Erol Sunat
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Orta Doğunun Gözyaşları

Orta Doğunun Gözyaşları

featured
0
Paylaş

Erol Sunat’ın bu değerlendirmesi, Orta Doğu coğrafyasının tarih boyunca bitmek bilmeyen gözyaşı, çatışma ve stratejik mücadelelerle nasıl şekillendiğini ele almaktadır. Metin, bölgenin geçmişteki mümbit toprak değerinden günümüzdeki petrol ve doğal gaz merkezli güç savaşlarına evrilen trajik dönüşümünü vurgular. Osmanlı sonrası dönemde İngilizlerin etkisiyle kurulan monarşiler, Türkiye Cumhuriyeti’nin bölge halkları üzerindeki ilham verici rolü ve İsrail’in varlığı gibi kritik siyasi dengeler detaylandırılır. Yazar, bu toprakların küresel güçlerin bitmek bilmeyen hesapları nedeniyle huzura hasret kaldığını ve dış müdahalelerin kardeşlik bağlarını kopararak bölgeyi bir bataklığa sürüklediğini savunur. Sonuç olarak, Orta Doğu’nun kadim tarihinden gelen derinliğin, modern dünyanın ekonomik hırsları altında ezildiği ve coğrafyanın kaderinin hâlâ belirsizliğini koruduğu ifade edilir.

 

Orta Doğu’nun gözyaşları hiç dinmedi. Üzerinde kurulu devletlerden yana da yüzü gülmedi. Yüzünün güldüğü, gözyaşlarının dindiği nadir zamanlar var.

Gözyaşlarını, çırpınmalarını kimse dikkate almadı Orta Doğu’nun.

Bu geniş ve geniş olduğu kadar stratejik coğrafya; cihangirlerin, savaş dâhilerinin gelip geçtiği, kısa bir süre de olsa elinde tuttuğu bir coğrafya oldu.

Ancak çok kan döküldü. Çok insan öldü. Gözyaşları arşa yükseldi.

Dün bu coğrafyayı mümbit topraklar olarak görenler vardı; bugün bakanlar petrol görüyor, doğal gaz görüyor, para edecek madenler görüyor.

Orta Doğu “benim” diyen diyene. Üzerinde herkesin ayrı bir hesabı var. Tutar ya da tutmaz. O hesabın peşine takılmış gidiyorlar…

Kan, ölüm, vahşet ve gözyaşı hâkim Orta Doğu’ya. Huzuru kaybetti Orta Doğu… Birliği, dirliği ve kardeşliği de…

Araya nifak sokanlar; hasım etti, düşman etti kardeş kardeş geçinenleri… Sevgi, hoşgörü ve barış diri diri çöllerin kızgın kumlarına gömüldü.

Üstelik o gömücüler, bu coğrafyada bildik bileli yaşayan ve kışkırtılmaların kurbanı olanlardan başkası değildi.

***

Yetmiş beş yıl önce bölünen coğrafya, bölünmelere doyamadı.

İsrail, Orta Doğu’yu kendisi için dikensiz bir gül bahçesi haline getirme arayışında diyenler var.

Lakin bu coğrafya dikenleriyle meşhur.

Atalarımız “Gülü seven dikenine katlanır” demişler.

Ancak bahse konu olan coğrafya Orta Doğu.

Orta Doğu, zorla güzelliğe karşı bir coğrafya…

Kim zorlarsa, bataklık olabilecek bir yapıya sahip.

Huzura aç, istikrara aç; gözyaşları dinsin, savaşlar ve çekişmeler bitsin istiyor.

Sömürülmek gibi bir eziyete katlanmak istemiyor artık. Orta Doğu’da yapılmak istenen, zorla güzellik.

“Yanlış hesap Bağdat’tan döner” dense de yanlış hesap yapanlar yanlış yapmalara doyamadı bir türlü…

Orta Doğu yaralı bir coğrafya. Ah edenlerin ahlarının arşa yükseldiği bir coğrafya.

Bu coğrafyada kazananın ne kazandığı, kaybedenin ne kaybettiği çok sonra ortaya çıktı hep.

Var mı anlayan?

Hiç olmadı ki…

Tarih, anlayanlar için bir ibret vesikasıdır.

***

Batı monarşiye vurgun. İngiltere, İspanya, Hollanda, Belçika, Danimarka, İsveç ve Norveç gibi ülkeler kral ve kraliçelerinden vazgeçemediler.

Rusya’da Çarlar, Avrupa’da İmparatorlar bir asır öncesinde oldukça etkiliydiler.

Krallarından vazgeçenlerin içlerinde monarşi özlemleri taşıdıklarına emin olun.

Dükler, markiler, kontlar, prensler, prensesler o rüyayı temsil ediyor.

Orta Doğu, Osmanlı sonrasında krallıklarla donatıldı. Bu işin mimarı her zaman olduğu gibi İngilizlerdi.

İran’da Şahlık vardı.

Türkiye’de Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın kurduğu genç Türkiye Cumhuriyeti, Orta Doğu coğrafyasını imrendiriyor, mazlum milletlerin hürriyet için açtığı bayraklara rüzgâr oluyordu.

Türkiye, açtığı kartal kanatlarıyla göklere süzülmüş Orta Doğu’yu izliyordu. Orta Doğu’da kurulan devletler hayrandı Türkiye’ye…

Hayrandı Gazi Mustafa Kemal Paşa’ya… “Biz,” diyorlardı, “onu örnek aldık kendimize…”

Orta Doğu coğrafyası istila ve işgallere oldukça açıktı. Yol üstüydü.

Bütün yolların kesiştiği bir coğrafyayı elde tutmak o denli zordu ki eski dünyanın cihangirleri bu coğrafyada kalıcı olamadılar.

