Bu hikâye, çocuk yaşta kimsesiz kalan ve bitmek bilmeyen arzuları nedeniyle “İsteği Bitmez” lakabını alan bir gencin destansı yaşamını konu almaktadır. Kahramanımız, imkânsız görünen talepleri ve sarsılmaz azmiyle önce yerel bir beyin, ardından ise Osmanlı Sultanı’nın dikkatini çekerek sarayda saygın bir savaşçı ve devlet adamına dönüşür. Çocukluk aşkına kavuşmak için verdiği mücadele, onu hem kendi köklerine dair gizli gerçeklerle yüzleştirir hem de bir isyanı bastırarak adaleti tesis etmesine vesile olur. Metin, sabır ve kararlılıkla şekillenen bu yükseliş öyküsünü, aile bağları ve sadakat temaları üzerinden geleneksel bir kıssa üslubuyla aktarır. Nihayetinde tüm isteklerine kavuşan kahraman, devletin en üst kademelerinde görev alarak bilgeliğiyle topluma hizmet eder.
Uzun uzun zaman önce memleketin birinin bir şehrinde küçük bir erkek çocuğu yaşarmış. Altı ya da yedi yaşlarındaymış. Kervancı olan babası bir harami baskınında ölmüş, anasını da haramiler esir pazarında satmışlar uzak bir diyara. Emmisinin yanında kalan çocuk bir anda hem anasından hem de babasından yoksun kalmış. Emmisinin beş tane kızı varmış. Dördü bu öksüz ve yetimden büyük, biri de iki yaş kadar küçükmüş. Emmi almış bu konuşkan, herkese sataşan çocuğu, en sevmediği adamın dükkânına göndermiş. Küçük çocuk dikilmiş kapıya, “Emmi” demiş, “Emmim dedi ki, kızını bana verecekmişsin.” Dükkândakilerin yarısı gülmüş, dükkân sahibi “Defol!” demiş, “O emmine söyle, bir daha seni gönderirse senin bacaklarını kırarım.” Küçük çocuk bu sefer o adamın evine varmış, çalmış kapıyı. Kapıyı küçük kızla anası açmışlar. Küçük çocuk “Ana” demiş, “Emmim kızını bana vermeni istedi. Babası yok dedi amma ben kimseden korkmam.” Kız gülmüş, anası “Bir daha bu kapıya gelme!” diye öyle bir bağırmış ki, sokak inlemiş. Küçük çocuk yılmamış, varmış o kızın babasının anasının kapısına, “Büyük büyük anam” demiş, “Bana torununu verecekmişsin. Emmim öyle söyledi, ben de çaldım kapını.” Yaşlı kadın, “Büyü de öyle gel, çok bilmiş” demiş. Çocuk, “Ben zaten büyüğüm” demiş, “Kız istemeyi bildikten sonra büyük olunmaz mı?” Şehir bu çocuğun, demişler, isteği bitmez mi hiç? Ve çocuğun adı İsteği Bitmez kalmış. Emmisi kimden alacağı varsa, çocuk o kapıyı çalıp, “Senden bizim şu kadar akçe alacağımız varmış, ver emmimin akçesini” diyormuş. Pazarda sac üzerinde gözleme yapan kadınların başında durup gözleme istemiş. Kimi başından savmış, kimi kovalamış, kimi “Kaldırma beni yerimden” demiş. Pazara herkesin korkudan titrediği şehrin Beyi gelmiş. İsteği Bitmez, “Beyim” demiş, “Durasın hele. Akçem yoktur, karnım açtır. Bu analardan bir gözleme istedim, veren yoktur. Bana da yazıktır, günahtır.” Bey gürlemiş: “Bre vicdansızlar!” demiş, “Merhametsizler, alt tarafı bir gözleme. Bu çocuk bu pazara ne zaman gelse yiyeceği gözlemelerin parası benden.” Gözleme pişiren kadınların olduğu yere bir kese akçe saçmış. Kadınların her biri İsteği Bitmez’in eline birer gözleme vermişler, ayran doldurmuşlar. “Ha kuzum” demişler, “Ne zaman geldin, gözlemen hazır.” İsteği Bitmez, “Emmim” demiş, “Bu şehrin ne iyi Beyi var” diye anlatmış olan biteni. Beyin adamları, “Beyim” demişler, “Öyle bir hayra girdin ki, o çocukta ana yok, baba yok. Tek bir emmisi var. O emmi de onu her işe koşar. O yüzden çocuğun adı İsteği Bitmez kaldı” demişler. Bey, “O çocuğun isteği varsın bitmesin” demiş. “Onu uzaktan takip edin, nerede takıldı düştü kaldırın. Ona kimin eli kalktı, o eli kırın. Emmisi bile olsa.”

