Modern Çağın Mesnevisi

featured

Günümüzde âruz vezni ile şiir yazabilen üç beş kişinin en başında gelen Dr. Lütfü Şahsuvaroğlu’na ait “Modern Çağın Mesnevisi” adlı eser, günümüz toplumunun içine düştüğü ahlaki ve manevi çöküntüyü eleştirel bir dille ele almaktadır. Şiir Türk şiirinin günümüzdeki en mükemmel örneğidir. Şiirde, geleneksel aşk anlayışının ve ilahi sevginin kayboluşuna vurgu yapılırken, halkın yaşadığı çaresizlik ile yöneticilerin ve vurguncuların tavırları arasındaki tezat gözler önüne serilmektedir. Eser, geçmişin şanlı değerleri ile bugünün yozlaşmış düzeni arasında derin bir kıyaslama yaparak nesillerin dinî ve ahlaki değerlerden uzaklaşmasını büyük bir trajedi olarak yansıtmaktadır. Metin boyunca Ferhat, Mecnun, Aslı ve Kerem gibi klasik aşk figürleri, modern dönemin acılarını ve fedakârlık temasını ifade etmek için ustalıkla kullanılmaktadır. Son bölümde ise yazar, yaşanan bu zillet ve adaletsizliklerden kurtuluşun ancak inanç, samimiyet ve yeniden bir uyanış ile mümkün olabileceğini ifade etmektedir.

Bilmem mi “giden sevgililer dönmeyecekler”

Hem dönseler hicran; yine hicran verecekler

Ferhat gibi del dağları, Mecnun gibi çöl aş

Gel gör ki vefasızlığa ram olmuş ülküdaş

Sevda çekeceksen çölü aşmak icap eder

Yanmaksızın ah çekmeye âşık hicabeder

Yıllarca şu mor ufka bakıp maziyi andım

Sevdama cevap vermeyecek atiye kandım

Artık kaçarım, sen de kaçarsın be bu çağdan

Kuzgun gibi nefretle çıkarsın da şu ağdan

Bir müjdeyi en çaresiz anlarda bulursun

Evvel giden ahbaplara yoldaş da olursun

Yan; belki yanarsan, açılır Aslı’ya sinen

Bağrında büyür sevgilinin yattığı çimen

Üç harfi ve beş noktası aşkın yeri sarsar

Sarsar da Kerem’den kalan al külleri tartar

Küller ki, gülün gönlü demektir Şüheda için

Yanmak ona layık bir emektir Şüheda için

Aşkın o yakan kudreti ‘ah’tan doğar ancak

‘Ah’ınla bütünleş yine yükselsin alsancak

Çöksün mü şu millet dediğin abide birden

İğrenç duruyor zırhı da bir bak hele kirden

Yalnız şu garip halk mı ceza çekmeli bundan

Bıktık şu vicdansız mütegallip gururundan

Ancak bize dem, aşktı; yanardık Kerem gibi

Malum ya! O demden irin akmakta ya şimdi

Banknottaki imza bile eyvah ki sahtekâr

Mahkûm dahi, kaçgın dahi hâlâ etmede kâr

Ahlak dibe vurmuş, uyanıştan yok bir eser

Dinden de imandan da uzaklaştı nesiller

Devlet çöküyor kaht-ı rical sürmede daim

Vurguncu utanmaz, siyaset olmadı nadim

Kur’an hani bir elde, ilimler öbür elde

Kâşâneler kurmak bu mudur dört ulu belde

Ahvali görüp akledecek Müslüman hani

Dördüncü Murad’dan emanet Bozdoğan hani

Yâ Rabbi! Bu zillet gökten mi, yerden mi? Hâşâ!

Devrim mi gerek yoksa lanetten kurtuluşa?

Gelseydi şu dünyaya Eba Müslim tekraren

Zülkadriye olsaydı muzaffer Türk’e yâren

Elbette o Türk’ün yoludur tuttuğumuz yol

İmanı kinden kurtaracak güçlü kavi kol

Ey Şehsuvar aşkın kölesiysen veresin baş

Devran döner elbet yad eder ruhunu bir taş

MEF’ÛLÜ / MEFÂÎLÜ / MEFÂÎLÜ / FEÛLÜN (FA’LÜN)

30 Eylül 2026, Çayyolu

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Haberiniz ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!