Fazıl Çetiner’in Besileme-Boğazlama Metodu adlı çalışması, hayvanların kesim öncesi beslenmesine benzer şekilde, ekonomik aktörlerin de bilinçli olarak büyütülüp ardından hedef alınmasını incelemektedir. Bu strateji, hükümetler tarafından sıklıkla yabancı sermayeyi tuzağa düşürmek amacıyla yüksek karlar vadettikten sonra yasal değişikliklerle varlıklarına el koymak için kullanılmaktadır. Nitekim Küba’daki tarım reformları ve Venezuela’daki petrol kamulaştırmaları bu taktiğin yabancı yatırımcılara yönelik, milyonlarca dolarlık kayıplara yol açan somut örnekleridir. Benzer bir biçimde, yerli sermayeyi kontrol altına almak için de kasıtlı yasal boşluklar bırakılarak şirketlerin büyümesi sağlanmakta ve sonradan getirilen ağır cezalarla devletleştirilmeleri gerekçelendirilmektedir. Tarihsel süreçte Rus oligark tasfiyeleri ve Çinli teknoloji devlerine uygulanan baskılar ile Avrupa Birliği’nin teknoloji şirketlerine kestiği devasa cezalar bu durumun küresel ölçekteki yansımalarıdır. Bu yöntemin arka planını kavramak, günümüzdeki karmaşık ekonomik ve siyasi hamleleri çok daha sağlıklı bir şekilde analiz etmeyi mümkün kılmaktadır.
“Besileme” sözcüğü, “besleme” sözcüğünden farklıdır. Besileme; özellikle kesime gidecek hayvanların etlenmesi ve yağlanması için özel yemlerle beslenmesidir. Hayvan önce besilenir; etlenip yağlandıktan sonra da kesilir.
Hayvancılıkta kullanılan bu metot, zaman zaman bir hükümet politikası olarak ekonomide de uygulanır. Yabancı ve yerli firmalar ile şirketler bilinçli olarak beslenir veya yasal boşluklar bırakılarak büyümelerine izin verilir; belli bir kıvama geldikten sonra ise adeta “boğazlanır“. Hükümetlerin zaman zaman başvurduğu bu metoda “Yemleme-Kapana Düşürme”, “Şımartma-Katliam” ya da “Yağmacı Kamulaştırma” adı verilir.
Hükümetler bazen bu taktiği yabancı sermayeyi tuzağa düşürmek için kullanırlar. Önce yüksek kâr vaadiyle yabancı sermayenin ülkeye girişi sağlanır. Yabancı sermaye istenilen seviyeye ulaşınca, yasa değişiklikleriyle bu sermayeye el konur. Bunun bir örneği Küba’da yaşanmıştır. Fidel Castro, yabancı ve yerli yatırımcıların tarım arazilerini kullanmasına müsaade etti. Yatırımlar yapılıp çiftlikler kurulduktan sonra ise yasalar değişti. 1959 yılındaki Tarım Reformu ile özel mülkiyet edinmeye sınır getirildi. Bu reformla 400 hektarın üzerinde arazisi olanlar ya geçmişe dönük ağır arazi vergileri ödemeye ya da arazilerini düşük bir maliyetle devlete devretme seçeneğiyle karşı karşıya bırakıldı.
Benzer bir olay 1990’larda Venezuela’da yaşandı. Venezuela; yasal güvenceler, düşük vergi ve yüksek kâr vaatleriyle ExxonMobil, ConocoPhillips ve Chevron gibi yabancı petrol devlerini ülkeye yatırım yapmaya davet etti. Yatırımlar yapılıp petrol üretim altyapısı tamamlandıktan sonra, 2007 yılında Devlet Başkanı Hugo Chávez 5200 sayılı yasa ile ulusal petrol şirketi PDVSA’nın, yabancı petrol şirketlerinin sermayelerinin en az %60’ına sahip olmasını ve bu şirketlerin devlet tarafından kontrol edilmesini zorunlu hale getirdi. Bu, düpedüz yok fiyatına yabancı mal varlıklarını kamulaştırma girişimiydi ve yabancı yatırımcılar için milyar dolarlık kayıp anlamına gelıyordu. ExxonMobil gibi bazı şirketler bu dayatmacı koşulları reddetti ve sorun uluslararası tahkim kuruluna taşındı.
Besile-Boğazla Metodu, hükümetler tarafından bazen de yerli sermayeyi ele geçirmek için kullanılır. Hükümet, kasıtlı olarak düzenleyici boşluklar bırakarak özel bir şirketin agresif veya aldatıcı uygulamalarla aniden büyümesine ve büyük miktarda finansal değer biriktirmesine imkan sağlar. Şirket son derece kârlı hale geldiğinde ve önemli miktarda servete sahip olduğunda hükümet aniden kuralları değiştirir, şirketin usulsüzlüklerini ortaya çıkarır; bu skandalı da şirketi millileştirmek veya servetini doğrudan devlet hazinesine aktaran büyük, iflas ettirici para cezalarıyla cezalandırmak için siyasi bir gerekçe olarak kullanır.

Bu metot bir zamanlar Rusya’da da kullanıldı. 2000’lerin başında ortaya çıkan bu durum “Rus Oligark Tasfiyeleri” olarak bilinir. 1990’larda Rus hükümeti, özelleştirmelerin kaotik ve yasal denetimin gevşek olduğu bir ortamda gerçekleşmesine izin vererek aşırı zengin oligarkların ortaya çıkmasına yol açtı. Vladimir Putin iktidarını sağlamlaştırdıktan sonra, devletle iş birliği yapmayan oligarkları (Yukos’tan Mikhail Khodorkovsky gibi) seçici bir şekilde hapse atmak ve onların devasa petrol varlıklarını Rosneft gibi devlet kontrolündeki şirketlere devrederek kamulaştırmak için tam da bu vergi boşluklarını ve özelleştirme usulsüzlüklerini kullandı.
Benzer bir uygulama Çin’de gerçekleştirildi. Alibaba, Tencent ve Ant Group gibi Çinli teknoloji devleri, on yılı aşkın bir süre boyunca veri gizliliği, tekel karşıtı yasalar ve finansal kredilendirme konularındaki son derece esnek yasalar sayesinde büyüdüler. Bu şirketler milyarlarca dolarlık devasa yapılara dönüştükten sonra, 2020-2022 yıllarında Pekin yönetimi ani düzenlemelere gitti. Bu şirketlerin trilyonlarca dolarlık piyasa değerleri silindi, rekor düzeyde para cezaları kesildi ve firmalar ya devlet politikalarıyla uyumlu hareket etmeye ya da kontrollerini devlete ait kuruluşlara devretmeye zorlandı.
Benzer bir uygulama Avrupa’da da görüldü; Avrupa Birliği, haksız rekabet yarattıklarını gerekçe göstererek 2026 yılında Amerikan Google firmasına 4.1 milyar dolar, Apple firmasına ise (2024’te 13 milyar Avro) para cezası kesti.
Besile-Boğazla Metodu hakkında bilgi edinirsek, gündelik haberlerde sıkça duyduğumuz küresel ve yerel ekonomik olayları çok daha kolay analiz edebiliriz.











