Güvenlik

featured

Bu yazı, güvenlik kavramını bireyin ve devletin tehlikelerden uzak, huzur içinde yaşama hali olarak tanımlarken, güncel jeopolitik tartışmalar üzerinden milliyetçilik ve vatanseverlik değerlerini savunmaktadır. Yazar, bazı medya mensuplarının milli duyguları bir eksiklik gibi göstermesine tepki göstererek, Türkiye’nin bekasının ancak bu değerlere sahip çıkılarak korunabileceğini vurgular. Özellikle Yunanistan, Kıbrıs ve bölgesel savaş tehditleri gibi hassas konularda devlet kurumlarının ve halkın uyanık olması gerektiği ifade edilmektedir. Kaynakta, emperyalist güçlerin kuşatma çabalarına karşı milli bilincin önemi ön plana çıkarılmaktadır. Son olarak, dış tehditlere karşı korkusuzca duran ve devletin gücünü artırmaya çalışanların desteklenmesi gerektiği mesajı verilmektedir.

 

Güvenlik: birey, toplum, kurum ve devletin; tehlike ve zararlardan uzak, korkusuzca, yasal düzen içinde yaşama halidir. Bizim konumuz devletin güvenliği ile ilgili kısmıdır.

Birey ve toplumun, kurumların korkusuzca yaşama halini sağlamak; devletin görev, sorumluluk ve eylemlerinden biridir.

Konuyu ele alma nedenimiz; bir kanalda, gazeteci kimliği taşıyan yurttaşımızın, beraber yorum ve analiz yaptıkları paydaşlarına, “Devletin güvenliği sizlere teslim edilemez!” diye yırtınması, sözlerini tekrarlaması ve “Siz milliyetçi duygular içindesiniz.” diye suçlar bir hal içinde olmasıydı.

Konu: Yunanistan ve Kıbrıslı Rumların Türkiye aleyhine olan tutum ve davranışları idi. Muhataplarından birisi Prof., diğeri ise istihbarat albaylıktan emekli akademisyen idi. Devletin güvenlikten sorumlu kurumlarından birinde ömrünü geçirmiş bir yurttaşımız.

Kimin haklı, kimin haksız olduğu bizim konumuz değil. Bizim konumuz: Etrafımızın ateş çemberine alındığı, ateşin harlandığı hassas bir dönemde; Devletimizin acımasız ve şiddetli savaşların içine çekilmek istendiği, çeşitli oyunların içine girildiği bir vakitte, milliyetçi duyguların aşağılanması; üzerinde ciddi ciddi düşünülmesi gereken hassas bir hal!

Devletin güvenliğinden sorumlu kurumlarda görevlendirilecek kişilerin belirlenmesi veya kurumlardaki görevlendirmelerin milliyetçi duyguları aşağılayan bir eksiklik olarak görülmesi yetkisinin bahse konu gazeteciye tevdi edildiğini ve televizyon programlarında icra edildiğini sanmıyorum. Bu hal için bilgim de yok. Devletimizin kurumlarından veya bahse konu gazeteci arkadaşımızdan geniş çerçeveli bir açıklama beklemek hakkımız olsa gerek.

Bu hale tepkimiz; düşünce özgürlüğü ve vatanseverlik duygularımızın güçlü olmasından kaynaklanmaktadır. Yoksa kimseyi karalama, haksız görme, yerme veya eksik görme amacına yönelik değildir.

Yunanistan; her kademe devlet yöneticisi vasıtasıyla T.C. Devletine düşmanca tavır takınmakta, aleyhimize silahlanmakta, her türden iftira, karalama ve ittifaklara girmekte; İstanbul’a göz diktiğini bildirmektedir. Aynı programdaki gazeteci yurttaşlarımız, “Konu bizim açımızdan İzmir’in kurtuluşu ile kapandı” diyorlar! Emperyalist ülkeler, bu manyaklara destek vermeye ve onları cesaretlendirmeye devam ediyorlar! Örnek: Fransa! Macron’un Kıbrıs ve Yunanistan’a verdiği destek ve T.C.’ye tehdidi çok yakında gerçekleşti. Bizim gazeteci yorumcularımız Fransa’dan korkuyorlar! Fransızları her zaman yendik! Bundan sonra da yeneceğimizden kimsenin şüphesi olmasın!

Devletimiz, İran – ABD – İsrail savaşının bölgesel bir savaşa dönüşebileceğini Dışişleri Bakanlığı aracılığı ile dile getirmişti. Emperyalistler ateş hattındaki kopuklukların giderilmesine çalışıyor. Kuzeyimizdeki ateş ile doğumuzdaki ateş; Ukrayna’nın Hazar Denizi’nde İran gemisine ateş açmasıyla birleşmiş duruma geldi. Türkistan coğrafyası ile bağlantı yollarımız ateş altına alınmak isteniyor.

Ukrayna’ya yardım etmemize rağmen, Ukrayna her fırsatta gemilerimize saldırmaya devam ediyor. Şimdi de ateşi Hazar Denizi’ne taşıma derdinde! Ukrayna’ya bu aklı verme ve cesaretlendirme işlemi, vaktiyle güzel yurdumu işgale gelenler tarafından yapılmaktadır.

İran’da yaşayan soydaşlarımız tehlike altında bulunmaktadır. Bazı gazetecilerimizin deyişi ile: “Vatan pazarlık konusu edilemez!” Devletimizin Kıbrıs’ta ve Doğu Akdeniz’de aldığı tutum bu görüşü destekler nitelikte. Örneğin: Navtex ilan edilmesi, Kıbrıs’a doğal gaz boru hattı döşenmesi, Oruç Reis gemisinin görevine başlaması ve benzerleri!

Görklü Çalap’ımızın görkemli selamları; düşmanlarımızdan korkmayan, milliyetçi duygu ve düşünceleri eksiklik olarak görmeyen ve aşağılamayan, mayınlı ortamlardan sağ salim çıkma uğraşı verenlerin ve devletimizi güçlü kılma çabası içinde olanların üzerine olsun, vesselam.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Haberiniz ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!