1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Mehmet Edip Ören
  4. Biten Eylül’ün Ardından: Yerseniz Masallar, Görmezseniz Gerçekler

Biten Eylül’ün Ardından: Yerseniz Masallar, Görmezseniz Gerçekler

featured

Mehmet Edip Ören’in yazısı, ülkenin gündemini meşgul eden sunî meseleleri ve toplumsal çelişkileri eleştirel bir dille ele almaktadır. Yazar, ekonomik sıkıntılar ve enflasyon gibi gerçek sorunların üzerinin örtüldüğünü belirterek dış politikadaki çelişkili durumlara dikkat çekmektedir. Ayrıca, Turgutluspor’un kadın teknik direktör hamlesi ile çocuklara yabancı isim verilmesi gibi popüler kültüre ait gelişmeleri sorgulamaktadır. İktidara yakın isimlerin karıştığı yolsuzluk iddialarını ve kamusal skandalları ironik bir üslupla eleştirmektedir. Son olarak, Birleşmiş Milletler toplantılarındaki liderlerin ikiyüzlü tutumlarını ve İsrail-Filistin meselesindeki çelişkili politikaları sert bir şekilde eleştirerek yazısını tamamlamaktadır.

 

Biten Eylül’e mi yanalım? Şu çok görülen hüznü bile yaşayamadığımıza mı kavrulalım, ne yapalım şaşırdık. Suni gündemlerin üzerimizden silindir gibi geçtiği zaman dilimleri bir türlü bitmek bilmiyor… Kendi haline kalmanın lüks ve imkânsız olduğu günler sonlanacak gibi görünmüyor. Hepinize merhabalar olsun. Türkiye birden büyüktür…

Her başlayıp ve de biten üç yılların değişmez tersanesi. Önümüzdeki üç yılın sonunda enflasyon tek hanelere inecek. Şimdiki yalan, kandırma ve oyalamanın tarihi 2029… Ölmez sağ kalırsanız önümüzdeki üç yılın müjdesini almak için 2029’a ulaşabilirsiniz.

ABD Devlet Başkanı Vance ilginç bir beyanat verdi. “İran Savaşı’nda Türkiye bize yardım etti” dedi… Anlaşılan bu durumdan herkesin haberi var ama bir tek Türk Milletinin haberi yok. Hani bir laf vardır; en son babalar duyar. Maalesef biz en son duyan bile olamadık… Vance’nin bu açıklaması bize bazı şeyleri hatırlatıyor. Hani bir dünya uçak satın alıp Trump’ın damadından ABD ziyareti koparmıştık ya, hani müstemleke valisi Barrack’ta meşruiyet bahşedildiğini duyurmıştı ya, hani şu anlarda adı bile anılmayan F-35’ler havada uçuşmuştu ya, hani F-16 modernizasyonu, hani yaptırımlar hani vs. vs. hepsi çözülmüş, Asrın Liderimizle gurur duymuştuk ya… Meğer hepsi rüya imiş… En önemli kazancımız; “içeride ne yaparsan yap, dışarıda beni destekleyeceksin” düsturu hâlâ geçerli… İşte bu yüzden Vance’nin beyanatları benzeri lafları çok duyacağız… ABD’ye en ufak bir söz söylemeden kofti İsrail düşmanlığı had safhada. Kimse de çıkıp, “İsrail bu cüreti ABD’den alıyor; sen ABD yanlısı olacaksın ama İsrail ile neredeyse savaş (!!!) safhasına geleceksin” demiyor. Eşyanın tabiatına aykırı bir durum. Buna ancak Kadir inanır, ama artık O da yok… Konuyu son haberle kapatalım. İngiltere’den Kanada’ya, Finlandiya’dan Polonya’ya kadar birçok ülke, İsrail ile ticareti durdurdu. Gerekçe: Filistin’de yerleşik Arapların aleyhine gelişen yasa dışı İsrail yerleşimleri. Yahu bu elin gâvurlarına ne oluyor; “Müslümanlar dururken bunlar ne yapıyor?” diye sakın demeyin. Çünkü listede Türkiye dahil bir tane bile İslam devleti yok. Ey benim akılsız Müslüman’ım! Hâla beynini çalıştırmayacak mısın? Sana İslam satan ama kendi İslam olmayanlardan aklını, zihnini kurtarmayacak mısın? Şunu bil ki İslam akılla geçerlidir. Aklı olmayanın dini de olmaz. Bu akılsızlar sınıfından kurtul artık…

