1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Rıza Tahir Yel
  4. EKMEĞİ KURTARIRKEN AHIRI FEDA ETMEK! | TARIM POLİTİKALARINDA ÇİFTE STANDART

EKMEĞİ KURTARIRKEN AHIRI FEDA ETMEK! | TARIM POLİTİKALARINDA ÇİFTE STANDART

featured

TMO, milyonlarca tonluk buğday stokuyla ekmek fiyatlarına güçlü bir kış freni yaparken; artan maliyetler altında ezilen süt üreticisi derin bir sessizliğe terk ediliyor. Çiğ süt fiyatlarındaki baskının, yarın karşımıza devasa bir et krizine dönüşerek çıkması an meselesi. Peki, raftaki enflasyonu düşürmeye çalışırken ahırları boşaltmak ülkemize neye mal olacak?

Devletin elindeki en güçlü fren pedalı buğday stokudur. Bu hafta o pedala sonuna kadar basıldı. Aynı hafta ahırdaki üreticinin feryadı ise sessizliğe çarptı. Bu tesadüf, tarım politikamızdaki çifte standardı gösteriyor.
5,5 Milyon Tonluk Satış: Un ve Ekmek Fiyatlarına Kış Freni
TMO, 5 Ekim’den itibaren toplam 5,5 milyon ton ekmeklik ve makarnalık buğdayı satışa sunma kararı aldı. Kurum, önceki yıllardan devreden stoklarla bu yılın alımlarının güçlü bir stok seviyesi yarattığını belirtiyor. Asıl önemli ayrıntı fiyatta: hasat döneminde ilan edilen satış fiyatlarında herhangi bir değişiklik ve artış yapılmadı. Listeye göre ekmeklik buğday ton başına 16 bin 750 TL ile 18 bin 500 TL arasında satılacak.
Bu karar yerinde. Un sanayicisi kışa girerken ham maddesinden emin olacak, fırıncı zam gerekçesi bulamayacak, sofradaki ekmeğin fiyatı spekülasyondan korunacak. Piyasayı düzenleyen devlet, bu işin nasıl yapılacağını gösteriyor. Ancak buradan çıkardığım ders, bu regülasyon refleksinin hep aynı yönde çalıştığı.
Çiğ Süt Üreticisinin Maliyet Çıkmazı
Şimdi aynı haftanın öbür yüzüne bakalım. Ulusal Süt Konseyi, 16 Temmuz’daki değerlendirmesinde 24,30 TL’lik tavsiye fiyatın sürmesine karar verdi ve fiyatı ekim ayında yeniden ele alacağını açıkladı. TÜSEDAD da konseyin üç ayda bir güncelleme kararını hatırlatarak, 1 Ekim’de güncelleme yapılması çağrısında bulundu. Bu yazı yazılırken 1 Ekim geçmiş, ancak yeni tavsiye fiyat henüz açıklanmamıştı.
Rakamlar ortada. TÜSEDAD’ın hesabına göre bir litre sıcak çiğ sütün üretim maliyeti Temmuz’daki 26,87 TL’den Ağustos’ta 28,50 TL’ye çıktı. Dernek bu hesabı 100 sağmal hayvanlı, hayvan başına günde ortalama 30 litre süt veren bir işletme modeline dayandırıyor. Tavsiye fiyatla maliyet arasındaki fark litre başına 4,20 TL. Artışın önemli bir kısmı yemden geliyor: Ağustos’ta kesif yem fiyatlarında yaklaşık yüzde 11’lik bir artış yaşandı.
Dürüst olmak gerekir. Bu hesap tek taraflı bir mutlak gerçek değil. Konseyin Ağustos için yayımladığı maliyet hesabı litre başına 21,48 TL. İki hesap arasındaki makas büyük. Bu yüzden TÜSEDAD’ın en haklı talebi belki de şu: maliyet hesabında kullanılan kalemlerin ve varsayımların şeffaf biçimde ortaya konulması. Rakamlar masada açıkça tartışılsın. Ama bir karar da çıksın.
Baskılanan Fiyatların Üretimden Kaçış Riski
Üretici fiyatı baskılamak enflasyonla mücadele gibi görünür, ama süt sektöründe bu hesap tutmuyor. TÜSEDAD’a göre süt ve süt ürünlerinin enflasyon sepetindeki payı yaklaşık yüzde 3. Yani çiğ süt fiyatını bastırarak elde edilecek enflasyon kazancı, hane halkının bütçesinde hissedilmeyecek kadar küçük. Karşılığında ödenecek bedel ise büyük.
Dernek bunu açıkça söylüyor: güncelleme yapılmazsa üreticilerin sürülerini küçültme riski artabilir ve bu, süt hayvanı varlığını ile Türkiye’nin süt ve et arzını tehlikeye atabilir. Bu bir pazarlık tehdidi gibi okunmamalı. Bu, hesap makinesi başında oturan her çiftçinin vardığı sonuç.
Raftaki Enflasyonu Düşürürken Ahırı Boşaltmamak
Anadolu’da bir ahırın boşalması bir günde olmaz. Önce yemlik alımı kısılır, sonra buzağılar erken satılır, sonra verimi düşen inek kasaba gider. En sonunda damızlık düvenin de kesime gönderildiği gün gelir. İşte o gün asıl kırılma yaşanır. Çünkü bir damızlık düveyi yeniden yetiştirmek yıllar alır, bir sürüyü yeniden kurmak daha da uzun sürer. Bugün çiğ sütte “kazanılmış” görünen birkaç kuruşu, önümüzdeki yıl kırmızı et fiyatlarında kat kat geri öderiz. Üstelik bu kez elimizde TMO’nun ambarı gibi bir fren de olmayacak. Bir buzağıyı depoya koyup bekletemezsiniz.
Burada çifte standart tam da bu noktada ortaya çıkıyor. Buğdayda stok vardır, devlet rahatça müdahale eder. Sütte ve ette “stok” canlıdır, zaman aleyhinedir ve müdahale gecikirse telafisi yoktur. Üstelik TMO’nun yem hammaddesi satışlarında olduğu gibi hayvancılığa dönük araçlar da zaten var. Devlet bu araçları kullanmayı biliyor. Soru, aynı iradenin çiğ süt fiyatında da gösterilip gösterilmeyeceği.
Önerim basit. Ulusal Süt Konseyi bu hafta içinde kararını açıklasın, maliyet varsayımlarını herkesin görebileceği biçimde yayımlasın ve fiyatı yalnızca geçmiş maliyete göre değil, önümüzdeki üç ayın yem ve enerji beklentisine göre belirlesin. Ekmeği korumak doğru. Ama ekmeğin yanındaki sütü ve etin gelecek yılki fiyatını korumak da aynı ciddiyeti hak ediyor.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Haberiniz ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!