Hercümerç

featured

Yazar Erol Sunat, hercümerç kavramını odağına alarak toplumun içinde bulunduğu ekonomik dar boğazı ve sosyal karmaşayı ele almaktadır. Metinde, halkın alım gücündeki düşüş, enflasyonun yarattığı belirsizlik ve geçim sıkıntısı gibi can yakıcı gerçekler, şiirsel bir hüzünle tasvir edilmektedir. Yazar, resmi veriler ile sokağın gerçekleri arasındaki uçurumu vurgularken, insanların yaşadığı çaresizlik hissini bir çıkmaz sokağa benzetmektedir. Bu karmaşanın içinde emeklilerin ve dar gelirlilerin sesinin duyulmadığına sitem edilmekte, toplumsal yapının adeta allak bullak olduğu ifade edilmektedir. Nihayetinde bu durumun sürdürülemez olduğu ve tarih boyunca benzer engellerin yıkılmaya mahkum olduğu hatırlatılarak mevcut umutsuzluk tablosu gözler önüne serilmektedir.

 

Hercümerç kelimesine uzun yıllar önce, rahmetli Mehmet Akif’in “Çanakkale Şehitlerine” adlı şiirinde: “Herc ü merc ettiğin edvâra da yetmez o kitâb… / Seni ancak ebediyyetler eder istiâb.” mısralarında…

Ve yine rahmetli Mehmet Akif’in Bülbül şiirinin;

“Hayalimden geçerken şimdi, fikrim herc-ü merc oldu, / Selahaddin-i Eyyubi’lerin, Fatih’lerin yurdu.” mısralarında rastlamıştım.

Altüst, karmakarışık, darmadağınık ve allak bullak olma hali hercümerç…

Aynen bizim halimiz gibi…

Ne mi var bizim halimizde?

Bizim halimiz Yunus’un anlattığı gibi, “Bilmeyen ne bilsin bizi / Bilenlere selam olsun…”

Bilmeyenler, bilmek istemeyenler, üstüne bir de ahkâm kesenler, dertlerini döken insanların derdinden rahatsız olanlar, “Ha bir gün de şikâyet etmeyin… Ha bir gün de şükredin…” demekten kendilerini alamıyorlar.

Halden anlamayanlar diyorlar ki; marketlerde yok yok, lebalep dolu, çarşıda pazarda ne ararsanız var.

Var olmasına var amma…

Ortada parasızlık gibi, alım gücü gibi hercümerç bir durum var.

Asıl görülmeyen… Asıl fark edilmeyen… Asıl dile getirilmeyen… Asıl gözden kaçırılan…

Asıl duyulmasından rahatsız olunan konu, insanların işin içinden çıkamadığı bu ve benzer hâl…

***

Hercümerç olan, o ön yüze gelmesi istenmeyen, biliyoruz, farkındayız benzeri kelimelerle geçiştirilen mevzu…

Kanayan yara…

Ne kapanası var ne tedavisi…

Arada yapılan pansumanlar; yarana bakmadığımızı, seninle ilgilenmediğimizi söyleyemezsin babından yapılan müdahaleler…

Senede bir sefer yapılan zamlar ve yanında verilen o meşhur enflasyon farkları da teselli ikramiyesi…

Refah zammı, ara zam ve seyyanen gibi söz verilse de yapılmayan, yerine getirilmeyen argümanlara da ne zaman sıra geleceği, ihtimal hesaplarının dahi çözemediği bir denklem…

Bu ihtimal, genelde seçime endeksli seçim ihtimali belirdiğinde, adeta hemen yarın veriliyormuş gibi lanse edilen bir sunumla servis edilen bir başka hercümerç…

Şu meşhur tatlı “Trileçe” gibi bir şey…

Sadece resmi var, kendisini henüz gören yok. Bu tatlıdan herkese var sloganı ise öyle böyle değil…

Hercümercin tatlı olanı…

***

Ağustos ayına eriştik erişmesine de hercümerç olmaktan kurtulamayan, bir türlü toparlanamayan, kendine gelemeyen, umutsuz bir vakaya dönmüş olan halimiz yeni yılın ilk ayına kadar sürüp gitme eğiliminde.

Ayları saymaktan, mevsimleri biriktirmekten kendimizi alamıyoruz.

Biz bunu hep yapıyoruz.

Ağustos’un daha başı, Eylül gibi dert ayının katmerlisi eşiğimizde.

Sonra Ekim var, Kasım var, Aralık var…

Bir of çeksem diye başlasak, duyan olur mu acaba?

Gündüz ala karışık, gece karamsar. Gün geçmek bilmiyor, hafta aya doğru seksek oynuyor.

