İkame

featured

Lütfullah Kaleli tarafından kaleme alınan bu metin, küresel güçlerin terör örgütlerini yeni nesil suç yapılarıyla ikame etme stratejilerini ve Türkiye’nin bu tehditlere karşı geliştirdiği milli savunma reflekslerini kapsamlı bir şekilde incelemektedir. Geleneksel terör yöntemlerinin yerini alan mafya tipi oluşumların, toplumsal düzeni sarsmak ve adalete olan güveni yıkmak amacıyla dış istihbarat servisleri tarafından birer araç olarak kullanıldığı vurgulanmaktadır. Yazar, bu suç şebekelerinin hukuki açıdan terör kapsamına alınması gerektiğini savunurken, Türkiye’nin bölgesel ittifaklar ve askeri modernizasyon yoluyla bu kuşatmayı kırmaya çalıştığını belirtmektedir. Jeopolitik düzlemde ise Ukrayna ve Ermenistan gibi ülkelerin benzer rollerle birbirinin yerine ikame edildiği, Karadeniz ve çevresindeki hareketliliğin doğrudan Türkiye’nin birliğini hedef aldığı ifade edilmektedir. Nihayetinde yazı, devlet aklının bu karmaşık operasyonlara karşı bilim ve tecrübe ışığında stratejik önlemler aldığını vurgulayan bir kararlılık mesajıyla sona ermektedir.

 

İkame: TDK’ye göre herhangi bir şeyin yerine koyma veya kullanma anlamına gelir. Yazımızın konusu ise devletimizin güvenliği ve iç düzensizliğe neden olabilecek yasa dışı yapılar ve yapılanmalardır.

Günümüze kadar terör yapılanmalarının, silahın yanı sıra siyasal görüş ve ideolojik amaçları vardı. Sıkça şehir gerillacılığı ve kır gerillacılığına yönelirler, kadrolarını genellikle okullardan edinirlerdi. Çoğunlukla 12 Eylül’den sonra kenar semtlere yöneldiler; gariban ailelerin çocuklarına ilgi gösterdiler.

12 Eylül ile birlikte gündeme mafya oluşumları girdi. Yasa dışıydılar; karanlık ilişkiler ağının ana kısmını oluşturdular. Kayıt dışı gelir edinilmesine neden olunuyordu. MASAK’ın kuruluşu bu yıllara denk gelmektedir.

Emniyette organize suçlar kısmı bu nedenle kuruldu (1981’de Kaçakçılık Daire Başkanlığı adıyla kuruldu; 1995 tarihinde Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı adını aldı – KOM).

Günümüzde ise geleneksel terörün modası geçmek üzere. Her kesimden kişileri kolay para kazanma, korkutma, mali suçlara itme, şantaj, tehdit, öldürme, yaralama, yurttaşları yasal güçlerin dışında başka kaynaklara yöneltme, yasal kurum ve kuruluşlardan umudunu kesme ve adaleti başka yerlerde aramaya özendirme gibi yolları benimseyen yeni nesil terör ve kargaşa yöntemlerine başvuran yapılarla yüz yüzeyiz.

Anlaşılan aradan geçen zaman içinde yapılan denemelerden olumlu sonuç alınmış olmalı ki, adı geçen yapılanmalar yerden mantar biter gibi çoğalıyorlar. Yasa yapıcılarından dileğim odur ki, bu tür yapı ve yapılanmalar terör kapsamına alınsın. Bu tür yapılanmalar; küresel Siyonist güçler ve emperyalist ülkelerce terör örgütlerinin yerine ikame ediliyor. Bu işin ilk dönemlerindeyiz.

Mafyanın türevlerinden olan bu tür yapılanmaların yabancı istihbarat örgütlerince kullanılması, yönlendirilmesi, yeni yöntemlerin öğretilmesi ve korunması neredeyse doğal bir durumdur. Kullanılıyorlar ve Avrupa ülkelerinde barındırılıyorlar.

Diğer bir deyişle; terör örgütlerinin yaptığı tüm yasa dışı işler ve vahşet, yüzüne yeni maske takmış haldedir.

Rusya-Ukrayna savaşına ve gelişmelere baktığımızda ise Ermenistan’ın yerine Ukrayna’nın ikame edilmek üzere olduğu söylenebilir. Tüm uyarılara rağmen Karadeniz’de gemilerimize ısrarla saldırması, Hazar Denizi’ndeki sessizliği İran gemisine saldırarak bozması, hedefi bizim birliğimize kasıt olan Kürt ve diğer ayrılıkçı unsurların hızla silahlandırılması dikkat çekici ve üzerinde düşünülüp araştırma yapılması gereken konulardır. Siyaset bilimciler, güvenlik uzmanları, uluslararası hukuk uzmanları ve istihbarattan emekli olanlar, Yunanistan’ın mütemmim cüzü hâline gelmek üzere olan -belki de ikame edilmesi düşünülen- bu konunun üzerine eğilmeli ve yurttaşlarımızı bilgilendirmelidirler.

Emperyalistlerin ve küresel Siyonistlerin anladıkları tek dil, gücün her türden olanıdır: siyasi, ekonomik ve silahlı kuvvetler. Günümüzün yeni nesil tehditlerine ve yeni şartlara göre hızla yapısal değişikliklere gidildiğini görmekteyiz. TSK bünyesinde yeni yapılanmalar ve donanımlar göze çarpmaktadır.

Türkiye-Pakistan-Suudi Arabistan anlaşması yeni tehdit ve olasılıklara karşı ön alındığını göstermekte; Türkiye’nin paraya ve nükleer güce ulaşmasını kolaylaştırmaktadır. Sosyal medyadaki eleştiriler ve bazı işgüzarların deyişleri laf-u güzaftır. Türkiye, Suriye ve Irak arasındaki ilişkilerin çokça güçlendirilmesi, yeni anlaşmaların yapılması ve Suriye ile deniz yetki alanlarının netleştirilmesi bu işin tacı olacaktır.

Devletin yetkili kurumlarından yapılan açıklamalar böyle düşündürüyor. Benim kanımca devlet aklı; aklın, bilimin ve deneyimin sonuçlarını ulusumuza sunuyor. Düşmanlarımız üzerine düşeni yapıyor; bizler ve devletimiz de üzerine düşeni yapıyor. Güçlü ve inançlı olanların kazanması ve zafer elde etmesi kaçınılmazdır.

Yaşadığımız şu sisli günlerde bir takım yeni gelişmelere ve sürprizlere hazırlıklı olmak bizlere iyi gelecek; gücümüze güç katacağa benzer.

Görklü Çalap’ımızın görkemli selamları; devletimizi güçlü, kadroları inançlı kılmak için uğraş veren, birliğimizi ve dirliğimizi daim kılmak için ömürler harcayan isimsiz kahramanların ve yurttaşlarımızın üzerine olsun, vesselam.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Haberiniz ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!