Mehmet Özkendirci’nin bu dizeleri, doğa olayları ile insan duyguları arasında derin bir bağ kuran lirik bir anlatı sunmaktadır. Şair, gece, yağmur ve kar gibi imgeleri kullanarak yalnızlık, hüzün ve tutku gibi içsel temaları sanatsal bir biçimde işler. Metinlerdeki temel unsur, dış dünyadaki karamsar atmosferin kişinin ruh haliyle bütünleşmesi ve duyguların doğa üzerinden somutlaştırılmasıdır. Özellikle gözyaşı ve yağmur arasındaki ilişki, karakterlerin yaşadığı derin kederi veya anlık mutlulukları vurgulayan merkezi bir simge olarak öne çıkar. Yazar, az ve öz kelimelerle insan ruhunun derinliklerini ve doğayla olan kaçınılmaz etkileşimini etkileyici bir dille özetler. Bu kısa şiirler, okuyucuyu hayal gücü ile gerçeklik arasında duygusal bir yolculuğa çıkararak melankolik bir atmosfer oluşturur.
GECE
Gece zindan karasıydı
Tek tük parlayan yıldızlar fersizdi
Bulutlar gizleyemedikleri ayın önünden geçerken dopdoluydular
Dokunsalar ağlayacaklardı
Adamın ıslanacak gözyaşlarından başka bir şeyi yoktu
Yağmur gözyaşlarıyla yarışmaktan kaçar gibiydi
Son kalan yıldız geceyi baştan aşağı yırttı geçti
Yağmur yağmaktan vazgeçti
Adamın gözlerindeydi şimdi.
SARHOŞ
Dışarda sarhoş bir yağmur
Aklını benle bozmuş
Ben efkarlansam o ağlıyor.
İLK
İlk defa gözleri parladı kadının
İlk defa elleri ısındı adamın
İlk defa mutluluğunu yaşadılar
Yağmurda ıslanmanın.
YAĞMUR BULUTLARI
Tepemde yağmur bulutları gibi
Gez dolaş dur
Yoksa bu yangın nasıl soğur.
NEHİR
Ben sustum o baktı
Gözlerimden çöllerime
Nehirler aktı.
KAR TANESİ
Cehenneme düşen bir kar tanesi gibi düştüm gözlerine
Ne buhar ne su oldum
Kayboldum.











