1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Erol Sunat
  4. AĞUSTOSLA ARAMIZA KİMSE GİREMEZ

AĞUSTOSLA ARAMIZA KİMSE GİREMEZ

featured

Ağustos ayının Türk tarihindeki eşsiz ve kutsal yerini derin bir milli şuurla ele almaktadır. Yazara göre bu ay, Malazgirt Zaferi’nden Büyük Taarruz’a kadar uzanan bin yıllık bir kahramanlık destanının simgesidir. Makalede, Sultan Alparslan’dan Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e kadar vatan topraklarını mühürleyen liderlerin zaferleri onurlandırılmaktadır. Türk milletinin bu kutlu zaman diliminde yenilmez bir iradeyle kenetlendiği ve hiçbir gücün bu bağa engel olamayacağı vurgulanmaktadır. Anadolu’nun ebedi bir vatan oluşu, tarihi gerçekler ve zafer nişaneleri üzerinden duygulu bir dille anlatılmaktadır. Sonuç olarak eser, Ağustos’un Türk milleti için bir bağımsızlık ve şeref simgesi olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.

 

Her bir ay başkadır, doğrudur amma, Ağustos bizim için bir başka.
Ağustos Türk Milletinin kutlu ayıdır.
Her günü ayrı kutlu…
Coğrafyadan vatana uzanan o sevginin tam kalbindedir ağustos.
Ağustosla aramıza kimse giremez…
Ağustos rıza göstermez…
Razı olmaz, bizde öyle…
Girmeye kalkanın hâl ve ahvalini Tarih bilir, merak eden bir zahmet Tarihe bir göz atar.
Sultan Alpaslan’ın babası, Sultan Tuğrul’un ağabeyi Çağrı Bey gününden bu yana bu böyle…
Sadece mi o mu?
Güzel Türkiye’mizle de aramıza kimse giremez.
Hem de hiç kimse…
Ağustos, Beylerden, Sultanlardan nişane bize…Bin senelik bir yadigâr…
Ağustos Malazgirt’tir…
Ağustos Otlukbeli’dir….
Ağustos Çaldırandır…
Ağustos Mercidabık’tır…
Ağustos Mohaç’tır…
Ağustos Sakarya’dır…
Ağustos 26 Ağustos’tur…
Şair Yusuf Ziya Ortaç’ın, “26 Ağustos gece sabaha karşı / Topların çelik ağzı çaldı bir hücum marşı…” diyerek o destanın hikayesini anlattığı mısralar o büyük zaferin 30 Ağustos’un Başkumandanlık Meydan Muharebesinin başladığı ve İzmir’in kurtuluşuna kadar uzanan günlerinin başlangıcıdır Ağustos…

*****
Ağustos Malazgirt galibi Sultan Alpaslan’dır…
Ağustos İstanbul Fatihi Fatih Sultan Mehmet’tir…
Ağustos Mısır Fatihi Yavuz Sultan Selim’dir…
Ağustos Sultan Süleyman’dır üç kıtada at koşturan Tuna’dan ta…Nil nehrine uzanan…
Ağustos Gazi Mustafa Kemal Paşa’dır. İşgal altındaki vatan topraklarını yedi düvele karşı ölümüne savunan, her karış toprağını Mehmetçiğin süngüsüyle geri alan Sevr denen o anlaşmayı paramparça eden Türkiye Cumhuriyeti’nin banisi…
Ağustos destanının başlangıcı 26 Ağustos 1071’e uzanır. Bu destan öyle bir destanki…
Bu destanda, Anadolu’da yeni bir Türk devleti kuran Türk Oğuz’un Kınık boyundan Kutalmış oğlu Süleyman Şah var. Haçlı seferlerini durduran, Kudüs’e kalkan olan Kılıçaslanlar var. Kahramanlar kahramanı Sultan Mesut var.
Selçuklunun bilge sultanı Uluğ Keykubad da denen Alaeddin Keykubad var.
Türk Oğuz’un Kayı boyundan Ertuğrul var, Doğu Roma’nın böğrüne saplanan mızrak misali…
Ertuğrul oğlu Osman var, Roma tekfurlarına baş eğmeyen, ellerinden kalelerini çekip alan.
Osman oğlu Orhan var.
Sultan Orhan…
Gelibolu’ya çıkan, Balkanları işaret eden, Bursa dahil, İznik dahil fethetmediği şehir kale ve hisar kalmayan…
Kosova kahramanı Muradı Hüdavendigar var.
Niğbolu’nun destan yazanı Yıldırım Beyazıt var.
Fetret devrinden devletini düze ve düzlüğe çıkaran Çelebi Mehmet var…
Varna ve II. Kosova galibi II. Murat var