Ne Makedonyalı Büyük İskender, ne Cengiz Han, ne Romalı Jül Sezar… Ne İran’a damga vuran Persler, Sasaniler… Ne Emevî ve Abbasiler, ne Büyük Selçuklu… Ne Osmanlı… Ne “bu bölge iki bin yıl önce bizimdi” diyen İsrail… Ne de bölgeyi adım adım tanıdığını her defasında ispat eden İngilizler…

Ne de dünyanın şu an süper gücü olan Amerika…

Bu coğrafya dünyanın elde tutulması en zor, en kıymetli, en cezbedici, en vazgeçilemeyen coğrafyalarının başında geliyor.

Kime niyet kime kısmet demek bile kolay değil…

***

Orta Doğu hiç olmadığı kadar karışık. Alev alev yanıyor.

Bu coğrafya binlerce yıldır ayak oyunlarının, entrikaların, tuzakların, pusuların, hilelerin, kuyu kazanların, sözlerin tutulmadığı, en olmadık anda barışın sırtından hançerlendiği baş döndürücü savaşların, hırsların çarpıştığı, gerçeklerin çarpıtıldığı kanlı bir coğrafya…

Orta Doğu; Sümer, Babil, Asur gibi bölgeyi zapturapt altında tutan devletler gördü. Nemrut bu coğrafyanın baş belasıydı.

Nemrut’un izinden yürüyen nice Nemrutlar gördü Orta Doğu. Tarihin birçok döneminde rahat ve huzur yüzü görmedi.

Kur’an’da adı geçen peygamberlerin büyük bir çoğunluğu bu coğrafyada yaşadılar.

Orta Doğu’da Roma kartalları, Türk kartalları dolaştı.

Roma devrini kapattıktan sonra, coğrafyayı en iyi bilen ve tanıyan Türk milleti, Maveraünnehir’den itibaren Horasan ve İran üzerinden Hazar Denizi’nin güneyinden Orta Doğu’ya geldi.

Beylikler, devletler kurdu. Savaşmadığı alan kalmadı.

***

Orta Doğu için dönemin İngiliz Başbakanı Winston Churchill’in 1936 yılında Avam Kamarasında söylediği: “Bir damla petrol, bir damla kandan daha değerlidir.”

sözü, bugün Orta Doğu’da tehlikeli rüzgârlar estiriyor.

Petrolün yanına doğal gaz eklendi. Yer altının insanoğluna sunduğu yer altı zenginlikleri denilen kıymetli madenler eklendi.

“Orta Doğu, üzerinde yaşayanlara bırakılamayacak kadar önemli” gibi cümleler, bugün en revaçta olan cümleler…

Petrolün, doğal gazın ve yer altı zenginliklerinin göz kamaştıran cazibesi, Orta Doğu’yu vazgeçilmez bir hale getirdi.

Üzerinde kimin yaşadığı, kaç yıldan beri var olduğu, tarih ve coğrafya bir kenara alınarak bypass edilmeye başladı.

***

Orta Doğu üzerine ilk büyük hayali kuran ve bu projelerin isim babası İngilizlerden başkası değildi.

İngiliz siyasetini geçen, onunla kolay baş edebilen henüz yok. Bir zamanların ünlü Bizans entrikaları, belli ki İngilizler tarafından bayağı bir güncellenmiş durumda.

İsrail’in elinden ilk tutan da devlet kurmalarına zemin hazırlayan da yine İngilizlerdi.

Bölgeyi karıştırmaktan, ayrıştırmaktan, bölüp parçalamaktan tutun da kolay idare edilebilecek hale de yine onlar getirdi.

Batı, Orta Doğu coğrafyasıyla esaslı bir biçimde ilk kez Haçlı Seferleri’nde tanışmıştı.

Avrupa soyluları, kralları, imparatorları, din adamları, şövalyeleri; Kudüs’ü, Antakya’yı, Urfa’yı ele geçirdiler. Krallıklar, kontluklar ve prenslikler kurdular.

Selahaddin Eyyubi’nin Kudüs’ü geri almasından sonra bir süre daha bölgede ayakta durmaya çalıştılar.

***

Orta Doğu çok uzun zamandan beri aşina olduğumuz bir bölge.

Türk milleti bölgeyi Abbasiler döneminden beri avucunun içi gibi bilir ve tanır.

Bağdat’ı bilir, Tebriz’i bilir, Şam’ı, Halep’i bilir. Musul’u, Kerkük’ü bilir, Necef’i, Küfe’yi bilir.

Arabistan Yarımadası’nı, Hürmüz Körfezi’ni, Kızıldeniz’i, Hint Okyanusu’nu bilir.

Bölgeye yüzyıllar sonra İngilizler geldi. Onlardan önce Fransız İmparatoru Napoléon Bonaparte geldi.

İngilizler Orta Doğu’yu Osmanlı sonrası kolay idare edilebilir krallıklara, sultanlıklara ve emirliklere böldüler. Bölgeden ellerini hiç çekmediler.

Ne Orta Doğu’dan ne İran’an.

İran iki bin beş yüz yıllık bir devlet geleneğine sahipti. İran coğrafyasında Medler, Persler, Partlar, Sasaniler hüküm sürdü.

Timur hüküm sürdü. Türk ağırlıklı Şah İsmail ve Nadir Şah hüküm sürdü. Yüzde 42’si Türk, İran’ın.

***

Orta Doğu’da Amerika var, İsrail var, İngiltere var.

Savaş bölgeye yayılmış durumda.

Aylardan Ramazan…

Ortalık öyle bir toz duman ki, o kör duman dağılmadan anlaşılan hiçbir şeyi net olarak göremeyeceğiz Orta Doğu’da.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Haberiniz ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!