Bu metin, 9 Eylül’ün yalnızca İzmir’in kurtuluşu değil, Türk milletinin bağımsızlık azmini ve milli birliğini simgeleyen tarihi bir dönüm noktası olduğunu vurgulamaktadır. Yazar, bu özel günü işgalden kurtuluşun ötesinde, vatan topraklarının bölünmez bütünlüğünün ve esarete karşı gösterilen kararlı duruşun bir nişanesi olarak tanımlar. Metinde, Anadolu’nun dört bir yanındaki dağların aynı özgürlük ruhuyla çiçeklendiği belirtilerek, Milli Mücadele kahramanlarınınfedakarlıkları derin bir minnetle yad edilir. Ayrıca, dünyadaki mazlum milletlerin yaşadığı zulümlerle kıyaslama yapılarak, istiklale sahip olmanın bir ulus için taşıdığı hayati değer üzerinde durulur. Son olarak, Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının mirası olan bu zaferin, Türkiye’nin her karışında sonsuza dek yaşatılması gerektiği anlatılır.
Her 9 Eylül’de, şenlenir İzmir’in dağları. Bayram yerine döner. Çiçekten geçilmez.
Sanırsınız ki düğün. İşte o gün, bugün…
O çiçekler ki…
Her biri hür…
Sesimiz olabildiğince gür…
“Ne mutlu Türküm diyene” diye inim inim inler coğrafyamız.
İzmir’in dağlarında açarken o çiçekler, Ağrı’da, Süphan’ da, Nemrut’ da, Cilo’ da, Erciyes’ de, Palandöken’de, Kaçkar’da, Uludağ’da, Hasan dağında, Allahuekber dağlarında da açar.
Omuz omuza verirler. Bir Türk’üz, biriz, Türkiye’yiz derler,
Bizim dağlarımızın çiçekleri ayrı ayrı olsa da her biri misler gibi Türkiye kokar.
*****
9 Eylül, İzmir’in işgaline dur diyen o ilk kurşunu sıkan Hasan Tahsin’e, buradayız, yanındayız, seninleyiz denilen gündür.
9 Eylül, İstiklal güneşinin İzmir dağlarına doğduğu gündür.
9 Eylül, Türk Milletinin düşmanı topraklarından kovduğu, denize döktüğü gündür.
9 Eylül, İzmir Hükümet konağına Yüzbaşı Şerafettin Bey tarafından ay yıldızlı Türk Bayrağının asıldığı gündür.
9 Eylül, İnönü’de, Sakarya’da, Kocatepe’de kazanılan zaferlerin bir nişanesidir Türk Milletine.
9 Eylül, Türkiye üstüne hayal kuranların akıbetini açık seçik ortaya koyan müstesna bir gündür.
Türk Milletini, Türk Milleti yapan, bir araya getiren, bir arada tutan, birbirine kenetleyen günlerin en önemlisidir 9 Eylül…
Kutlu gündür.
Bayram günüdür. Türk Milleti bilir ki, İstiklâli olmayanın ne milli bayramı olur ne dini bayramı…
*****
Bu coğrafya bizim coğrafyamız.
Bize ait…
Kim ne karışır?
Kim üzerinde hak iddia edip, bir söz söyleyebilir?
Rahmetli Arif Nihat Asya, bağımsızlığımızın sembolü olan ay yıldızlı bayrağımız için yazdığı “Bayrak” şiirinde diyordu ki…
“Sana benim gözümle bakmayanın / Mezarını kazacağım.”
“Seni selâmlamadan uçan kuşun / Yuvasını bozacağım.”
Rahmetli Arif Nihat, arif olan anlasın demiş, gerisini anlayana bırakmış…
Bu Coğrafya bizim. Vatan toprağı bizim, ay yıldızlı bayrak bizim…
Ezelden ebede bizim…
Bu coğrafya, Türkiye Cumhuriyeti’nin coğrafyası…
Bu coğrafya bin yıldır Türk coğrafyası. Bu coğrafya Türk coğrafyası, Türkiye coğrafyası.
Bir başka isimle anılamaz. Birileri üzerinde hak iddia edemez.
Ederse, işin sonu 9 Eylül’e gider…
*****
Türk coğrafyasının çerçevesi Sultan Alpaslan’ın, Sultan II. Kılıçaslan’ın, Türkiye coğrafyasının çerçevesi de Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın çizdiği çerçeve.
Türkiye coğrafyasındaki bazı bölgelere benim, bizim diyenler kendimizi bildik bileli var oldular.
Nedense 9 Eylül’ü hep unuttular.
Batı, hâlâ Sevr ve benzeri hayallerden hiç vazgeçmedi. O hayallerin peşinden sürüklenenlerde…
Kullanılan dil, kullanılan ifadeler, kurulan cümleler Türkiye coğrafyası üzerine var olan hayallerinin bir dışavurumu.
Şurası unutulmamalıdır ki, Türkiye coğrafyası yalnızca ve yalnızca Türk Milletine ait bir coğrafyadır.
