelten bir perspektif sunmaktadır.

 

TDK’ye göre zorlamak: Birine bir şey yaptırmak amacıyla boyun eğdirmek, baskı yapmak, zor kullanmak, mecbur etmek anlamlarında kullanılmaktadır.

Yazımıza konu olan bölüm; tanımın devletler bazında, alt birimlerden kurumlar düzeyinde veya hassas yerlerde görev yapan bireyler üzerinde uygulanmasıdır.

Devletten devlete: Savaş yoluyla, ekonomik ambargolarla, tehditle, siyasal kargaşa ile, iç savaş ya da terörle baskı kurabilmekte, istediklerini alma yoluna gidebilmektedir. Kurumlar düzeyinde ise genelde şantaja başvurulmakta, arada bir öldürme tercih edilmektedir.

Hassas yerlerde görev yapanlara gelince: Şantaj ve tehdide (yakınlarının hayatı, ekonomik çıkarları, makamı kaybettirme gibi yöntemlere) başvurulmaktadır.

Şimdi iş örneklendirmeye geldi. Devletten devlete zorlama! Örnek: ABD ve İsrail’in İran’a saldırması; içeride muhalif grupları ve ayrılıkçıları desteklemeleri, para ve silah yardımında bulunmaları. Yönetimde bulunanlara ve nükleerle uğraşan bilim insanlarına sabotaj yapmaları. Kadroları ele geçirmeleri, yıllar süren ambargo uygulamaları, iç karışıklığı açıkça desteklemeleri. Hürmüz Boğazı’nın ABD toprağı ilan edileceğinin duyurulması (ABD Başkanı tarafından).

Benzer durum Rusya için de geçerli. Ukrayna’yı başlarına bela ettiler, askerî yetkililere suikast düzenlediler. Paralarına el koydular, ambargolar uyguladılar, Rus oligarklarına yaptırım uyguladılar. Ticari şirketlerini iş yapamaz hâle getirdiler.

Türkiye’de ise harp sanayisini çökerttiler (1945’li yıllarda): Kapanan uçak fabrikaları, lokomotif fabrikaları, demir yollarının engellenmesi, mühimmat fabrikasının havaya uçması, Nuri Killigil’in ölmesi… Birçok şahsın mağdur edilmesi. 1974 Kıbrıs Harekâtı’ndan sonra ağır ambargolar uygulandı. Öncesinde ve sonrasında öğrenci hareketlerinin desteklenmesi; Almanya’nın, teröristlere ve Yunanistan’a karşı “Benden aldığın silahları kullanamazsın” şartını getirmesi.

Türk siyasetini düzenleme girişimlerinde bulunulması. Örnek: Deniz Baykal’ın kasetinin ortaya çıkarılması, Özgür Özel’in vatandaşlık tanımı, AB’nin özerklik dayatmasını kabullenmesi (oysa devlet bu dayatmayı kabul etmemişti). Bazı siyasetçilerin drone sanayisine dokunacaklarını açıkça beyan etmeleri gibi.

Bazı cemaatlerin finanse edilmesi, himaye görmesi, uygun şekilde yönlendirilmesi gibi. Tarikat ve cemaatlerin şirketleşmesi, yasa dışı mali kaynakları yönetmesi. Örnek: A. Kuriş suç örgütü – “Süleymancıların başı”, özel yapılanmalara yönelmeleri gibi. Kadrolaşma çabalarına girişmeleri. Örneğin: FETÖ ve benzeri birçok yapı.

Suriye’de iç savaş çıkarılması, saldırılara açık hâle getirilmesi. Güneydoğumuzda hendek kalkışmalarının başlatılması, sınırlarımızın içine havan topu saldırılarının yapılması gibi.

Göç ve göçmenliğin teşvik edilmesi, özendirilmesi. Örnek: Irak’tan Türkiye’ye göçlerin olması (Saddam Hüseyin döneminde), Suriye iç savaşında kitlelerin Türkiye’ye sürülmesi. Günümüzde İspanya ve İtalya’ya göçmenlerin yönlendirilmesi, ciddi sorunlarla boğuşmaları. İngiltere ve Fransa’nın İsrail politikalarına ters düşmeleri nedeniyle tehdit edilmeleri.

Türkiye’nin; Irak Savaşı ile, Suriye iç savaşıyla, İran-İsrail-ABD savaşıyla, Rusya-Ukrayna savaşı nedeniyle baskılanması; ulusal çıkarlarımızın tehdit edilmesi, teopolitik alanlarımızın tahrip edilmesi, Türkiye’nin savaşa zorlandığının işareti olmalı.

Türk devleti ise tüm bu zorlamalara karşın değişik alanlarda cevaplar veriyor. Örnek: Mekke Anlaşması, Irak ile yapılan anlaşmalar, Suriye ile yapılan anlaşmalar, Afrika Boynuzu ülkeleriyle yapılan çeşitli anlaşmalar, Libya ile yapılan anlaşmalar… Gönül coğrafyamızda sömürgecilerin geliştirip uyguladıkları iç karışıklıklara müdahale edilmesi. Örnek: Libya, Sudan, Somali, Etiyopya. Golan Tepeleri’nin Türk yurdu olduğunun iddia edilmesi (Global TV’de eski bakan Masum Türker tarafından).

AB üyeliği konusunda, AB ülkelerince koz olarak kullanılan AB üyeliği kozu işlevsiz hâle getirildi.[1] Cumhurbaşkanlığınca Cumhurbaşkanının Suriye’yi ziyaret etme düşüncesi.[2] Ege ve Akdeniz’de deniz millî parklarının yapılıp ilan edilmesi.[3]

Düşmanın ve düşman değirmenine su taşıyanların yaptıkları önemlidir. Ancak Türk devletinin, devlet aklının yaptıkları ve girişimleri daha önemlidir.

Görklü Çalap’ımızın görkemli selamları; hiçbir zorlamaya boyun eğmeyen görevlilerimizin ve yurttaşlarımızın, düşman davranışlarına karşı koyanların ve karşı hamle çıkaranların üzerine olsun. Vesselam.

 


[1] Yeni Şafak, 17.08.2026

[2] Takvim, 15.08.2026

[3] Milliyet.com.tr/dunya/ – Son Dakika Yunan Basını: “Zordayız”, 17.08.2026

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Haberiniz ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!