Mehmet Özkendirci’nin kaleme aldığı bu diyalog, ülkenin içinde bulunduğu sosyopolitik ve ekonomik krizleri eleştirel bir dille masaya yatırıyor. Karakterler, şehit yakınlarının ve gazilerin yaşadığı geçim sıkıntısına rağmen yetkililerin izlediği çelişkili politikaları ve terörle mücadeledeki zafiyetleri sertçe eleştiriyorlar. Ayrıca, eğitim sistemindeki tarikat ve cemaat yapılanmalarının yaygınlaşması ile Osmanlı nostaljisi üzerinden kurulan ideolojik dönüşümlere dikkat çekiliyor. Dış politikada ise hükümetin ABD, İsrail ve Suudi Arabistan eksenli kararları sorgulanarak ülkenin çıkarlarının zedelendiği savunuluyor. Tüm bu bunaltıcı meselelerin ardından sohbet, dar gelirli vatandaşların ay sonunu getirme mücadelesini simgeleyen trajikomik bir çay isteme sahnesiyle son buluyor.
– Ne olacak bu memleketin hâli Hasan Abi?
– Memleket mi kaldı yahu. Şimdilik sadece ismi kaldı Türkiye diye.
– Nasıl yani?
– Yahu kör müsün, sağır mısın? Memlekette olanlara beş dakika bak, ne dediğimi anlarsın. Şehitlerin kanlarıyla sulanan bu aziz vatanda hain sürüleriyle ezik bir şekilde masaya oturan bir iktidar ve seksenlik duble emekli %5 iyi kalmışken devlet aklı diye sunuluyor, fıkra gibi. Şehit yakınları ve gaziler günlerdir TBMM’nin 500 metre ilerisinde “geçinemiyoruz, adil bir maaş istiyoruz” diye gece gündüz nöbet tutarlarken canibaşının itleri taziye çadırı kuruyorlar gebertilen yakınları için. Böyle bir durum dünyanın hangi ülkesinde olabilir?
– Bir de Kurtuluş Savaşı’mızı ders müfredatlarından çıkarmak isteyen bir Millî Eğitim Bakanı’nız var; hani İngilizlerin kurduğu, Abdülhamid’in bile yasakladığı tarikat ve cemaatler için “bizim sivil toplum örgütlerimiz” dediği meyvelerini vermeye başladı. Öğretmenliğin yüz karası bir meczup sınıfa Abdülhamid kıyafetleriyle girmiş, ne dersin Hasan Abi?

– İçişleri Bakanının makam odasında Abdülhamid portresi olunca hiç yadırgamadım.
– Çok soru sorup başını ağrıttım fakat son bir sorum var. Şu meşhur Mekke ittifakına bizim Dışişleri Bakanı, Suudi Arabistan’a saldırdı diye askerlerimizi gönderiyor. Yahu bu zat Millî Savunma Bakanı mı yoksa ABD ve İsrail sözcüsü mü? Bir de hükümet neden İran’a ambargo koyuyor?
– Yahu ne çok soru sordun! Benim ne onlarca danışmanım ne de yazıcım var. Şuradan soğuk bir limonata söyle de hararetim dinsin, yoksa su kaynatmaya başlayacağım.
– Hasan Abi, çay söylesem olmaz mı? O da harareti alır… Malûm ay sonu.