İsteği Bitmez, dönmüş dolaşmış yine varmış kızın kapısına. Yine çalmış yumruklayarak. Bir mahalle toplanmış yine. Ana ve kızı açmışlar kapıyı. Kadın, “Yine niye geldin Allah’ın cezası?” demiş. İsteği Bitmez, “Ana” demiş, “Bu kızını isterim. Ha bu insanlar şahit olsun. Benden başka kim isterse istesin, başkasına verirsen olan işleri bozarım.” Kız yine çok gülmüş. Anası kapıyı İsteği Bitmez’in yüzüne öyle bir çarpmış ki, konu komşu kapı yerinden söküldü sanmışlar. İsteği Bitmez oradan varmış kızın babasının dükkânına, “Emmi” demiş, “Evinizden gelirim, kız anası kapıyı yüzüme kapattı. Verdim gitti de, söz gelmeyeyim kapınıza. Ters bir şey dersen Beye giderim. Kızını bana vermez diye şikâyet ederim.” Kızın babası, “Bey yetmez” demiş, “Sultana git.” İsteği Bitmez, “Sultan da kim” demiş, “Beyden büyük mü?” Herkes gülüşmeye başlamış. “İsteği Bitmez’in kafası karıştı” demişler. Oradan biri, “İsteği Bitmez” demiş, “Sultan ver kızını derse akan sular durur. Kimse itiraz edemez.” İsteği Bitmez, “Nerede bulurum o Sultanı” demiş, “Nerede oturur?” “Payitahtta” demişler, “Hem orası bu şehre çok uzak.” İsteği Bitmez, “İyi dinle emmi” demiş, “İstesen de istemesen de kızını bana vereceksin, ben diyeyim de ne düşünürsen düşün.” İsteği Bitmez’in boyundan büyük lafları şehrin dilindeymiş. Gittiği hiçbir kapıdan boş dönmüyormuş. Bu arada hem emmisi hem de şehrin Beyi tarafından iyice yüz veriliyor, bir dediği iki edilmiyormuş. Aradan bir sene kadar geçmiş, İsteği Bitmez’in istekleri sürmüş gitmiş. Şehrin Beyi, emmisini çağırmış. “Ben” demiş, “İsteği Bitmez’i Payitahta gönderiyorum. Tek kelam etmeyeceksin.” Bey, İsteği Bitmez’i bir kervancıya teslim etmiş, bir şeyler söylemiş. Çıkmışlar yola. Kervancı İsteği Bitmez’i pek sevmiş. Bir handa mola vermişler. İsteği Bitmez hanın içine dalmış, bakmış ki hancı dahil herkes bir adama izzetiikram ederler, karşısında el pençe divan dururlar, hürmette kusur işlemezlermiş. Hancının kaftanından çekiştirmiş, “Hancı emmi” demiş, “Kimdir bu ulu kişi?” Hancı, “Sultandır” deyince, İsteği Bitmez varmış Sultanın karşısına. Sultan bakmış, karşısında bir çocuk. “Bırakın konuşsun” demiş. İsteği Bitmez, “Bana” demiş, “İsteği Bitmez derler, Sultan sen misin?” Sultan, “O benim” demiş. İsteği Bitmez, “Ben de” demiş, “Zaten seni arıyordum. Sana kimse hayır diyemezmiş, lafının üstüne laf diyemezmiş. Benim şehrimde bir kızı beğendim, anası kapıyı yüzüme kapatır, babası dükkânından kovar, Beyimize desem başı belaya girer. Sen iyisi mi bu durumu var Sultana anlat dediler. Sultan da karşıma çıktı işte. Gerçekten sen ne dersen yaparlar mı?” Sultan kahkahalarla gülmeye başlamış. “Hay çocuk” demiş, “Beni seneler sonra güldürdün ya, Allah da seni güldürsün.” İsteği Bitmez, “Öyle lafla olmuyor Sultan emmi” demiş. Sultan kervancıyla bir şeyler konuşmuş. Aradan bir ay kadar geçmiş. Kervancı İsteği Bitmez’i alıp saraya, Sultanın huzuruna götürmüş. İsteği Bitmez, “Sultan emmi” demiş, “Sen burada mı oturursun?” Sultan, “İsteği Bitmez” demiş, “Burası Payitaht, ancak senin için değişen bir şey olmayacak. Nerede ne canın çekti, Sultan emmin ödeyecek. Senin kız isteme işini de unutmadım.” Sultan bu içinden geldiği gibi konuşan saf ve temiz çocuğu himayesine almış. Sultanın Ecesi, İsteği Bitmez’e bayılmış. İsteği Bitmez en iyi hocalarda okutulmuş, her silahı oldukça mahir bir şekilde kullanan Sultanın gölgesi gibi dolaşan yaman bir savaşçı olmuş. Şehrinden çok uzun yıllar ayrı kalmasına rağmen şehrini