*****
19 Mayıs 1919’la başlayan ve 9 Eylül1922 ile nihayete eren Türk İstiklal mücadelesiyle, özgürlük, hürriyet, istiklâl, hür olmak gibi kavramları kendine bayrak yapan Türk Milleti, zalimlerin, zulmedenlerin karşısına öyle bir dikildi ki, cümle mazlum millete umut ışığı oldu.
Esarete, işgale, sömürge fikrine baş eğmedi.
Hür dünya, adalet nutukları savursa da adalet diye mangalda kül bırakmasa da bugün Orta Doğu’da İsrail’in Filistin’i, Lübnan’ı ve bölgeyi ölüme mahkum etmesi tarihin utancından yerin dibine girdiği insanlık dışı olaylarla dolu…
Doğu Türkistan’ı açık hava hapishanesine çeviren Çin’in Uygur kardeşlerimizi ölümle, zindanla, işkenceyle hürriyetinden yoksun bıraktığı akıl almaz vicdansızlıklar ve merhametsizlikler hür dünya tarafından görmezden gelinmeye devam ediliyor.
Çünkü o mazlumların ve masumların bir 9 Eylül’ü yok, hiç olmadı!
Dünyamız hiç olmaması ve yaşanmaması gereken adı baskı, adı zulüm, adı zalim olan bu insanlığa ve insan olmaya sığmayan davranışlara ne zaman dur diyecek?
*****
Birileri çıkıp sormaz mı?
Bu dünyanın nesi hür?
Neresi hür?
Hakkı hakikati savunan yüzünü hiç mi göremeyecek mazlumlar?
9 Eylül mazlumların çığlığının farkında olduğunu, mazlumların yanında olduğunu haykıran o gür ve güçlü sesin hâlâ yankılanmasıdır.
Dünya yangın yeri…
Nerede o adalet havarileri?
Birleşmiş Milletler seyirci, İslam Birliği seyirci, zengin Arap ülkeleri umursamaz tavırlar içinde…
Hür olmak bambaşka bir şey…
9 Eylül’e sahip olmakta…
*****
İşgaller, Sevr gibi akıl dışı zorlamalar ve masa başı anlaşmalar içimizde ayrı bir hicran yarasıdır.
Karayılan’ın, Antepli Şahin Beyin, Sütçü İmam’ın, Nene Hatun’un, Kara Fatma olarak bilinen Fatma Seher Hanım’ın, Gördesli Makbule Hanım’ın, Yörük Ali Efe’nin işgallere karşı açmış oldukları isyan bayrakları ayrı birer patlama noktası olarak unutulmadılar.
Esarete karşı, kırk eriyle Çin İmparatorluk sarayını basan, Çinlinin yüreğine korku salan Kürşat Türk Milletinin hürriyeti için neler yapabileceğinin muhteşem bir örneğidir.
Kürşat’ın baş kaldırısı, Türk Milletinin esaret karşısında gösterdiği duruşun en çarpıcı olanlarının başında gelir.
Türk Milleti binlerce yıla dayanan tarihinde esaretle yüz yüze bırakılmaya ve vatan topraklarına göz konmasına asla tahammül etmemiştir.
Ya İstiklal ya ölüm böyle bir ayağa kalkmanın tezahürüdür.
İşte onun içindir ki…
Güzel Türkiyem İzmir olur 9 Eylül’de…
*****
26 Ağustos gece sabaha karşı topların çelik ağzı çaldı bir hücum marşı demişti ya şair.
Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın süvarileri, aşk ile İzmir’e, İzmir’e diye sürdüler atlarını yalın kılıç…
Mehmetçik Başkumandanlık Meydan savaşından sonra sadece 11 gün içinde girmişti İzmir’e…
Yunan, geri çekilirken, köylerimizi kasabalarımızı ilçelerimizi şehirlerimizi cayır cayır yaktı. Masum insanlarımızı katletti.
Tarihin nadir gördüğü en büyük vahşet ve dehşete sahne oldu Yunan işgali altındaki bölgeler.
En acımasız, en merhametsiz geri çekilişti bu çekiliş.
İzmir’e kadar, İzmir dahil yanmadık, yıkılmadık bir yer kalmadı. Yunanın geri çekildiği ve Türk ordusunun birer birer kurtardığı köyler kasabalar ilçeler ve şehirler uzunca bir süre bu yaralarını saramadılar, kendilerine gelemediler.
Üzerinden 104 sene geçmiş olsa da 15 Mayıs 1919’da yaşanan İzmir’in işgalini unutamayan, Türkiye’nin her tarafından bu işgale tepki veren Türk Milleti için, İzmir’in işgalden kurtuluşu, Anadolu’yu sevince boğmuştu.
*****
En son İstiklal Savaşı Gazilerimizi 2008 yılında uğurlamıştık silah arkadaşlarının yanına…
9 Eylül’ü bize yaşatan, başta Gazi Mustafa Kemal Paşa ve silah arkadaşlarının, aziz şehitlerimizin ve gazilerimizin mekanları cennet olsun.
9 Eylül kutlu olsun, ilelebet hiç unutulmasın inşallah…









