1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Erol Sunat
  4. O Gaziler Ki Gazi Meclisin Gazileri

O Gaziler Ki Gazi Meclisin Gazileri

featured

Erol Sunat’ın bu yazısı, Türk milletinin bağımsızlık mücadelesinden bugüne kadar vatan savunmasında yer alan gazilerimizin manevi kıymetini ve toplumsal yerini duygusal bir dille ele almaktadır. Yazıda, İstiklal Savaşı’ndan sınır ötesi operasyonlara kadar uzanan süreçte fedakarlık yapan kahramanların yaşadığı zorluklar ve toplumun onlara olan vefa borcu vurgulanmaktadır. Yazar, şahsi anıları üzerinden gazilerin onurlandırılması gerektiğini belirtirken, son dönemde hak arayışı sırasında yaşadıkları incitici olaylara ve maruz kaldıkları bürokratik engellere dikkat çekmektedir. Gazi Meclis kavramıyla özdeşleşen bu isimlerin hiçbir ayrım gözetilmeksizin hak ettikleri saygı ve imkanlara kavuşması gerektiği savunulmaktadır. Nihayetinde eser, gazileri Türk milletine emanet edilmiş, baş tacı edilmesi gereken kutsal değerler olarak nitelendirmektedir.

 

Bizim Meclisimiz Gazi Meclis’tir. İstiklal Savaşı’nın o karışık günlerinde savaşı kahramanca yöneten Meclisimize verilen onursal unvan o günlerden bugünlere geldi. O günden bugüne Gazilerimiz Gazi Meclisin Gazileri olarak anıldılar ve gönlümüzde o şekilde yer edindiler.

İstiklal Savaşı’ndan sonra…

Kore Gazileri…

Doğu ve Güneydoğu Gazileri…

Sınır ötesi harekâtlarda Gazi olanlar…

Kıbrıs Gazileri…

Gazi Meclisin Gazileri olarak bilindiler ve tanındılar…

O Gaziler ki…

Gazi Meclisin Gazileri…

Hatırları büyük…

Hatır gönül denen kavramdan da öte…

Onlara baktığımız çerçeve boş olmamalı…

Boş durmamalı…

Biz bize yakışanı her daim yapan Türk milletinin evlatlarıyız.

Üzmeyelim Gazilerimizi…

İncitmeyelim…

Bekletmeyelim yollarda, bellerde…

***

Yıl sanıyorum 1968’di. 9 Eylül’dü.

İzmir Namık Kemal Lisesi ikinci sınıf öğrencisiydim. Rahmetli babam emekli Emniyet Müdürü Vedat Sunat, o yıllarda İzmir Mezarlıkbaşı Karakolunda komiser. Karakolun küçük avlusunda bulunan banklarda 9 Eylül resmigeçidinden sonra bazı gazileri oraya davet etmiş, onlara çay ikram etmişti. Tam da o sırada oraya geldim.

Babam, “Oğlum” dedi, “lisede okuyor”, beni İstiklal Savaşı Gazileri’nin arasına oturttu.

Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın süvarileriyle, Gazilerle ilk kez karşılaşıyordum. Hayatımın en güzel olaylarından biri o yaşadığım ve Gazilerimizle olan sohbetti. İnönü Savaşlarından aldılar, İzmir’e kadar geldiler. Dinç, açık sözlü, mangal yürekli Gazilerdi. Lise çağımda yaşadığım bu olaydan yıllar sonra köşe yazarlığına başladığım yıllarda Gazilerimizle röportajlar yapma imkânı buldum. O gazilerimiz de Kıbrıs Gazileriydi…

Tanıştığım ilk Kıbrıs Gazisi Kıdemli Başçavuş rahmetli Güngör Ağabeydi.

***

Gazilerimiz Türkiye’min her köşesinde, her bucağında, dağında, taşında, kovuğunda, mağarasında, kuş uçmaz kervan geçmez yollarda, geçitlerde, vadilerde çarpıştılar. Sınır ötesi harekâtlarda en ön saflardaydılar. Can dostları, silah arkadaşları kucaklarında can verdi, şehadete erdi.

Gazilerimizin…

Kimi mayına bastı…

Kimine şarapnel parçası isabet etti…

Kimine terörist kurşunu…

Hayattan kopmasalar da…

Kollarından oldular…

Ayaklarından oldular…

Gözlerinden oldular…

Delik deşik oldular, yaşayacak ömürleri varmış, hayata geri döndüler…

Türkiye uğruna her biri, “Gazi” oldular.

