Erol Sunat
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Hazandı, Hüzündü, Dündü, Bugündü

Hazandı, Hüzündü, Dündü, Bugündü

0
Paylaş

Erol Sunat’a ait bu alıntılar, Kasım ayının hem doğadaki değişimlerle hem de toplumsal ve ekonomik kaygılarla ilişkilendirildiği lirik ve eleştirel bir deneme sunmaktadır. Metin, kuraklık, mevsimlerin dönüşü ve kasımpatı çiçeğinin güzelliği gibi doğa temalarını işlerken, aynı zamanda emekli ve asgari ücretlilerin zorlu ekonomik koşulları ve yaklaşan zam beklentilerini de dile getirmektedir. Kasım ayı, bir bekleme ve umutsuzluk dönemi olarak tasvir edilmekte, Aralık ve Ocak aylarında beklenen gelişmelerin belirsizliği vurgulanmaktadır. Yazar, hazan mevsiminin hüznünü ekonomik sıkıntılarla birleştirerek, hayat pahalılığı ve düşen maaşlar karşısında toplumun yaşadığı çaresizliği sorgulamaktadır.

 

Mevsimler dönüyor, mevsimle değişiyor. Bir bakmışsınız yağmur almış başını gitmiş, tek bir damla yağmur düşmemiş toprağa. Toprak yağmura hasret…

Dereler kurumuş, çaylar kurumuş, göller çekilmiş, barajlarda göletlerde su bitti bitecek…

Kasım ayı gelende, yağmur yüklü bulutlarla coşup gelsin koşup gelsin diye yollara çıktı insanlar.

Hazandı hüzündü dündü bugündü…

Kasım deyince birçoğumuzun yüzüne ilk kasımpatı güldü…

Kasımpatı…Kasım çiçeği…Kasım gülü…Varsın gül değildi desinler…

Sümbülde değildi…Ne leylakla ne de menekşeyle ilgisi alakası yoktu desinler…

Mesele o değil zaten Kasımpatının öyle bir iddiası da yok ki…

Hatta hiç olmadı…

O Kasım’da açar…O kasımla, kasım onunla güzel…

Rengarenk olması, her renginin ayrı bir manası olması da ayrı güzel…

Biz onunla süsledik çelenklerimizi…

Onunla gittik Atamızın huzuruna çocukluğumuzdan beri…

O olmasa soğuk Kasım günleri ısınmazdı inanın…

İnsanın yüzüne gülümseyen, onu göreni gülümsetendir Kasımpatı.

Gülmeyi unutanlara Kasım ayının armağanı gibidir adeta…

*****

Yılın sonu…

Hazandı hüzündü, dündü bugündü…

Moraller bozuk…

Umut pamuk ipliğine bağlı…Ha koptu ha kopacak…

Asıl mesele aralıkta ne olacak?

Hava kapalı…Hava puslu…Hava sisli…Rakamlar ikircikli…

Noktalı virgüllü…Bir nokta küsur, iki nokta küsur…

Kimde kusur?

Emekli, asgari ücretli, fakir-fukara, garip-gureba evde mahsur, yolda belde mahsur, sokakta mahsur, pazarda markette mahsur…

Kapılar duvar, kapılar kale, kapılar sur…

Kasım ne mi diyor?

Bekle…Dur…

Kasım’ın ilk haftası geldi geçti bile…

Bir ömür boyu beklemişiz biz…

Kaç sene geçmiş, kaç Kasım geçmiş ne saydık ne çetelesini tuttuk…

Öyle zamanlar geçti ki kasım, kendimizi unuttuk…

Aslında sen bizim dertleştiğimiz bir aysın…

İçimizi döktüğümüz…

Aralık ve ocağı düşünüp hayaller kurduğumuz, öyle mi kasım, böyle mi kasım, sen söyle kasım, var mı bu defa şansım diye sorduğumuz…

*****

Kasımdı güzdü…

Yine sararan yapraklar döküldü…

Yine bir çoğumuzu üzdü…

Hazan bitecek kış gelecek…

Rüzgarlar ıslık çalacak…

Soğuklar donduracak…

Bahara kadar kolay kolay geçmeyen, bitmek bilmeyen günler, haftalar geçecek…

Daha ne olursa anlayacağız bazı şeyleri…

Başımıza saksı düştü…

Taş düştü…

Anlayamadık…

Her şey gözümüzün önünde oldu bitti göremedik.

Yanımızda söylendi bangır bangır her şey duymadık…

Daha ne olursa göreceğiz, duyacağız mesela…

Ne olması lazım?

