69 Yıl Önce 1957 Seçimleri

featured

Yazar Nazım Peker, bu metinde 1957 seçimlerinde yaşanan usulsüzlükleri ve demokratik krizleri detaylandırarak 27 Mayıs İhtilali’ne giden süreci mercek altına almaktadır. İktidardaki Demokrat Parti’nin radyo manipülasyonları, sahte belgeler ve seçmen kütüklerindeki hileler vasıtasıyla sonuçları kendi lehine değiştirdiği savunulmaktadır. Özellikle Gaziantep ve Mersin gibi illerde halkın sandığa sahip çıkma çabalarının şiddet ve baskıyla bastırıldığı, ordunun sivil olaylara dahil edildiği vurgulanmaktadır. Kaynakta, iktidarın oy kaybetmesine rağmen usulsüz yöntemlerle gücünü koruma hırsının toplumsal gerilimi tırmandırdığı ve siyasi kutuplaşmayı derinleştirdiği ifade edilmektedir. Nihayetinde yazar, bu antidemokratik uygulamaların ve kurumların siyasallaşmasının Türkiye’yi kaçınılmaz bir askeri müdahaleye sürüklediğini analiz etmektedir.

 

Her etkinliğin ve tarihi olayın bir öncesi ve bir sonrası vardır. 27 Mayıs İhtilali’nin de öyle. Bunu anlamak için 1957 seçimleri öncesine bir gidelim mi? TV’lerde ahkâm kesen onca gazeteci, yazar, akademisyen bunu hiç anlatmazlar.

Olaylardan ve muhalefetin baskısından bunalan Demokrat Parti (DP), genel seçimleri 7 ay öne aldı. 27 Ekim 1957’de seçmen sandığa gitti. Sandıklar 17.00’de kapanacaktı. DP’nin emrinde olan tek haberleşme kaynağı radyo, 14.30’da yurt genelinde oy verme sürerken DP’nin kazandığını açıklamaya başladı. Şaka mı dediniz? Lütfen girin internete sorun. CHP Lideri İnönü, Devlet Bakanı F. Rüştü Zorlu’yu arayarak: “Sizden bu suçun işlenmesine engel olmanızı talep ediyorum” dedi. Bakan Zorlu, Adnan Menderes’e giderek İnönü’nün söylediklerini aktarır. Beyefendi, bu talebe sert çıkar ve “Radyo sonuçları açıklanmaya devam etsin” yanıtını verir.

Sonuç alamayan CHP, YSK’ya başvurur, radyo yayını durdurulur. Fakat DP istediğini almış, amaç gerçekleşmiştir. Seçmen “Madem DP kazanmış” diyerek sandığa gitmekten cayar. Yabancı gazetecilere, “İnönü’nün yazılı açıklaması” diye bir kâğıt dağıtılır. Sözde İnönü, “Seçimi kaybettik, en fazla 120 vekil çıkarabiliriz” demişmiş. BBC, Agence France-Presse temsilcileri İnönü’nün yanını boylarlar; haberi doğrulatmak için sorarlar. Yabancı gazeteciler ile İnönü de şaşırır ve ülkemiz adına utanır. Çünkü sadece yalan söylenmemiş, yalan bir belge de düzenlenmiştir.

O seçimlerde bir de “KÜTÜK” marifeti vardır. Seçmen kütükleri/listeleri hazırlanırken CHP’li seçmenler kütükten yok edilmişler. DP’li seçmenler birden fazla kütükte yer alarak birkaç kez oy kullanmışlar.

Oy kullanmada öyle usulsüzlükler yaşanıyordu ki; mesela Gaziantep’te seçim gecesi CHP’nin 700 oy farkla kazandığı ilan edilir. “Köylerde sayılmamış oylar var” gerekçesiyle 1000’e yakın oy ilavesiyle bu kez DP’nin kazandığı ilan edilir. CHP, İl Seçim Kuruluna itiraz eder. İtiraz kabul edilir; tutanaklar ve oy torbaları adliye binasına götürülür. Pazartesi oylar yeniden sayılacaktır. Ne hikmetse o gece adliye binası yanar, bütün oylar kül olur. DP’nin zaferi (!) resmiyet kazanır. 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nda Gaziantepliler belediye binasına protesto yürüyüşü yaparlar. Vali itfaiye araçlarıyla halkın üzerine su sıktırınca (O tarihte TOMA yoktu) olaylar çıkar, belediye tahrip edilir.