Bizim gazilerimiz dedik, bizim evlatlarımız dedik, Türkiye için canlarını ortaya koydular, göğüslerini siper ettiler dedik, bağrımıza bastık Türk Milleti olarak.

Kurşun rütbe sormuyordu. Adam da seçmiyordu.

***

Gazilerimiz çerçeve yapılıp başımızın üstüne asmamız gerekenler.

Lakin biz onları üzmeye ve incitmeye devam ediyoruz.

Gazi Meclisin kapısından içeriye giremeyen gaziler olur mu?

O Meclis Gazi Meclis, Gazilere ardına kadar neden açmasın kapılarını?

Neden ayrı olsun Gazilerin bağlı bulunduğu Bakanlıklar?

Bu benzer sorular bizlerin değil, onların sorusu…

Gazilerimizin var ki bir derdi, geçerli bir sebebi; gelmişler Gazi Meclis’in o kutlu kapısına kadar…

Gazilerimiz, haklarını aramaya çıktılar diye yerlerinden edilmeselerdi keşke…

Onları durdurmaya, kaldırmaya gelen genç polislerin kameralara yansıyan gözyaşlarını görmemiş olamazsınız.

Hepimiz askerlik yaptık…

Askerlikte, polislikte emir demiri keser.

Keser amma karşımızdaki Gazi

Gazinin istediği belli.

Oraya kadar gelmelerine, haklarını bu şekilde yürek burkan bir şekilde aramalarına inanın gerek yoktu.

Bir de bu işin bu kadar uzamasına…

Üzmeyelim artık Gazilerimizi…

***

Türk Milleti evlatlarını Gazilerin anlattığı gerçek, yaşanmış hikâyelerle büyüttü.

Anadolu’da şehit vermeyen, içinde Gazi olmayan tek bir hane inanın yok.

Bir önceki yüzyılın ikinci yarısının ortalarından bu yana yani yetmişli yıllardan bugüne sınır ve sınır ötesinde, Doğu ve Güneydoğu’da asker, sivil, çocuk, öğretmen elli binden fazla şehit verdi Türk Milleti. Şehit gelmeyen şehir kalmadı.

Ateş düştüğü yeri yakar derler. Ateş köylerimizi, kasabalarımızı, ilçelerimizi, şehirlerimizi ve ciğerimizi yaktı.

Ve Gazilerimiz geriye kaldı o hazin ve buruk günlerden bizlere emanet…

Gaziler o günleri ve yaşadıklarını anlatmasalardı kimse gerçekte ne yaşanıp yaşanmadığını bilemeyecekti diye konuşanları dinleyerek bugünlere geldik.

İyi ki varlar, iyi ki anlattılar o yaşadıklarını…

Gaziler anlattı, dinleyenler ağladı yıllar yılı…

Gazilerimiz bizim kahraman evlatlarımız.

Haklarını ödeyemediklerimiz…

Onlar ki gençliklerinin baharında nerelerde kimlerle dövüşmediler, vuruşmadılar ki…

Al bayrak için…

Adı Türkiye olan vatanımız için…

Şehit arkadaşlarını anlatırken gözlerinden yaşlar süzülendi bizim Gazimizin…

Her defasında şehitlerimizi onlarla yeniden andık, ruhlarına Fatihalar göndermedik mi?

Gazilerimiz o kanlı mücadelelerin içinden çıkıp gelenler.

Kolunu, bacağını, gözünü kaybedenler.

Kime emanet Gazilerimiz?

Türk Milletine…

Güzel Türkiyem kendimizi bildik bileli Gazilerin Ocağı.

Son Gazi bu dünyadan ayrılıncaya kadar bu kutlu ocak yanmaya ve tütmeye devam edecek.

***

Evladını asker ocağına bin yıldır, “Ya Gazi ol ya Şehit” diye uğurlayan bir başka millet duydunuz mu?

Duyamazsınız…

Yok çünkü…

Er Gazilerin taleplerine kulak vermek bu kadar zor olmamalı…

O Gaziler ki…

Gazi Meclisin Gazileri…

Gazilerimizi, Türk Milleti için canını ortaya koyarak “Gazi” payesi alan evlatlarımız rütbe ayrımı gözetmeksizin aynı haklara sahiptir, diyerek onurlandıramıyor muyuz?

Söz bizim, kalem bizim, kâğıt bizim, gönül bizim değil mi?

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Haberiniz ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!