1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. A. Yağmur Tunalı
  4. “Gizlide gebe kalan âşikâre doğurur”

“Gizlide gebe kalan âşikâre doğurur”

featured

Bu köşe yazısı, Türkiye’nin mevcut siyasi iklimini, toplumsal ayrışmayı ve iktidarın güç kullanımını eleştirel bir perspektifle ele almaktadır. Yazara göre, suni bir kaos ortamı yaratılarak demokratik usuller devre dışı bırakılmakta ve hukuksuz uygulamalar toplum nezdinde normalleştirilmektedir. Özellikle Meclis’ten geçen kapalı kapılar ardındaki düzenlemeler, milli egemenliğe bir tehdit ve tarihsel bir dayatma olan Sevr Antlaşması’na bir atıf olarak yorumlanmaktadır. Devlet yönetimindeki adam kayırmacılık ve denetimsizlik gibi yapısal sorunların ülkeyi bir belirsizliğe sürüklediği vurgulanmaktadır. Sonuç olarak yazar, kapalı kapılar ardında yürütülen süreçlerin eninde sonunda gün yüzüne çıkacağını ve toplumun bu gerçeklerle yüzleşeceğini savunmaktadır.

 

Hani kırk kere söylenirse yanlışlar doğru gibi algılanmaya başlar ya, tam öyle oldu. Memlekette şu veya bu kesim arasında husumet yok. Etnik kavga yok. Karışıklık yok. Vatandaş olarak hepimiz eşitiz. Varsa haksızlık, hukuksuzluk hepimiz için. Bugün bana, yarın sana. Vatandaşın düşüncesi bu. Hâlâ bu ve doğru.

Yüz elli yıllık bir kurgunun piyasaya sürülüşünün yeni bir aşamasındayız.

Eskiyen yeni iktidarımız zamanında hukuksuzluğa zemin hazırlama enstrümanları çeşitlenerek devam etti. Etnik etiketli terör de bu amaca hizmete koşuldu. Şimdi terörden kurtulacağız derken de değişen bir şey yok. Hem teröre karşı hem de teröristlerle anlaşma zemini bulduğumuzu söylediğimizde, değişmeyen hukuk dışı uygulamaların yarattığı kaos artıyor. Tezada bakar mısınız? Hemen her konuda manipülasyona açık hâle getirilirseniz böyle olur. Her gelen oynar.

 

GÜÇ ZEHİRLER

Gücü ele geçirenin hedefe varması için her yol denenebilir. Demokrasilerde düşünülmeyecek normal yolları kapatma yolunu seçmemiz böyle geldi. İktidar yanlıları da dâhil herkes kıskaç altında hissediyor. Özellikle güçlü görünen, seçim kazanan rakipler mercek altında. Belediyeler türlü oyunlarla ellerinden alınıyor. O kadar sık ve çok oluyor ki kimsenin yadırgayacak hâli kalmıyor.

Dikkat buyurun, yol aynı. Tekrar ederek ve çoğaltarak, ürküterek, korkutarak sonuç almaya bakılıyor. Hangi kapıyı açsan bir kaos fırtınası esiyor. Bitmeyecek yıkım ve enkazlarıyla karşılaşılıyor.

Arızalarımızı düzelteceğimize, yenileriyle problem yaratmaya ve var olan farklılıkları, ayrılıkları çatışma unsurları hâlinde kurgulamaya başladık. Kamplaşma ve ayrışmadan beslenir hâle gelen yapılar oluştu. Yeni Türkiye dediğimiz böyle karıştırılmış bir memleket oldu.

Gücü verdiklerimiz, gücü kendileri için kullanıyorlar. Kayırmacılık, nepotizm alıp başını gidiyor. Adaletsizlik serseri mayın gibi tepemizde dolaşıyor.

Son “süreç” de bu çok yönlü oyunun bir parçası.

BİR YABANCI GÖZÜYLE KENDİMİZE BAKSAK

Konuşulanların ay ay, gün gün kronolojisini çıkaran yabancı bir meraklı, ilk anda oyun oynadığımızı zannedebilir ve havanda su dövdüğümüze hükmedebilir. Biraz daha içine girince boş beleş bozucu işler zannedişi iyice netleşir. Konuşanları sınıflandırınca ve ne dediklerine bakınca kafası büsbütün karışır. Aynı adamların, baştan ayağa bugün başka, yarın başka konuştuklarını görünce isimler, resimler, etiketler karışır; “Kim bunlar?” demeye başlar.