*****
26 Ağustos, tarihin şahit olduğu belli ki zevkle kaleme aldığı, bin yıl ötesinden süzüle-süzüle bugünlere gelen bir destan olarak herkesin dilinde…
Bu destanın içinde nice diyarlar var, Payitahtlar, şehirler, adı efsanelerde geçen dağlar, ovalar, yaylalar, akarsular var.
Adı Avrupa, adı Asya adı Afrika olan kıtalar var.
Bu destanın kalbi Anadolu.
Malazgirt’in, Miryokefalon’un Türk Milletini hayallerine kavuşturduğu bir ölümsüz destan…
Kimsenin kimseye değil, yaratanın Türk Milletine bahşettiği, lütfettiği ve vatan olarak önüne serdiği bir coğrafya.
Anadolu coğrafyası Ağustos mühürlü…
Ağustosun her bir günü zafer Türk Milletine…
Ağustosa sökmez Sevr…
Ağustos’a sökmez dayatmalar, haritalar, bilmem ne kadar yıldır kurulan boş hayaller…
Ağustosa çarpan 30 Ağustos’a çarpar…
Ağustosa çarpan Malazgirt’e çarpar, Büyük Taarruza çarpar…
Ağustosa çarpan Fatih Sultan Mehmet Hana çarpar, Yavuz Sultan Selime de…
Ağustos’a çarpan şehitlerimize çarpar…
Malazgirt’ten hatta ondan da ötesinden bin seneden bu yana bu topraklar için verdiğimiz onca şehit kalkar ayağa…
Türk’e çarpan onmaz…
Türk’e çarpan bir daha kendine gelemez…
Türk’e çarpan, toplar pılısını pırtısını çeker gider her nereden geldiyse, aynen İstiklal Savaşı sonrasında olduğu gibi…
Anadolu’da, işte onun içindir ki, Ağustos fena çarpar adamı…
Çarpılan kendine gelemez, bir daha iflah olmaz.

*****
Ağustos Türk tarihi için dopdolu bir ay, Tarih adeta bu ayı Türk Milletine tahsis etmiş.
Ağustos, Türk milletini söyler…
Türk milletini anlatır.
Türk Milletinden anlatır…
Onun içindir ki Ağustos’la aramıza kimse giremez.
Kim, Ağustos’la aramıza girmeye kalksa…
Maya çalsa, maya tutmaz…
Söz verse, söz bozulur…
Plan yapsa, ters yüz olur…
Yola çıksa, Ağustos’ta, kara, tipiye borana, doluya, sele, yele tutulur.
Ağustos başka aylara benzemez…
İyi bir tarih danışmanınız yoksa, Ağustos’un içinden çıkabilene aşk olsun.
Vakti zamanında İngilizler, Fransızlar, Ruslar, Ermeniler, Yunanlılar çıkamamışlardı…
Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın Türk Milletiyle yazdığı destan karşısında darmaduman olmaktan kurtulamamışlardı.

*****
Bugün 26 Ağustos tarihine denk düşen, Malazgirt’in üzerinden tam 955, Büyük Taarruzun üzerinden 104 yıl geçti.
İki kutlu gün. İki kutlu bayram. İki kutlu sevinç günü.
Bu kutlu günleri birbirine bağlayan anlamlar derin.
26 Ağustos, Türk Milletinin evlatlarının ecdatlarını yanıltmadığı onların izinden yoluna emin adımlarla her hâlükârda yürüdüğünün bir ifadesi.
Dün neyse, bugün de o…
Rahmetli Kazım Karabekir Paşa’nın yazdığı gibi, “Türk yılmaz, Türk yılmaz, cihan yıkılsa Türk yılmaz…”
Yüzyıllar boyunca bu coğrafya ihanetlerin, hıyanetlerin, entrikaların, hilelerin, tuzakların daniskasını gördü. İşbirlikçiler, hainler, dost bilinenlerden, dost sanılanlardan alınan darbeler insanın aklına gelen gelmeyen ne varsa göre göre geldi Türk Milleti…
Yılmadı, yıkılmadı, dağılmadı, bölünmedi, parçalanmadı, her defasında bir oldu, birlik oldu kalktı ayağa…
Türk Milletini yok etmeye çalışanlar her daim onun o bir olmasına birlik olmasına hücum etti.
Bin yıldır bölme ve parçalama işlemini güncelleyerek karşımıza dikilmeye devam ediyorlar.
Muvaffak olamadılar, olamayacaklarda…
Türk Milleti her defasında düştüğü yerden doğruldu, ayağa kalktı. Kendini dağıtmayı çalışanları perişan etti.

*****
Bin senelik bu süreçte, bir olalım diyenler bir olmadı. Sözünde durmadı. Kardeşiz diyenler kardeşlikten caydı.
Vatanın bağrına hançerini dayayanlar istisnasız her dönem vardı, her dönemde var oldular. O içinden çıkılmaz dönemlerin her defasında çıktı içimizden bir kahraman her birinin ipliğini pazara çıkardı, yok oldular…
Kolay değil, onca yüzyıl geçti. Ortalık hiçbir zaman güllük gülistanlık değildi.
Malazgirt’in 26 Ağustos’undan bugüne üç koca devlet gördü bu coğrafya…
Hiç kimseler giremedi o kutlu Ağustoslarla aramıza…
İnanın giremeyecekte…
26 Ağustos uğurlu bir gün Türk Milletine. Uğur getirdi. Yüzünü güldürdü. Bahtını ve yolunu açtı.
Kutlu olsun…

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Haberiniz ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!