Bu metin, Türkiye’nin milli güvenliğini tehdit eden küresel gelişmeleri ve bu süreçleri yorumlayan analizcilerin tutumlarını eleştirel bir dille ele almaktadır. Yazar, İsrail, Yunanistan ve Hindistan gibi güçlerin Türkiye’ye karşı kurduğu ittifaklara dikkat çekerek, bu yapıların tarihsel husumetlerini güncel stratejilerle sürdürdüğünü savunur. Toplumu aydınlatması beklenen ve “tartıcı” olarak adlandırılan kanaat önderlerinin, olayların arka planını görmekte yetersiz kaldıkları ve yanlış yöntemler kullandıkları vurgulanır. Devlet aklının tuzaklara düşmeyecek kadar deneyimli olduğu belirtilirken, iç ve dış tehditlere karşı uyanık olunması gerektiği ifade edilir. Özellikle tarikatların devleti ele geçirme gayeleri ve bölgesel planların bozulması gibi kritik meseleler üzerinden milli bir duruş sergilenmesi çağrısı yapılır. Sonuç olarak kaynak, Türkiye’nin jeopolitik bağımsızlığını koruma kararlılığını ve toplumsal farkındalığın önemini ön plana çıkarmaktadır.
Tartı: TDK’ye göre; ağırlık tartma aleti, çeki, ölçü, karar, yelkenleri indirip kaldırmaya yarayan ip. Tartıcı: Tartı aletini kullanan kimse.
Yazımıza konu olan kısım; ulusumuzu ilgilendiren konularda ve değerlendirmelerde kullanılması gereken düşünce sistemlerinin sağlıklı seçimi, işin altyapısının araştırılması, art niyet ve oluşumların sağlıklı tespiti, geleceğe yönelik ulusumuzun aydınlatılması, olası tehditlere karşı kamuoyunun uyarılması ve hazırlanmasıdır. Bu işleri yapanlara da “tartıcı” desek yeridir.
Bu yazım; Tuzak, Tartmak, Güvenlik, Sosyal Mühendislik, İkame ve Zorlamak başlıklı yazılarımla ilintilidir. Önce yazımızla ilgili konu başlıklarını sıralayalım:
Balfour Planları bozuldu.
Sykes-Picot düzeni bozuldu.
Devlet Bahçeli (1): “Tuzağa düşmeyeceğiz.”
İletişim Başkanlığı (2): “İsrail saldırısı not edildi.”
Emekli Askerler (3): “Türkiye doğacak sonuçlardan sorumlu olmadığını ilan etmelidir.”
ABD’nin İsrail Büyükelçisi, Türkiye’nin Suriye’deki varlığını tehdit olarak algılamış.
Alihan Kuriş ve Furkan Vakfı Başkanı Alparslan Kuytul hakkında açılan davalar (4)…
Basında aklı başında yorumlara denk gelsek de tartıcıların çoğunluğu ya yanlış tartı aletini (yöntemini) seçmişler ya da işin perde arkasını göz ardı etmişler; yeterince yüksek matematiği özümleyememişler. Bu nedenle ulusu aydınlatma ve kamuoyunun geleceğe hazırlanması işlemi başarısız olmuş halde. Bir adım ileriye bakarsak, kötü sonuçlar doğurma olasılığı daha güçlü.
Türk devleti organları, tuzağa düşmeyeceklerini açıkça söylüyor! Tuzaklar iç ve dış merkezli olarak hazırlanır. Dıştaki tuzakları anlıyoruz da içteki tuzaklar hakkındakileri sizlerin düşüncelerine bırakıyorum.
Alihan Kuriş ve Alparslan Kuytul hakkındaki kovuşturmalara gelince; rahmetli babam Hüseyin Kaleli‘nin özdeyişi aklıma geliyor. Oğulcağızım: “Hiçbir tarikat vesaire yoktur ki değişmeyen hedefi devleti ele geçirmek olmasın!”Şimdiye kadar babam Emekli Müftü Hüseyin Kaleli’nin yanıldığını görmedim.
Türkiye Cumhuriyeti devletinin Balfour ve Sykes-Picot düzenini bozduğunu Cumhur İttifakı ortaklarından birinin ağzıyla duyurmasının ardından adamlar, İsrail’i bize saldırgan tavırlarla yönlendirdiler.
İsrail kabilesi ile olan tarihi mücadelemize kimse değinmiyor; piyasadaki tartıcıların hiçbiri bu konu üzerine eğilmiyor. Nedenini anlayamadım. Arabistan Yarımadası’nda İngilizlerle savaşırken işbu kabilenin casusluk peşinde koştuğu herkesin bilgisi dâhilindedir. Bu nedenle Milis General Cevat Rıfat Atilhan‘ı rahmetle anarken, siz okuyucularıma Suzi Liberman romanını okumanızı salık veririm. Çünkü yüz yıl sonra torunlarından Suzi Liberman, İsrail’de bakan olmuştu. Devlet aklının ve karar alıcıların elbet tarihten çıkardıkları derslerin ışığında gerekli hazırlıkları yaptıklarına inananlardanım.
Dünyada hiçbir yapı devletimi erken doğuma veya vakitsiz bir savaşa sokamayacaktır. Devletimiz yeterli deneyime sahiptir. Hiçbir yurttaşımızın üzülmesine veya endişelenmesine gerek yoktur.
İsrail-Yunan-Hint kardeşliğine gelince; anlaşılan Hindistan, Gazneliler’den yediği dayakları unutamamış. O zamandan beri devletimiz Hindistan’ı gözden ırak etmemiştir ve onlarla mücadele edebilecek güç, kudret ve deneyime yeterince sahiptir. Yunanistan’a gelince; onun dil bilgisinde (i’rabda) yeri yoktur. Onu havlatanlara bakmak gerek; kurulan tuzaklar içinde piyonlardan biridir.
Üçlü kardeşler her fırsatta “Türkleri durdurun!” diye cıyaklıyorlar. Haberlerde sıkça bu cıyaklamaları duyuyoruz. İçimizde her fırsatta devletimizi patronlarına şikâyet edenlerle uyum içindeler.
ABD’nin İsrail Büyükelçisi buyurmuş: “İsrail, Türkiye’yi Suriye’de tehdit olarak algılıyor!” Peki biz, hinterlandımızda İsrail’i neden tehdit olarak algılamayalım ve haritadan silmeyelim? Zaten konuyu bilen ve devletin güvenlik alanındaki işleyişini bilen emekli askerlerimiz gerekenleri ekranlardan deyiveriyorlar. Çok söze ne hacet!
Görklü Çalap’ımız; hepimizi yanlış tartmaktan, yanlış tartı aleti (yöntemi) kullanmaktan ve devletimizin işini yokuşa sürecek söz ve davranışlardan korusun.
Görklü Çalap’ımızın görkemli selamları; tartıyı doğru kullananların, ölçüyü kaçırmayanların, gaza gelerek veya kasten savaş çığırtkanlığı yapmayanların üzerine olsun. Vesselam.










