Devlet Bahçeli’nin açıklamalarıyla gündeme gelen, teröristbaşı Abdullah Öcalan’ın Meclis’te kurulması öngörülen Silahsızlanma ve Siyasallaşma Kurulu’nda görev alabileceği iddiaları hukuki açıdan değerlendirilmektedir. Mevcut Türk Ceza Kanunu’nun ilgili maddeleri uyarınca, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkum edilen bir kişinin cezası ölümüne kadar sürdüğü için kamu görevi üstlenmesi ve siyaset yapması hukuken imkansızdır. Bu yasağın kaldırılabilmesi için ya genel af ilan edilmesi ya da kanunlarda köklü değişiklikler yapılması gerekmekte olup, bu durumun tüm terör ve adi suç hükümlülerini kapsayacak olması siyasi olarak mümkün görülmemektedir. Hukuki engellerin aşılmasına yönelik olası girişimlerin açıkça suç teşkil edeceği ve toplumsal vicdanda telafisi imkânsız yaralar açacağı vurgulanmaktadır.
Devlet Bahçeli’nin partisinin grup toplantısında yaptığı konuşma ile teröristbaşı Öcalan’ın Meclis’te kurulacak Silahsızlanma ve Siyasallaşma Kurulu’nda görev yapacağı konuşulmaya başlandı. Halen konuşulmaya devam ediliyor. Bu gerçekleşirse arkasından teröristbaşına siyaset yapma hakkının verilmesi de gündeme gelecektir. Muhtemelen bu konuyu da Devlet Bahçeli gündeme getirecektir. Çünkü bugüne kadar PKK’lıların ve liderinin menfaatine olan her konuyu zatıalileri gündeme getirmişti.
Meclis’te kurulacak Silahsızlanma ve Siyasallaşma Kurulu bir kamu kuruludur. Bu kurulda görev alacak kişiler kamu görevi yapacaklardır. Peki, mevcut hukuki mevzuatımıza göre Öcalan’a Meclis’te kurulacak Silahsızlanma ve Siyasallaşma Kurulu’nda görev verilmesi, siyaset yapma hakkının tanınması mümkün mü? Bu konuları açıklamak için yazıyı kaleme aldık. Şöyle ki;
Öcalan, 1999 yılında o zaman yürürlükte olan 765 Sayılı Türk Ceza Kanunu’na göre idam cezası ile cezalandırılmıştı. 765 Sayılı Kanun’un 31. Maddesi gereğince kamu görevlerinden ve siyaset yapmaktan yasaklanmıştı. Bilindiği üzere idam cezası infaz edilemedi. 2005 yılında 765 Sayılı Türk Ceza Kanunu yürürlükten kaldırıldı, 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu yürürlüğe konuldu. İdam cezası kaldırıldığı için yeni kanun gereğince idam cezası ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çevrildi.

5237 Sayılı yeni Türk Ceza Kanunu’nda eski 31. Maddeye karşılık gelen 53. Madde var. 53. Maddenin birinci fıkrasına göre de Öcalan kamu görevlerinden ve siyaset yapmaktan yasaklı durumda. Bu maddenin ikinci fıkrasına göre kamu görevi ve siyaset yasağı cezanın infazı tamamlanıncaya kadar devam eder. Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının infazı hükümlü ölünceye kadar devam eder. Yani, Öcalan, ölünceye kadar kamu görevi alamaz ve siyaset yapamaz.
Mevcut kanunlarımıza göre Öcalan’ın ölünceye kadar kamu görevi alamayacağı ve siyaset yapamayacağı iki kere ikinin dört ettiği kadar kesin ve net olduğu halde Devlet Bahçeli, hangi yetki ile Öcalan’a Meclis’te kurulacak Silahsızlanma ve Siyasallaşma Kurulu’nda görev verilmesini teklif etmektedir, anlamak mümkün değil.
Öcalan’a kamu görevi alma ve siyaset yapma imkânı verilebilmesi için ya genel af kanunu çıkarılması ya da 53. Maddenin kökten değiştirilmesi gerekir. Bu durumda genel aftan ve 53. Maddenin değiştirilmesinden sadece Öcalan değil, FETÖ ve DAEŞ dâhil tüm terör hükümlüleri, hatta adi suçtan hüküm giymiş tüm mahkûmlar yararlanacaktır. Bunu hiçbir siyasetçinin göze alabileceğini sanmıyorum.
Yukarıda açıkladığım hususlar yapılmadan Öcalan’a kamu görevi alma, siyaset yapma imkânı verilmeye kalkışılırsa bu defa bunu yapanlar açık ve net olarak suç işlemiş olacaklardır.
Buraya kadar açıkladığım hususlar meselenin hukuki yönü ile ilgili. Bir de meselenin toplumsal yönü var. Hangi yöntem uygulanırsa uygulansın Öcalan’a kamu görevi alma ve siyaset yapma imkânının verilmesi toplumsal vicdanda çok ağır bir tahribat yapacaktır. Türk Milleti’nin hiçbir hal ve şartta böyle bir rezaleti kabul edebilmesi mümkün değildir.