unutmamış. Sultan, “İsteği Bitmez” demiş, “Tebdili kıyafet eyle, bin atına, var şehrine. Çocukken istediğin o kızı bakalım isteyebilecek misin diye kendini bir dene.” İsteği Bitmez, “Estağfurullah Sultanım” demiş, “Ne haddime. O zamanlar çocuktum.” “Sen” demiş, “Yine öyle yap, bakalım neler olacak? Şimdi kapılardan sığmayan boylu poslu bir yiğitsin, şehir bir de seni böyle görsün, tanısın. Emmin, şehrin Beyi aslında seni beklerler. Bak bakalım kim gerçek bekler, kim yalandan; öğrenmenin tek yolu gitmek. Gitmeden öğrenemezsin.” İsteği Bitmez şehrine varmış, doğruca kızın oturduğu evin kapısını çalmış. Mahalleli, “Bu Bey de kim?” demişler. Kapıyı güzeller güzeli bir kız açmış. “Kim geldi?” diye anası da çıkmış kapıya. İsteği Bitmez, “Beni hatırlayan var mı?” diye sormuş önce. Bir çocuk, “Sen” demiş, “O anlatılansın, sen İsteği Bitmez’sin. Lakin geç kaldın Beyim, bu kızı babası birine verdi, yarın düğünü var.” İsteği Bitmez, “Ben” demiş, “Böyle bir şey olursa o olacak işleri bozarım demedim mi?” Yakalamış kızın elinden, atmış atının terkisine, varmış Beyin huzuruna. Bey, “Seni gördüğüme çok sevindim İsteği Bitmez” demiş, “Lakin bu kızın yarın düğünü var. O sözler çocukça sözlerdi, bir hükmü yok.” Kızın ise aklı karmakarışıkmış. Olanları anlamaya çalışırken, evleneceği genç çıkmış gelmiş Beyin yanına, “Sen” demiş, “Ne İsteği Bitmez’mişsin, bırak müstakbel hatunumu, zorla elimden alacak değilsin ya.” İsteği Bitmez, “Aynen öyle yapacağım” demiş, “Zorla elinden alacağım.” Kızın evleneceği adamı yakalamış, yerden yere çarpmış; kızın elinden tutmuş, atlamış atına, sürmüş gitmiş şehirden. Şehir karışmış, ahali ikiye ayrılmış: “O çocuk” demişler, “O kızı çocukluktan beri severdi, kaç kere istedi, kapılarına vardı, sayısını biz unuttuk. Kız da isteyerek gitmiyordu evleneceği adama, babası çok zorladı. Ne oldu, hak yerini buldu, geldi düğünden önce aldı sevdiğini, çıktı gitti.” Ahalinin bir kısmı ise, “Bu zorbalık” demişler, “İsteği Bitmez fazla şımardı. Durmak nedir bilmiyor. Bu yaptığı akla ziyan bir şey.” Beyden ses yok. Emmisinin ağzı kulaklarında. İsteği Bitmez, kızı bildiği bir hana götürmüş. Demiş ki: “Güzeller güzeli, böyle güzel olduğunu bilseydim yıllar önce gelirdim. Senin elinden nasıl tuttum, seni nasıl şehirden kaçırdım inan bilmiyorum. Bunun adına ne diyorlar bilmem.” Kız, “Ben” demiş, “Senin geleceğini biliyordum. Seni Payitahtta defalarca gördüm. Sultanımız babama kızını bir başkasına verme dediği halde babam beni ortağının oğluna vermeye kalktı. Anam sesini bile çıkarmadı. İçimde geleceğine dair belli belirsiz bir ihtimal vardı. Benim elimden tuttun ya, ben de elimi tutan bu eli bırakmam bundan gayrı.” Handa şahitler huzurunda İsteği Bitmez çocukluk aşkıyla evlenmiş. Evlenmiş amma şehirde kıyamet kopmuş. Kızın babası ve ortağı adamlarıyla İsteği Bitmez’in emmisinin evini basmışlar; emmisini öldürünceye kadar dövüp ölüsünü şehrin girişine atmışlar. Kızlarını da esir pazarında satmışlar. Şehrin Beyini zindana atıp şehirde isyan ateşini yakmışlar. Olaylar büyümüş, isyana meyyal şehirler kızın babası ve ortağının yanında olduklarını ilan etmişler. Kızın babası ortağını şehre Bey yapmış. Sultan, “İsteği Bitmez” demiş, “Hanımını Ecenin yanına bırak, birliğinin başına geç, asilere gereken dersi ver.” İsteği Bitmez, önce kendi şehrine destek veren asi Beylerin ve şehirlerin kendi şehriyle olan irtibatlarını koparmış. Şehir bir başına kalınca da bir gece baskınıyla girmiş şehre. Zindanda esir