Kimimiz sokaklarda, kimimiz mutfaklarda kayıp…

Ağlıyor birçoğumuz, sırtını duvarlara yaslayıp…

İşte böyle bir halin adı hercümerç…

Yok daha ötesi berisi…

Allak bullak olmuşuz…

Ayakta durmak istiyorum derlerdi bir zamanlar.

En zor şeylerden biri ayakta durmak…

Veri bir virgül yetmiş sekiz…

Yeminle yok rahatlamaktan, borç yükünden kurtulmaktan bir iz…

Yalan mı söylüyoruz biz?

Açlık ve yoksulluk sınırları hercümerç…

Hayaller ve hayal kırıklıkları hercümerç…

Çıkış yolu yok…

Rakamlar soru sorana gönül koyuyor…

***

Enflasyon; düştüğüm yere kadar düştüm, az biraz yükselmiş olsam da bu rakam da düşme sıralamasına girer, düşme sayılır deme derdinde…

İş yok…

Aş yok…

Para yok…

Bir evim, bir arabam olsun yok…

Ben birine de razıyım diyebilen dahi yok…

Ne var?

Hercümerç…

Hercümercin açılımı çıkmaz sokak…

Nedir çıkmaz sokak?

Çaresizliğin ta kendisi…

Yalnız bırakılmanın en başta geleni…

Zorlamak yetmiyor.

İleri gidilmez, geri dönülmez, sağa sola baksan bir işe yaramaz…

Kaybolmanın, kaybolmuşluğun değişik bir anlatımı…

Soruyorlar…

Biz kaybolduk mu?

Hem de en iyi bildiğimiz sokaklarda, doğup büyüdüğümüz yerlerde, kendimizi can havliyle attığımız yerlerde kaybolduk…

Bizi aramaya çıkan da yok…

Sesime gel diyen de…

***

Çıkmaz sokakları kim icat etti?

Kim getirdi yolların üzerine o çıkmazları dikti?

Kim bu kadar içinden çıkılmaz bir labirent haline getirdi?

Kimine göre kader?

Kimine göre felek…

Kimine göre böyle gelmiş böyle gider…

Kimine göre üst üste biriken açmazların toplamı…

Yani içinden çıkabilene aşk olsun denilen bir hercümerç…

Çıkışın olmadığı yerde, çıkmaz sokak, nasıl durduracak insanı…

İnsan bu, tak eder canına, bulur balyoz misali bir şey, kırar parçalar çıkmaz sokak denen o hercümercin duvarlarını.

Yazılan destanların üzerine bir de çıkmaz sokak destanı yazılır.

Tarih çıkmaz sokakların nasıl parçalandığına ibret gösterilen olaylarla doludur.

Dünyanın en büyük çıkmaz sokağı, utanç duvarı da denilen Berlin Duvarı’ydı.

Berlin Duvarı yıkıldıktan sonra, ona benzemez yeni çıkmaz sokaklar, duvarlar icat edenlerin hiç şansı yok…

Mesele o raddeye gelmeden, getirilmeden çözülmesi gereken her ne varsa çözülmesi.

***

Enflasyon bir ay önce sıfır virgül doksan dokuza düşmüştü. Bu ay bir virgül yetmiş sekiz oldu. Düştüğü yerden şöyle bir doğruldu.

Hercümerç olmakla karşı karşıya geldi.

Enflasyon da girdi hercümerç dairesinin içine. Bile isteye olmasa da girdi.

Rakamlar zaten anlatılması zor bir hercümercin içine düşmüşlerdi de hercümercin onlara ayıracak zamanı yoktu.

Hercümerç her şeye maydanoz olan bir şey miydi?

Sanki biraz öyle…

Enflasyonun bir virgül yetmiş sekizle kafası karıştı.

İnsanların kafası daha da karıştı.

Niye düştü, niye çıktı?

Enflasyon ne güzel düşmeye alışmıştı diye düşünenler bile olmuştu…

Gerçi sebze meyve aman aman düşmese de enflasyon, düşe kalka ilerliyoruz cümlesinden aldığı destekle aramızda dolaşıyor.

Nedeni…

Hercümerç…

Biz hercümercin tam ortasında kaldık da enflasyon yakasını kurtarabildi mi?

Kurtaramasın inşallah… diyenleri duyuyor olmalısınız…

***

Etrafta o kadar çok yaygara koparan var ki…

Hercümercin kuşattığı, cenderelerde bunalttığı, yakasını bırakmadığı; fakir-fukara, emekli, asgari ücretli, atanamayan gençler, aylığı bir kira etmeyenler…

Ya biz, diyemiyorlar…

Ya biz dediklerinde, dönüp de bakan yok…

Aldıran yok…

Başını kaldırıp bakan yok…

Duyan uzun zamandan bu yana yok…

Göreni gören yok…

Garip bir hercümerç…

Anlatsan anlatılamıyor…

Konuşsan etrafında kimse kalmıyor…

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Haberiniz ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!