Camiye Neden Gidesim Gelmiyor?

featured

Yazar Nazım Peker, günümüzdeki dini anlatıların Kuran’ın özünden uzaklaşması ve camilerde yürütülen faaliyetlerin siyasallaşması nedeniyle ibadethanelerden soğuduğunu ifade etmektedir. Metinde, camilerde toplumsal sorunlara, ekonomik sıkıntılara ve yolsuzluklara değinilmemesi sert bir dille eleştirilmektedir. Ayrıca, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Atatürk’ün ve milli değerlerin göz ardı edilerek Arap kültürünün ön plana çıkarılmasına tepki gösterilmektedir. Yazar, hurafelerle dolu rivayet kültürü yerine sadece kutsal kitabın rehberliğine inanmakta ve dini kurumların samimiyetini yitirdiğini savunmaktadır. Sonuç olarak bu metin, bir inananın kurumsal din anlayışına karşı duyduğu derin hayal kırıklığını ve kişisel vicdani sorgulamasını yansıtmaktadır.

 

Sevgili okurlarım! Yüce İslam hakkında yeterince bilgim var; saygım sonsuz, amasız, fakatsız inancım da tam.

Pek çok meal okudum, karşılaştırdım.

Bu nedenle camilere gidesim gelmiyor artık.

Bu tezimi AKP’li özgül ağırlıklı Sn. Bülent Arınç da doğruladı.

“Biz İslam’ı, erdemi bitirdik, güveni yitirdik, Müslümanlar camiden soğudu, Müslümanlardan uzaklaşır oldu” mealinde açıklamada bulundu.

Türk insanının bağışlarıyla yapılan camilerde “Türk’üm” demek yasak, Türk’ün millî bayramlarını anmak yasak, Cumhuriyeti kuran, Diyanet İşleri Başkanlığını (DİB) kuran Atatürk’ü anmak, ruhuna bir Fatiha okumak yasak.

Siz kimin camileri, kimin din insanlarısınız?

Gerekçemi merak ettiniz, değil mi?

Hocaların, vaizlerin, cuma günleri de kimi müftülerin İslam adına Kur’an dışı anlatımları, sohbetleri sıkıyor artık.

Maddelersem:

  • Keramet ve mucize anlatıları,
  • Kandil hurafeleri,
  • Cennetteki cinsellik anlatıları,
  • Uçuk Peygamber anlatıları,
  • Miraç, kabir azabı ve rivayetlerdeki mucizeler,
  • Salavat kültürü,
  • Şefaat kültürü,
  • Mezhepçi söylemler,
  • Tarikatları övmeler,
  • Evliya hikâyeleri dinlemeyi artık kaldıramıyorum.

Camilerde Arapçılık cirit atarken ne Türk ne de Atatürk asla anılmıyor.

Oysa DİB’i kurup imamları köy ağasının ve muhtarın ağız kokusundan kurtaran Atatürk değil miydi?

Kur’an’ı 8-10 kez ayrı ayrı mealinden okudum; artık Kur’an dışı din anlatımı beni tatmin etmiyor.

Doğruluğu meçhul hadis kültürüne karnım tok.

Hazine dururken bunlar, küp kırıklarıyla insanları oyalıyorlar.

İnsanlar da hazinenin ne farkındalar ne de derdindeler.

Hazineyi bırakmış, çanak kırıklarına talip olmuşlar

Asgari ücret ve düşük emekli maaşıyla ezim ezim ezilenlerle ilgili tek satır yazmıyorlar, tek kelime etmiyorlar.

Rûm Suresi 32. ayet ve En’âm Suresi 159. ayete hiç değinmiyorlar.

Yolsuzluklara, kul hakkı yiyenlere tek kelime söylemiyorlar.

Siyasallaşan hukuka, ayaklar altına alınan kişi haklarına tıkları yok.

Oysa İslam, “Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır” demiyor muydu?

Cüzdanları yakan akaryakıt, elektrik, doğalgaz zamlarıyla ilgili camilerde tek laf duyan var mı?

Mülakat mağdurlarından, atanmayan öğretmenlerden bahseden var mı?

Yetmeyen asgari ücretten, emekli maaşının azlığından, bunun bir zulüm olduğundan bahsediliyor mu?

Yok.

“Hazreti filana bakıp 10 gâvur Müslüman oldu” hamasetleri iyi de; sana bana bakıp kaç gâvur Müslüman oluyor?

Bir de bunlara değinseniz ya!

Hangi gâvur ülkesinin yurttaşı, ülkesinin zulmünden kaçarak bir İslam ülkesine sığınıyor; duyan, gören var mı?

Oysa “Huzur İslam’da” değil miydi? Neden huzura (!) kaçmıyorlar?

İşte bu ve bunun gibi onlarca nedenden ötürü camilere gidesim gelmiyor.

Çünkü camiler, İslami fonksiyonlarını gereğince yapamıyorlar.

Ben ki 1968 yılından 2024 yılının Ekim ayına kadar Tanrı’ya tek rekat namaz borcu olmayan bir kişi idim.

DİB’in ve sözde İslam önderlerinin hâl ve hareketlerine baka baka soğudum.

Ben hikâye, masal ve hamaset dinlemek istemiyorum; Kur’an bana yeter. (03.03.2026)

Esen kalınız.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Haberiniz ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!