tutulan Beyi kurtarmış, ardından karısının babasını, Bey yapılan ortağını ve oğlunu yakalamış. “Emmimin” demiş, “Ne suçu vardı?” Karısının babası, “İsteği Bitmez” demiş, “O senin emmin değildi. Baba bildiğin adamın kardeşiydi. O haramilerin öldürdüğü adam, ananın hatırına sana babalık etti. Sen Beyin oğlusun; Beyin hiçbir zaman evlenemediği, ailesinin rıza göstermediği kadının oğlusun. Ananı o haliyle ortada bırakmadı o ölen kervancı. Benim ortağımdı. Emmi dediğin adam da Beyin has adamı. Seni bile bile üzerime saldılar. Sultan benim kızımı kime vereceğime nasıl karışırdı, lakin karıştı. Ne yapacaksın? Emmim dediğin Beyin adamının davasını mı yürüteceksin?” İsteği Bitmez, “Be insafsız!” demiş, “Anamı da emmimin kızlarını da esir pazarında sattıran sen değil misin? Şu ortağım dediğin alçakla damadın yapacağın soyguncuları neden affedeyim? Emmimin kızlarını buldurdum. Anamın izine rastlayamadım. Ya söyleyeceksin ya da söyleyene kadar sen bilirsin.” On gün kadar sonra İsteği Bitmez’in karısı da şehre gelmiş. Şehrin meydanında, “Ahali!” demiş, “Birçoğunuz benim babamın ortağının oğluyla evliliğime rızam olmadığını bilirsiniz. Bazıları bildikleri halde bilmezden, görmezden gelmekten utanmadı. Ne oldu? Hak yerini buldu. Babam bu şehrin en kötülerinin başında gelirdi. Anam sonuna kadar babamı desteklemekten vazgeçmedi. Çünkü babamın ‘ortağım’ dediği adamın baba bir bacısıydı. Benim yerim Beyimin yanı. Ne karar verirse versin, sonuna kadar yanındayım.” İsteği Bitmez, atmış isyanın elebaşlarını zindana, Sultanın emriyle Payitahta geri dönmüş. Sultanın huzuruna vardığında Sultan, “İsteği Bitmez” demiş, “İnsanların bir yerde isteği bitme noktası vardır derler ya, sen şimdi tam da oradasın. Sen isyanları bastırırken ben de yıllardan beri senin kayıp olan ananı buldurdum.” Biraz sonra içeri bir kadın girmiş. “Sultanım” demiş, “Oğlum bu delikanlı mı?” Ana oğul sarılmışlar. Sultan, “İsteği Bitmez” demiş, “Sevdiğin kızı aldın, ananı buldun, gerçek babanı da. Bitti mi artık isteğin?” Anlatırlar ki; İsteği Bitmez almış karısını, Sultanın verdiği elçilik görevine gitmiş. Yüksek ikna kabiliyeti ve sempatikliğiyle Sultan için hem elçilik hem de arabuluculuk görevlerinde bulunmuş. Anasını yanından ayırmamış. Arada bir Bey olan babasını da ziyaret edermiş. Bu arada Beyin karısı ölmüş. Bey, İsteği Bitmez’in de araya girmesiyle İsteği Bitmez’in anasıyla evlenmiş. İsteği Bitmez’in karısının babası ve anası sürgüne giderken Sultan, gelin kızın babasının ortağını ve oğlunu yanına istetmiş. Bir daha hiçbirinden haber alınamamış. İsteği Bitmez’in oğulları, kızları olmuş; memleketin hayrına yapmış olduğu elçiliklerden sonra Sultan onu kendine Vezir eylemiş. Sultandan sonra yerine geçen Şehzade, “Babamın Veziri benim de Vezirimdir” diyerek İsteği Bitmez’i görevine devam ettirmiş.
Şehir şehire, İsteği Bitmez İsteği Bitmez’e, ana anaya, baba babaya, emmi emmiye, emmi kızı emmi kızına, kız kıza, kız anası kız anasına, kız babası kız babasına, Bey Beye, Sultan Sultana, Han hana, Hancı hancıya, kervan kervana, kervancı kervancıya, Sultan Sultana, ortak ortağa, ortağın oğlu ortağın oğluna, isyan isyana, meydan meydana, ahali ahaliye benzer.
Bir kıssadır anlatılan. Her kıssadan bir hisse alına denmiştir. Bu hikâyede anlatılanlarla bir benzerlik var ise tamamen tesadüften ibarettir. Ne kimse gönül koya ne de alınganlık göstere…
Sürçülisan eylediysek affola…
Bir dahaki sefere daha güzel bir hikâye anlatırız inşallah…











