Köşe yazısı, Türkiye’nin tarih boyunca maruz kaldığı katliam ve soykırımları hatırlatarak günümüzdeki bölgesel tehditlere karşı uyanık olunması gerektiğini vurgulamaktadır. Yazar, ABD’nin düşmanca politikalarını, PKK’ya verilen destekleri ve Yunanistan’ın geçmişteki vahşetlerini örnek göstererek uluslararası ittifakların güvenilmezliğine dikkat çekmektedir. Türkiye’nin çevresindeki jeopolitik risklerin arttığı belirtilirken, ülkenin savunma sanayi yatırımlarını artırması ve sığınaklar inşa etmesi gibi güvenlik önlemleri takdirle karşılanmaktadır. Küresel hukukun ve insan hakları söylemlerinin geçersizliği savunulurken, olası çatışmalara karşı askeri ve ekonomik hazırlıkların kesintisiz sürdürülmesi gerektiği ifade edilmektedir. Son olarak, Türk milletinin geçmişteki acıları asla unutmaması ve milli gücünü artırarak olası tehlikelere karşı her an hazır olması gerektiğinin altı çizilmektedir.
Soykırım veya katliam: Bir ulusun yok edilmesi veya yurdunu terk ettirmek amacı ile kadın, çocuk, yaşlı, genç ayrımı yapılmadan tamamının veya çoğunluğunun öldürülmesi anlamına gelmektedir. Bir de Yunanlılara ve Ermenilere has, öldürmeden önce yoğun işkencelere tabi tutmaktan büyük zevk alırlar.
2020’ye kadar Yunanistan’da Cumhurbaşkanlığı yapan Prokopis Pavlopulos, Tripoliçe Katliamı’nı (soykırımını) diline dolayarak yeni soykırımların yapılacağını söyleyerek Türkiye Cumhuriyeti’ni tehdit etti: “Aynı sonu paylaşırsınız!”[1] Tripoliçe Katliamı’nda bazı tarihçilere göre 30.000 kişinin işkencelerle öldürüldüğü iddia edilmektedir.
İbrahim Kalın’ın Afganistan ve Pakistan’ı ziyaret etmesi, Türkiye Cumhuriyeti’nin barışı tesis etme çabaları, gıda güvenliğinin gündemimize yerleşmeye başlaması, Afrika Boynuzu’nun yeniden karıştırılma çabaları, bölgenin yeniden ısınması, Bâbülmendep çevresinde ölümlerin ve saldırıların artması…
Türkiye Cumhuriyeti’nin çevresindeki ateş çemberinin yoğunlaşması, çemberin daralması, Türkiye’yi kendine düşman edinen İsrail’in dedikleri, girişimleri ve yardakçılarının tutumları dikkatlerden kaçmıyor.
Yazılarımda sıkça vurguladığım, dikkat çektiğim: Tarihten ders alınmalı, kuvvet biriktirmeli; demokrasi, insan hakları, uluslararası hukuk gibi kavramların içi boş olduğunu demiş ve gerekenleri belirtmiştim. Örnek: Netanyahu’nun BM’de konuşması, Filistinlilerin temsil edilememesi, Netanyahu’nun çağrı cihazı göstererek tehdit etmesi…[2]
Cumhurbaşkanı Yardımcısı ve OVP (Orta Vadeli Program): Savunma sanayisi yatırımlarının %229 artırılacağını, 81 ilde sığınak inşaatları yapıldığını gösteriyor. [3]

ABD’nin isteğiyle (dayatmasıyla) S-400’lerin üçüncü ülkeye devri çalışmalarının devam ettiği söyleniyor. Benim ABD’ye bakışım net! ABD bizim ne müttefikimiz ne ortağımız ne de herhangi bir şeyimiz. ABD bizim yalnızca düşmanımızdır. Adamlar yaptıklarıyla, dedikleriyle bunu fazlasıyla ispatladılar. Örnekleri yeniden hatırlatayım: Muavenet gemisinin vurulması, Kıbrıs Harekâtı nedeniyle ambargo konulması, CAATSA yaptırımlarına tabi tutulmamız, PKK’ya silah, para ve istihbarat yardımlarının kesintisiz sürdürülmesi, parasını aldığı uçakları vermemesi (tıpkı İngiltere gibi)… Daha birçok örnek var, yer darlığı nedeniyle yazamıyorum.
Günümüz düşmanlarımızın iki yüz yıllık düşmanlarımızdan bir farkı yok! “Çehreler başka, lisanlar, deriler rengârenk; / Sâde bir hâdise var ortada: Vahşetler denk.”[1] Fark, kullandıkları silah ve teçhizatlarda.
Yunanlılara gelince; soykırım yapmakta uzmanlık kazandılar, kadınlarımızın meme uçlarından tespih yapıp boyunlarına astılar. Ellerine fırsat geçtiğinde daha kötülerini yapacaklarından kimsenin kuşkusu olmasın! Son olarak Kıbrıs’ta yaptıkları ortada.
Kıtalararası.org.tr/turkiye adresinde konuyla ilgili yorumlar dikkat çekiciydi. “S-400’lerden daha iyisini yapsak da S-400’lerin bir başka ülkeye devredilmesi doğru olur mu cidden şüphedeyim.” “Fazla mal göz çıkarmaz.” atasözümüz gereği, tekrar değerlendirmekte yarar olduğu görüşündeyim.
Devletimiz; benim yazdıklarımı ve daha fazlasını elbet bilir ve değerlendirir. Benimki yalnızca dilek ve temennilerden ibaret. Düşmanlarımız kan kokusu almış köpekbalığına benziyor. Önlemleri almak bize, dişlerini kırmak bize, 200 yılda yapılan soykırım ve sürgünlerin hesabını sormak bize düşer. Bakmayın ekranlarda Türk-Yunan dostluğundan bahsedenlere. İstiklal Harbi’ndeki Yunan vahşetini unuttuklarını söyleyenlere aldırmayın! Bizler birer Türk olarak dedelerimize, nenelerimize yapılanları asla unutmadık.
Devletimizin tüm hazırlıkları yaptığını, gücün her türünü hızla hazır ettiğini, gereken iktisadi önlemleri aldığına kanaat getirenlerdenim. Benim koca kartalın dediğine göre, on yıl devam edebilecek bir savaşın giderlerini karşılayacak güce çoktan eriştiğimizi belirtmişti.
Görklü Çalap’ımızın görkemli selamları; en kötüsünü yok edecek önlemleri alanlara, düşmanın tuzaklarından atlayanlara, düşman fitnesine kanmayanlara, yurdunu ve ulusunu özünden çok sevenlere, devletimizin istediği şekilde konumlananların üzerine olsun vesselam.
[1] 23/9/1821 yılında yapıldı, adı geçen millet vekilliği, içişleri bakanlığı yaptı.
[2] Netenyahunun BM.DE yaptığı konuşmalar ve Cumhurbaşkanı’nın verdiği cevaplar. Geçen hafta haber programları.
[3] CNNTÜRK. 25/9/2026