Dışarıdan bakan hiç kimse bu kadar kötülük düşüneceğimizi düşünemez. Adım adım ilerledikten sonra hiç ihtimal vermeyeceği bir profili görür. Bu adamlar, sadece bir yerlerden üflenen sözleri tekrar ediyorlar. İnceledikçe zembereği kurulu elektronik papağanlara benzediklerini fark etmesi hayretini büsbütün artırır. Görür ki bu insanlara yüklenen yalnız “Sahibinin Sesi” kodlarıdır.

 

SÜRECİ ZORLAYAN KILIFINI BULAMADI

10 Ağustos’ta Meclis’te oylanan “Çerçeve Yasa” bu bakımdan da turnusol kâğıdıydı. Bizi bize gösterdi. Milletvekili diyerek seçip gönderdiklerimizin, bildiğimiz yasama erkini kullanan Meclis’in üyesi profiliyle alakasının olmadığını düşündüren sahneler yaşandı. On binlerce oyla seçilen milletvekili dediğimiz kişilerin boş sayfaya imza attığı konuşuldu. Düşünmelerinin, anlamalarının önü kesildi. Nasıl bir hipnozla ise ses çıkarmadılar. Kuzu kuzu imzaladılar.

Yani dostlar, tasarıyı bizim gibi onlardan da gizlediler. Bu skandaldır diyemeyeceğim. Skandalı, beklenmeyen, şok edici derecede kötü bir sapma olarak anlarsınız. Bunu anlayamazsınız. Olsa olsa düpedüz her türlü değer ve bağdan kopuştur; demek de açıklayamaz.

Hukukçu olmadığım için hüküm vermem yanlış olabilir. Kanunu sakatlayan, hepimizin görebileceği bir düzine yanlışlık içinde bunu da sayabilirsiniz.

O zaman iş nasıl bu camsız çerçevesiz tasarının kanunlaşmasına geldi ve kimler kimlerle beraber oy kullandı? Şimdi cevabına yeltenmeyeceğim bir soru da budur.

 

SEVR ŞARTLARINDA MIYIZ?

10 Ağustos 2026. Bu tarih unutulmaz. 106 yıl sonra aynı gün o kanunu oylayarak Sevr’i hatırlattılar. Bana kalırsa metinde ne yazdığı ikinci plandadır. Asıl mesaj budur. Zayıfsınız, elimize düştünüz, yeni Sevr’i imzalayacaksınız demek istediler. Bizimkiler de istemeseler de uymak zorunda mı kaldılar? Böyle bir başlangıç tasarısına böyle bir günde ancak böyle bir mecburiyetle imza konur. Sevr sonrası olduğu gibi gereken de memleketin diğer güçleriyle yapılır.

Biz Sevr şartlarında o karşı hamleyi yapabildik. 10 Ağustos 1920’de üç delegemizin imzaladığı Sevr’i işgal altındaki İstanbul’da Sadrazamımız da Padişahımız da imzalamadı. Kabul etmedik. Milli Mücadele’nin ateşi yakıldı ve “savaşa devam ediyoruz” dediğimiz için hiçbir ülke meclisinden geçiremedi.

Şükür ki o şartlarda değiliz. O hâlde hangi güç, nasıl bir cüretle o sonuçsuz kalan işi tamamlayacağız der gibi bize Sevr’i hatırlattı? Hangi el hazırlayarak bizim Meclisimize o tasarıyı gizli saklı getirdi, oylattı ve kabul ettirdi?

Bilen ve bize açıklayan yetkililer olursa konuşuruz. “Gizli saklı geldi ve kabul edildi, niye bilgi versinler?” diyeceksiniz. Sevr’i hatırlattıklarına göre bilinsin istediler. Bizim dışımızda bir oyun varsa bilelim. Zaten bilinir, atalar sözü malumdur: “Gizlide gebe kalan âşikâre doğurur”.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Haberiniz ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!