Yazar Nazım Peker, yeni kurulan siyasi oluşumların programlarındaki “eşit yurttaşlık” ve “ana dil” gibi kavramların toplumda yarattığı endişeleri ve soru işaretlerini ele almaktadır. Metin, mevcut hükümetin politikalarından bunalan halkın bir çıkış yolu aradığını belirtirken, muhalefetin ayrılıkçı söylemlere taviz vermemesi gerektiğini savunmaktadır. Türkiye’de etnik bir ayrımcılık olmadığını vurgulayan yazar; eğitim, hukuk ve sosyal yaşamdan örnekler vererek ulus devlet yapısının korunması çağrısında bulunur. Siyasetçilerin dış güçlerin stratejilerine karşı uyanık olması gerektiğini hatırlatarak, çözümün Atatürk ilkeleri ve Cumhuriyet değerlerine sadık kalmaktan geçtiğini ifade eder. Son olarak, yeni partilerin bu hassas konularda halka şeffaf ve tatmin edici açıklamalar yapması gerektiği vurgulanmaktadır.
Büyük umutlarla kurulan Yeni Parti’nin tüzüğü üzerine sosyal medyada tartışmalar başladı.
Yeni Parti’nin kurmayları, bu hassasiyeti görmediler mi ya da bizlerin bilmediği bir hesap mı var?
Türk insanı, AKP yönetiminden o kadar bunaldı ki, karşıt her adaya bile oy verecek hale geldi. AKP’li kurmaylar bunu iyi okumalı. Halkın sesine kulak vermeli.
- Emekli bunaldı,
- Çiftçi bunaldı,
- Fabrikatör bunaldı,
- Memur-işçi, asgari ücretli bunaldı.
Sağlık, adalet bunaldı.
Acilen çıkış yolu, kurtuluş aramakta. Bütün bunları Sn. Erdoğan görmüyor mu ya da göstermiyorlar mı?
Vatandaş, CHP’nin başına gelen Bizans oyununa tepkili ve bunu Erdoğan’ın planladığı kanısında. Onun için bir tepki de buradan gelmekte.
Bay Bay Kemal ve arkadaşları, olup biteni görmüyorlar, tepkilere yanıt vermiyorlar, sağır sultanları oynuyorlar.
Amaç iktidara yürüyen CHP’yi parçalamak, önünü kesmek; böylece yeniden seçimleri alma satrancı mı idi?
Feraseti yüksek asil Türk milleti ve CHP’liler olup bitenleri iyi okudu ki, fazla zarar vermeden CHP’den koptular ve Yeni Parti adı altında toplandılar.
Sıkıntı, bölünme korkusu ve kaygısı taşıyan asil milletin endişesidir. “Ana dil haktır, eşit yurttaşlık olmalıdır” maddelerine takılan bu erdemli millet soruyor:

Acaba bu ne demek? Hangi Kürt yurttaşımızla hangi Türk yurttaşımızın hangi konuda ayrımcılığı var, eşit değiller?
- Evlenirken mi,
- Boşanırken mi,
- Okurken mi,
- Seyahat ederken mi,
- İş yeri açarken mi,
- Ticaret yaparken mi,
- Vergi toplanırken mi,
- Trafik kurallarına uyulmadığında ceza yazılırken mi,
- Hastanelerde muayene sırasında ve tedavi esnasında mı?
Haklı değiller mi?
Hangi Kürt yurttaş, Türk’ün gittiği yere gidemiyor mu?
Hangi Kürt ya da Türk genci birbirlerini sevdiğinde evlenemiyor, yasak mı var?
Hangi Kürt vatandaş, seçme ve seçilme hakkından mahrum?
Kürt olunca polis, jandarma, asker olamıyor mu?
Kürt olunca vekil, TBMM Başkanı ya da başkan vekili olamıyor mu?
Kürtçe mi konuşamıyorlar, zılgıt mı çekemiyorlar, ağıt mı yakamıyorlar?
Türkiye’nin çeşitli bölgelerinde öğretmenlik yapmış yaşlı bir eğitimci olarak diyorum ki, bu gayret ve çabaların Kürt vatandaşlarımıza zerre kadar yararı olmayan, kafa karıştıran “Acaba mı” soruları oluşturan, Türkiye’de ve bölgede emelleri olan, dış güçlerin bir stratejisinden başka bir şey değildir.
Bu konuda en hassas parti ve lider İYİ Parti ve Sn. Dervişoğlu ile Ü. Özdağ.
Türk siyasetçilerinin, özellikle de iktidara aday siyasi partilerin ve liderlerinin bu konuda oldukça dikkatli ve uyanık olması gerekir diye düşünüyorum.
Bölgede uygulamaya alınan bir BOP projesi var ki, bunun gerçekleşmesine hizmet edilmesin. Ülkede bir Kürt sorunu yok; AĞA ve Terör sorunu vardır.
Sn. Ö. Özel ve Yeni Parti kurmaylarına: Eğer iktidar olmak, bu asil milletin gönlünde taht kurmak istiyorsanız; bırakın bölücü ve Ermeni asıllı Kürtçülük yapanlara şirin görünmeyi. Kodunuz 1923, yolunuz Atatürk, İnönü, A. Taner Kışlalı, Uğur Mumcu’nun Cumhuriyetçi çizgisinde durun ve siyaset yapın.
Bu konuda Yeni Parti kurmayları, halkımıza sağlıklı bir açıklama yapmalı, kaygı ve endişeleri gidermelidir.
Sizler ne dersiniz?