Askerî önlemle olaylar yatışır. Pek çok CHP’li “Halkı isyana teşvik” suçlamasıyla tutuklanır. Olaylar sadece Gaziantep’le sınırlı kalmaz. Mersin’de oy hırsızlığı nedeniyle seçim cinayeti işlenir. DP’nin seçim hilekârlığının ortaya çıkması halkı sokağa döker. Kahraman ordumuz olayları bastırır.

CHP’li Mahmut Boytunç, DP’liler tarafından öldürülür. Resmi makamlar “katil” diye Zeki Budur ve Murat Sevim adlı iki DP’liyi tutuklar. Gel gör ki katilin aslında DP Mersin Milletvekili Hüseyin Fırat olduğu yönünde söylenti kulaktan kulağa yayılır. Bu haberlere yayın yasağı getirilir.

Sevgili okurlarım! Araştırmamda sadece Gaziantep ve Mersin’de olaylar çıkmaz. İstanbul, Sivas, Ankara, Kütahya, Giresun, Kayseri, Samsun, Çanakkale gibi pek çok şehir ve beldede halk “Oylarımız çalındı!” diye sokağa dökülür.

Olayları yatıştırmak için ilk kez şehirlerin üzerinden askerî uçaklar alçaktan uçuş yapar. Bunun üzerine İnönü, “Savaşta bile askerî uçakların sivil halkın üstüne dalış yapmadığını” söyleyecektir.

Şaibeli seçimlerin üzerinden 5 gün geçer fakat olaylar sakinleşmez.

Durumdan bunalan DP, 1 Kasım 1957’de TBMM’nin açılışında Ankara genelinde olağanüstü güvenlik önlemleri alır. Başkentin caddelerinde tanklar dolaştırılır, yollar askerî kordon altına alınır. Güvenpark’a, Gençlik Parkı’na askerler konuşlandırılır.

Bütün bu gerginliklerin nedeni Meclis tutanaklarına yansır.

Gerekçe: 1957 seçimlerinde DP, bir önceki 1954 seçimlerine göre 9 puanlık bir oy kaybetmiştir. Aslında DP’li kurmaylar bunu biliyor ve bekliyorlardı. O nedenle seçimi kaybetmemek için işi sıkı tutmuşlardı. Amaçları ne olursa olsun kazanmaya göreydi.

Sonuç dediğinizi duyar gibiyim.

DP, 1957 seçiminde CHP ile artık başa baştı; CHP’nin %41’ine karşılık %47 oyu vardı. Bu yüzdede de ne kadar “KÜTÜK” hilesi vardı bilinmiyordu.

Bilinen: Menderes ve ekibinin demokrasiden uzaklaşması, kurum ve kuruluşları siyasallaştırması, askerimizi küçümsemesi, üniversitelere karşı sert tutumu, öğrenci olaylarını yanlış okuması, 1957 seçimlerinde hileler yapması; böylece Türkiye’nin 27 Mayıs 1960 Askerî Müdahalesi’ne sürüklenmesiydi.

Son günlerde bakıyorum da TV’lere çıkanlar, gazetelerde yazanlar bu konulara hiç değinmeyip teğet bile geçmiyorlar.

Yalan üzerine sahte bir cennet, kahraman, ekonomi, lider, Türkiye inşa ediyorlar.

DP’den önce CHP de aynı hatayı yapmış; açık oy, gizli tasnif hatasını yapmıştı. Bu asil halk durumu görmüş ve iktidarı DP’ye vermişti.

Görüldü ki bu dün de böyleymiş, bugün de böyle gidiyor. Oysa “Tarih tekerrürden ibarettir” derlerdi:

Yalan mıydı?

Esen kalınız.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Haberiniz ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!