Bu metin, siyasal ve sosyal mühendislik kavramlarını Türkiye’nin iç ve dış güvenlik dinamikleri üzerinden derinlemesine analiz etmektedir. Yazar, bu yöntemlerin toplumsal yapıyı bozmak, psikolojik manipülasyon yaratmak ve devlet kurumlarını zayıflatmak amacıyla nasıl kullanıldığını çeşitli güncel örneklerle açıklamaktadır. Göç politikaları, terör örgütlerinin faaliyetleri ve yabancı diplomatik misyonların saha çalışmaları, ülkeye yönelik hibrit tehditlerin birer parçası olarak sunulmaktadır. Özellikle ABD ve diğer dış güçlerin müdahalelerine karşı devlet aklının sergilediği direnç ve stratejik karşı hamlelerin önemi vurgulanmaktadır. Kaynak, milli değerlerin korunması ve dış kaynaklı toplum mühendisliği projelerine karşı uyanık olunması gerektiği mesajını içeren bir saha okuması niteliği taşımaktadır.
Bugün siyasal mühendislik ve sosyal mühendislik kavramları ve yaşadığımız olayları bu iki kavramın ışığında ele alacağız.
Siyasal mühendislik: Siyasi kurumların, yasaların ve seçim sistemlerinin belirli bir amaca veya iktidar düzenine göre, dışarıdan bilinçli olarak tasarlanmasıdır. Bu kavram; yasalar, Anayasa değişiklikleri ve kurumsal düzenlemeler yoluyla toplumun siyasi yapısını şekillendirme çabasını ifade eder.
Sosyal mühendislik: Saldırganların insanları kandırmak, korkutmak veya onlara yalan söylemek yoluyla gizli bilgileri ele geçirdiği bir psikolojik manipülasyon yöntemidir. Temel türleri arasında; oltalamak (phishing), ön yargı yaratmak (pretexting) ve tuzak kurmak (baiting) yer alır.
Göç ve göçmen politikaları, göç yerleri ve yerleşim biçimi ele alındığında acımasız sömürü, emperyalizm ve Siyonizm karşımıza çıkar. Bugün İspanya örneğinde olduğu gibi; Siyonistler, İspanya’da yaşayan Yahudilerin sürgün ve öldürülmelerinin intikamını almakta, İspanya’yı göçmenler aracılığı ile yıpratma yoluna gitmekteler! Aynı silahı bize karşı Suriye iç savaşında kullandılar. Neredeyse başarılı olacaklardı. Türk-Arap çatışması istiyorlardı, ancak devlet aklı devreye girerek bu oyunu boşa çıkardı. Toplum mühendislerini, sosyal mühendisleri devreye sokmuşlar, ellerinden geleni yapmışlardı.
Nüfuz ajanları; STK’lara yerleşmişler, toplumun kutsal değerlerini bozma ve yozlaştırma girişimlerini aralıksız sürdürmekteler. Örneğin: İddialar doğru ise; Ahbap Derneği ile toplumun yardımlaşma duygusu istismar edilmiş, devlete saldırılmıştır. “Devlet yok, Ahbap var.” söylemleri ortalıkta dolaşmıştı.
Ulusun dini değerleri ayaklar altına yine bir cemaat tarafından alınmıştı. Örneğin: FETÖ; dini değerleri istismar etmiş, devlete karşı isyan girişiminde bulunulmuş, PKK ile iş birliğine gitmişti.
Devletin en uç noktalara kadar örgütlenmesini tırpanlamak amacıyla, sosyal medyada Muhtarlıkların kaldırılması ısrarla isteniyor ve devlete yük oldukları işleniyordu. Bir taşla iki kuş vurulmak isteniyor ve istihbarata da darbe vurulmak peşinde koşuluyordu.
Siyasi kimlik taşıyanların bir kısmı; önce rahmetli Kamer Genç’in mezarı başında alkol şişeleri eşliğinde anma yapıyorlar, geçtiğimiz hafta içinde bir cami şadırvanında abdest alma görüntüleri veriyorlardı.

ABD konsolosluk görevlileri, Güneydoğu illerinde sahaya inerek halka terörsüz Türkiye hakkında ne düşündükleri yönünde çeşitli sorular sorarak araştırma yaptılar.[1] Ben aklımdan geçen deli soruları sıralamak istiyorum: Güneydoğu illerimiz yol geçen hanı mı! Her isteyen yabancı, halkımızın kafasını karıştıracak soruları rahatça sorsun, ortalıkta alenen gezinsin mi? Acaba devletimin yetkili organlarından izin aldılar mı?
O ABD; on yıllarca devletimin aleyhine faaliyet göstermiş, gemimizi (Muavenet) batırmış, askerlerimizin başına Süleymaniye’de çuval geçirmiş, aleyhimize Yunanistan’da üsler kurmuş, Suriye’de bizi engelleme faaliyetlerine girişmişti. Kıbrıs Harekâtı’nda ülkeme ciddi ambargolar koymuş, F-35’leri paramızı almalarına rağmen vermedi. Hava sahamızı korumak için istediğimiz Patriotları vermedi! Soydaşlarımız soykırıma uğrarken gönderdikleri Wilson Mektubu hâlâ hatırımızda! İşte bu ABD’nin konsolosluk görevlileri halkımın arasında dolaşıyor. Benzer davranışları bizim diplomatik misyonlarımız ABD’de yapabilir mi, meraktayım.
Devletimiz bazı konuları yarına bırakır amma yanına bırakmaz! Şartların oluşmasını sabırla bekler ve lüzumlu taşları döşer. Vakti gelende hepimizin yüreğine su serper.
Cumhurbaşkanlığınca yapılan açıklamada, Irak’la yapılan anlaşmalar ve Kerkük petrollerine %15 ortak olduğumuz bilgisi verildi. Sanırım %15 başlangıç. Irak’ta ordumuzun; soydaşlarımızı korumak, gönül coğrafyamızda huzuru ve istikrarı sağlamak, din kardeşlerimizin can güvenliğini temin amacıyla garantör sıfatıyla kalıcı olarak bulunması devletimizden en kalbi isteğimdir.
Yaşadığımız gelişmelere bakınca; devletimiz, siyasal mühendislik ve sosyal mühendislik çalışmalarını yakından takip etmekte, gereğini yerine ve zamanına göre icra etmektedir. Dikkat çekmeye çalıştığım iki husus ülkemde hibrit olarak uygulanmakta, iç içe geçmiş vaziyette. Devletimiz de engin deneyimleri eşliğinde tüm düşman faaliyetlerini sonuçsuz kılmaktadır. Benim saha okumam bu yöndedir.
Görklü Çalap’ımızın görkemli selamları; siyasal ve sosyal mühendislik yapanların yüreklerine korku salan, düşmanın nitelikli iş birlikçilerinin dillerini kesen, kollarını kıran, devletimizin kadim hedeflerine ve Kızılelma’ya koşanların üzerine olsun, vesselam.
1] AKİT TV, Gün Başlıyor programı, saat: 09.40 / 01.07.2026