Geçtiğimiz günlerde, doğal olarak herkesin dikkatini çeken bir haber vardı. Mahalli Amatör Küme’den de düşen Turgutluspor, yirmi iki yaşında genç bir hanımefendiyi teknik direktör olarak göreve başlattı. Bu konuyu elli seneyi çok çok aşan medya tecrübemle sizlere okumaya çalışacağım… Başkan’ın kendisine has bir hesabı yoksa, reklam ve duyuru amaçlı bir olay gibi görünüyor. Muhtemelen, bir zamanlar profesyonel liglerde oynayan Turgutluspor için finansör veya sponsor arayışı gündemde. Bu olumlu reklamı kendi hesabına yazmak isteyecek birçok iş adamı veya firma çıkabilir… Zeynep Kızımızın gündeme gelişi, Filenin Sultanları’nın Avrupa şampiyonu oluş tarihi sonrasına rastlaması da çok manidar. Demek ki organize olaydan had safhada fayda bekleniyor… Gördüğüm kadarıyla Zeynep’in futboldan başka niyetleri var. Reklam tutarsa veya makul bir süre devam ederse dizi oyunculuğu teklifleri alabilir. Eğer spor-futbol ön planda olsa, topuklu ayakkabıyla çimlere çıkmaz, top sürmeye kalkmazdı. Bu arada, çekimi yapan, muhtemelen yönlendiren muhabir ve kameraman arkadaşa da teessüf ediyorum. Ben olsam “Git ayağına spor ayakkabısı giy, böyle soytarılığı çekemem” derdim… Konu spordan ilerlerken fırsat bu fırsat başka bir konuyu daha sizlerle paylaşmak istiyorum. Adını veya soyadını değiştirenlere ben de Anadolu halkı gibi soysuz gözüyle bakarım. Yakın, uzak çevremizde bu kişiler mevcut… Hele hele evladına yabancı bir sporcunun ismini verenlerden de hiç hazzetmem. Bizim oralardan pek çıkmaz ama nasıl olduysa çıkmış. Diyarbakırlı biri oğluna, bütün tepkilere rağmen “Ronaldo” ismini vermiş. Diğerine de Ronaldo’nun babasının adını vereceğini söylüyor… Ronaldo’yu çok sevebilirsin, evin bütün duvarlarını resimleriyle donatabilirsin, hatta dış cepheye dev portresini de yapabilirsin ama çocuğa isim vermek de neyin nesi… Diyecek bir şey yok. Bence Diyarbakır Valisi bir inceleyiversin. Bu Ronaldo veya babası, hiç Diyarbakır’a uğramış mı…

Tosunlarımıza bir tane daha eklendi. AKP’nin Rabia işaretli, dini bütün (!!!) genç elemanı milletin paralarını deve etti. Yirmili yaşlarda, dünyada çok az kimsede—on beş kişide—olan yatı trink parayla aldı. Muhammet kardeşimiz oradan da Rabia işareti yapar, hatta Cuma’larda “Bakara-makara” da yollayabilir. Siz beyinsiz Türkmen ve *”Ama abi bunlar Müslüman”*cılar da kına tüketirsiniz. Son hafta rezaletleri bu kadar değil. Binlerce ne olduğu belli olmayan kişilere vatandaşlık sağlayan çete de çökertildi… Yahu ne müsait iklimmiş ki ardı arkası kesilmiyor… Yoksa esasında CHP iktidarda da biri bizi “AKP iktidarda” diye kandırıyor mu… Tutuklananların hepsi CHP-Yeni Partili, AKP’den bir görevliye bir şey olmuyor. Bir odacı bile istifa etmediğine göre bu işleri de CHP-Yeni yapıyor. Tıpkı enflasyonu, pahalılığı yaptıkları gibi… Almanlar (Alamanlar), Deniz Feneri’ni “Asrın Soygunu” olarak ilan etmişti. Peki, Rabia işaretli Muhammet’inkine ne ad verebiliriz? Tüm zamanların en büyük soygunu diyebilir miyiz… Kesinlikle… Yaparsa kim yapar… Korkmayın, içinizden de olsa söyleyin…

Geldik finale: Konumuz BM komedyası… Standart şovlar, bilinen şovmenlerce alışılageldiği gibi yapıldı. Herkes iç politikasına selamlar yolladı… Pedofil çıktı, Gazze başarısından bahsetti. Tünellerin hepsine girildiğini, rehinelerin kurtarıldığını, mevtaların alındığını söyledi. Bir diğeri “Görülmemiş katliam” dedi, yerden yere vurdu… Gel gör ki bu ikisi kanka, yersen… Biri Güvenlik Konseyinin beş olmasını savundu, bir diğeri “Dünya beşten büyüktür” dedi. Gel gör ki ikisi kanka, yersen… Pedofilin kırmızı çizgisi İsrail, ama bize amansız düşman (!); gel gör ki bu ikisi kanka, aşk yaşıyorlar, yersen… Uyanık pedofil, Efendim’izi, Sahib’imizi övmekten geri durmadı ama yine parasını ödediğimiz F-35’ler yok, İsveç-Norveç’in NATO’ya alınmasını kabul etmemize rağmen söz verilen F-16’ların modernizasyonu yok, KAAN’ın motoru yok; yani kuru kuruya yıkama yağlama… Siz yine yandaş basını takip edin, “Asrın Lideri Genel Kurula ayar verdi” vs. vs… Yersen…

Hepinizi yüce Yaradan’ıma emanet ediyorum. Hoşça kalınız…

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Haberiniz ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!