Nazım Peker tarafından kaleme alınan bu metin, Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine gelmesi beklenen ve “Çerçeve Yasa” olarak adlandırılan yeni yasal düzenlemeye yönelik ciddi eleştirileri içermektedir. Yazar, terör örgütü lideriyle siyasi bir uzlaşı zemini aranmasını devletin üniter yapısı ve milli güvenliği açısından telafisi imkansız bir risk olarak değerlendirmektedir. Metinde İngiltere, İspanya ve Almanya gibi ülkelerin terörle mücadele yöntemlerinden örnekler verilerek, terörün tavizlerle değil ancak kararlı bir devlet duruşuyla bitirilebileceği savunulmaktadır. Yazar, örgütün henüz somut bir silah bırakma eylemi gerçekleştirmeden hukuki güvenceler talep etmesini Türkiye’nin geleceği için büyük bir stratejik tuzak olarak nitelendirmektedir. Bu kaynak, terörsüz bir Türkiye idealine ulaşmak için terör örgütüyle pazarlık yapmak yerine uluslararası jeopolitik gerçeklerin ve geçmişteki başarılı operasyonel modellerin dikkate alınması gerektiğini vurgulayan bir uyarı niteliğindedir.
Sevgili okurlarım! Türkiye, tarihinin en kritik yönetsel-politik günlerinden birinde. Sayın Adalet Bakanı Gürlek’in açıklaması gerçekleşirse, ağustosun ilk haftasında “Çerçeve Yasa” denen, PKK’lıları ve Apo’yu rahatlatacak yasa teklifi TBMM’ye getirilecek.
Bu açıklama ve yasa teklifi haklı olarak Türk kamuoyunda yoğun tartışmalara ve tedirginliğe neden oldu. İktidarın “TERÖRSÜZ TÜRKİYE” tuzağıyla pazarladığı bu süreç hukukçulara göre; biçimsel bir hukuksal düzenlemenin ötesinde üniter yapımızı, tarihsel belleğimizi, jeopolitik geleceğimizi doğrudan ilgilendiren köklü kırılmalar ve telafisi olanaksız riskler taşımakta imiş.
Kamuoyu ve hukukçular soruyor: Peki bu hukuksal bağlamda “Çerçeve Yasa” neyin çerçevesini çizmekte?
Soru kritik, endişe sonsuz, kaygı büyük.
Çerçeve yasa; belirli bir alanın genel ilkelerini belirler, kuralların özünü uygulama ayrıntılarını alt düzenlemelere bırakırmış.
Hukukçulara göre taslak çalışması, teknik bir düzenlemeden çok, Apo ile siyasal uzlaşmanın hukuksal bir kalıba dökülmesi, ömür boyu hükümlü terör örgütü başı ile anlaşma demekmiş.
Taslağın temel felsefesinde; bölücü, dış güçlerin hizmetkârı, taşeron örgütün silah bırakması ve kendini feshetmesinin hukuksal güvenceye bağlanacağı öngörülmekte.

Genel endişe: Öğrenebildiğimiz bilgilere göre PKK/KCK’nin, hele YPG’nin henüz somut, denetlenebilir, eksiksiz silah bırakma eylemi yok! Tüm silah ve mühimmatın teslimi ile kimlikle balistik incelemesi saydamlıkla sağlanmadan suça karışma anlaşılamaz; af ve denetimli serbestlik, devleti terör örgütünün takvimine terk etmek olacaktır.
Terör nasıl biter?
Dünyada terör örgütleri nasıl bitirildi?
Bunlara da biraz bakmakta fayda var.
Uzun yıllar İngiltere’nin başını ağrıtan, terör estiren IRA vardı, hatırladınız mı? İngiltere, IRA’yı nasıl bitirdi, silahları nasıl bıraktırdı?
Aynı şekilde İspanya’da bir ETA vardı. Güçlü ve İspanya güvenlik güçlerine kök söktüren, İspanyolların huzurunu bozan.
Her iki devlet de her iki terör örgütünü nasıl bitirdi, nasıl silah bıraktırdı?
Her iki devlet de terör örgütlerine asla taviz vermedi, hiçbir terör örgütünün ayağına barış elçileri (!) göndermedi, ekrana çıkarmadı, görüşlerini almadı, kurucu önder saymadı, hiçbir örgüt üyesini serbest bırakmadı, hiçbiri için özel yasa, “Çerçeve Yasa” çıkarmadı.
Tam tersine, ne kadar örgüt mensubu varsa hapse tıktı ve ellerindeki silahları topladı.
İtalya’da Kızıl Tugaylar çetesi çıkmıştı.
Almanya’da Baader-Meinhof çetesi türemişti.
İtalya, Kızıl Tugaylar için çete liderinin ayağına gitmedi. Anladığı dilde yanıt vererek hepsini itlaf etti, bitirdi.
Almanya; Baader-Meinhof çetesinin de çete liderinin de ayağına gitmedi, fikrini sormadı, çerçeveli yasa yapmadı.
Anladıkları dilde konuşarak kimyasal yollarla hepsini bir gecede bitirdi.
Eğer siz “Terörsüz Türkiye” fikrinizde samimi iseniz önce ABD’ye bir sorun: “BOP PROJESİNDEN” vazgeçti mi?
Terörü bitirmenin dünyada örnekleri varken, siz neden ömür boyu hapse mahkûm birinin görüşleriyle “Terörsüz Türkiye” yollarındasınız? Verilen her taviz, yeni tavizlerin verilmesine yol açar ve sonuç gerçekleşene kadar sürer gider.
PKK Türkiye’den toprak koparma emelinden, Apo bu hedefinden vazgeçti mi?
Teröre karışmamış PKK’lıyı nasıl tespit edeceksiniz? Her birine “EYLEM ÖLÇER” mi takacaksınız?
Terörsüz Türkiye istemeyenin iki gözü kör olsun.
Şartsız şurtsuz diye çıkılan yolda PKK ve Apo dayatıyor: Önce yasayı çıkarın, sonra silah bırakmayı düşünürüz. Nereden nereye geldik? Yasanın etkileri düşünüldü mü; ne getirecek, ne götürecek hesaplandı mı?
Önemli olan yasa çıkarmak değil; siyasi, askerî ve sosyal gelişmeleri iyi okumak, Türkiye üzerinde emelleri olanları da iyi bilmek gerekiyor.
Umarım yanılan bizler olalım.
Esen kalınız.