Ne kaldı geriye?

Daha ne olması lazım?

Neler olması lazım?

*****

Ekim gitti, kasım geldi…

Güzün son ayı Kasım…

Sonbaharla kış arası…

Kasım ve hazan, bir mevsim ki oyunbozan…

Yağmur yağar, kar yağar, çıkar gelir karakış…

Sonra bir tipi başlar, göz gözü görmez…

Kış sorar…

Kasım güzden mi, yoksa bizden mi?

Kasım kışa mı yakın, güz mevsiminin ayrılmaz bir parçası mı bilemiyoruz.

Keşke vatandaşımıza yakın olsaydı Kasım. Ya da biz öyle hissedebilseydik…Tam da kışın ağzında insanlar bir oh…diyebilselerdi. Kasım keşke aralık ayında gerçekleşmesi muhtemel zam gelişmelerinin güzel olan haberlerini verebilseydi.

Kasım, mali yılbaşı ocak ayı oldu olalı, aralarda kalan bir ay.

Aralıkta ne olur sorusunun cevabı Kasım’da yok…

Tahmini var olsa da…aralık oldukça uzun bir ay…

Daha doğrusu bekleyen için uzayıp giden bir ay.

Ne kaldı aralığa?

Arada kasım var…Kasım bitecek, aralık gelecek diye konuşanları duymadınız galiba…

Biz böyle değildik aslında…

Bize bir haller oldu…

*****

Biz çaresiz dertlere düştük…Çaresizce umutsuzca garip mi garip hallere düştük.

Ne sağımızı görebiliyoruz ne solumuzu.

Kafamızda halledemediğimiz bir yığın mesele…

Herkes o meselelerin içine öylesine gömülüp gitmiş ki…

Kimsenin kimseyi duyduğu yok, gördüğü yok…

Kasım ayı kapının önünde bekleme ayı gibi…

O kapı o bekleyenlere hiç açılmadı.

Aralanmadı bile…

Açıklamalarda yer alan haberimiz var, farkındayız, biliyoruz gibi kelimeler, kirayı, doğalgaz, elektrik ve su faturalarını ödemiyor.

Kasımdan sonra açıklanacak rakamların yanında refah payı gibi, seyyanen gibi beklentilerden de henüz bir haber yok…

Onlarla ilgili bir duyumda yok, gelişme de…

Ne yapsın Kasım?

Kasım ağzı dili söylemez bir ay, derdini söyleyenin derdini iletemez…

İyi bir şeyler olursa, o iyi şeyler Kasım ayına denk gelirse sevinir Kasım.

Ne yapsın Kasım? Kime ne desin? Atar içine bakmaz, ne nedene ne niçine?

*****

Gitti ekim, bitti ekim, çıktı geldi kasım…

Şunun şurasında ne kaldı 2026’ya?

Zamlar var zamlar, yolları zam döşeli, olamadık ne sevinçli ne neşeli

Kasım bir ara ay…Onca bekleyişin sonuna kadar gelinen aylarının on birincisi.

Ne mi diyor insanlar?

Hoştur Kasım, dahada hoş olacaktı boş olmasaydı tasım…

Ele hava hoş…Bizim eller boş, hayaller boş, ümitler boş. Yine laflar havada…Uçuyorlar yine…

Konacak dal bulamazlar onca dalın arasında…

Umut vat mı zam denen beklentiden?

“Bir ihtimal daha var…” şarkısı zamdan emekliye, asgari ücretliye geliyor yıllardır…

Açıklamalara göre, neymiş enflasyon düşmüş…

Ocağa kadar da paldır küldür düşmeye devam edecekmiş…

Enflasyon düşer…Maaşlar düşer…Etiketler düşmez…Piyasalar ucuzlamaz…

Yüz güldürmez çarşı Pazar marketler…

Enflasyon düşer. Emeklinin asgari ücretlinin alacağı kuşa döner…

Neticede ortada bir zam var mı yok mu?

Mademki var…

Zam lafını duyanların ellerinde avuç dolusu boş etiket var… Bir de etiketlere dokunacak bir kalem. Kasım ayının suskunluğu ondan galiba…Biliyor konuşamıyor.

*****

Kasım selam söyle, aralığa ocağa…

Ses çıkmayan dört köşeye bucağa…

Selam söyle görmez duymaz feleğe…

Selam söyle mor sümbüllü bağlara…

Selam söyle çiçek açmaz tepelere dağlara

Selam söyle…

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Haberiniz ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!