Erol Sunat
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Kim Derdi ki?

Kim Derdi ki?

featured
0
Paylaş

Erol Sunat’ın bu yazısı, düşüş eğiliminde gösterilen enflasyon rakamları ile halkın gerçek yaşam maliyeti arasındaki derin çelişkiyi mizahi bir dille eleştirmektedir. Yazar, kağıt üzerinde düşen enflasyonun aksine ekmek fiyatlarına ve poşet ücretlerine gelen fahiş zamların dar gelirliyi nasıl çaresiz bıraktığını vurgular. Metinde, enflasyon adeta insani duyguları olan bir karakter gibi betimlenerek, resmi verilerin alım gücündeki erimeyi gizlemekte yetersiz kaldığı savunulur. Özellikle emeklilerin ve asgari ücretlilerin yaşadığı ekonomik yıkım, devletin insanı yaşatması gerektiği ilkesi üzerinden sorgulanır. Sonuç olarak kaynak, halkın hissettiği hayat pahalılığının istatistiksel oyunlarla örtülemeyecek kadar ağır olduğunu çarpıcı bir dille özetlemektedir.

 

Enflasyon ben diyor herkesle barışığım.

Kimseye dargınlığımda yok küslüğümde.

Ezmek ne demek?

Ne banal bir kelime bu ezmek…

İnanın bu kelimeyle bir arada anılmaktan nefret ediyorum.

Ben kimim ki ezeyim üç kuruş zam alanları.

Bir kere ben insaf sahibiyim…

Merhametliyim…

Enflasyon demek, kargaşaya karmaşaya son demek…Enflasyon asgari ücretlinin yanında, emeklinin yanında demek…

Enflasyona ezdirmeyeceğiz lafına dahi çok alındım. Böyle bir kelamı kullanmaktan utanırım. Yetişme tarzıma uymaz. Aldığım terbiye önce bana isyan eder.

Hem niye ezeyim ki asgari ücretliyi emekliyi, ben düşmüşüm. Düşenin halinden düşenler anlamaz mı?

Kim derdi ki…

Enflasyonun bu hazin ve içler acısı haline şahit olacağız.

Enflasyon tepetaklak…

Bilmediğimiz bir haller oldu enflasyona…

Bıraktı halayı…

Bağladı karaları…

Sonra…

Bir ağladı, bir ağladı…

Bu ağlamadan kimse bir şey anlamadı…

*****

Ne diyorduk?

Enflasyon düştü…

Market poşetleri yüzde elli güncellendi…

Elli kuruştan bir liraya yükseldi.

Belediyenin satışa arz ettiği ekmek on iki buçuk liraydı.

Güncellenme sonrası beş liralık bir eklemeyle on yedi buçuk lira oldu.

Simit yirmi lira, normal fırın ekmekleri ona keza…

Bu fiyatlar fakir fukaraya adeta hem eza hem ceza…

Ne arttı emeklinin maaşı?

Yüzde on iki virgül on dokuz…

Memur emeklilerinin?

Yüzde on sekiz virgül altı…

2026 bir önceki yıldan çok daha zor bir yıl olacağının ilk sinyallerini ocak ayının ilk zamlarıyla vermeye başladı.

Şubat ayında mübarek Ramazan ayı başlıyor. Mart ayı bayram ayı…

Emekliyi daha şimdiden ekmek ve market poşeti ezdi geçti.

Enflasyon diyor ki, bana bakmayın, benim bi suçum taksirim yok. Ben düştüm mü düştüm. Neredeyse sıfır gibi bir şey olmadım mı?

*****

Bu güncellemelere yüzde sıfır virgül seksen dokuzun yeli vurdu…

Fakir fukaranın ekmeği bu kadar pahalı olmamalıydı.

Bu insanlar ne kadar daha dayanabilirler?

Kaç gün daha?

Kaç ay daha?

Enflasyon düştüğünde neden düşmez bazı şeyler?

Başta ekmek…

Yalan diye başlayan ve vallahi yalan diye devam eden o içli şarkı bile teselli edemiyor kimseyi…

Üç gün sonra ekmek de alamayacak insanımız.

Artık en büyük hayır ekmek ve su hayrı olacak gibi…

Ne olduysa enflasyon anlatıldığı üzere tepetaklak olduktan sonra oldu.

Meğer tepetaklak olan enflasyon değilmiş.

Büyüklerimiz onlarca yıl önce kim kimi kandırdığını, aldattığını düşünüyorsa, esas kanan ve aldanan kendisinden başkası değildir derlerdi.

Yılın daha başında böyle bir şeyler olmamalıydı yaşamamalıydık…

Şeyh Edebali’nin kemiklerini sızlatan bir manzara…

Ne demişti o yüce gönüllü insan?

“İnsanı yaşat ki devlet yaşasın…”

Bu şartlar altında insanlar nasıl yaşasın?

Hele ki ekmek fiyatı bu raddelere geldikten sonra…

*****

Bundan sonra, sabahtan akşama kadar enflasyon düştü, daha da düşecek, sıfırın altına inecek dense, ne olacak?

İnsanlar bir ceplerindeki paraya bakacaklar bir de etiketlere…Çünkü, düşmenin alım gücünü etkilemediğini görmeyen ve yaşamayan kalmadı.

Enflasyonun düşmesi, ekmek fiyatlarının artmasına mâni olamadı, nereye düşmüş bu enflasyon, kime ve neye göre düşmüş demedi mi insanlar?

Enflasyon meydanın tam ortasına oturup ağlasa da kâr etmez artık…

İnandırıcılığı kalmadı.

Bizim insanımızın yüreği yufkadır. Hoşgörüsü vicdanından ve merhametinden ileri gelir.

Enflasyon düştüğünde çok üzüldü, döndü yüzünü bir duvara ağladı diyenler oldu.

Enflasyonu yakından bilenler tanıyanlar, olmaz dediler, enflasyonu daha ağlarken gören olmadı. Hem niye ağlasın ki…Gözüne toz kaçmıştır, eliyle gözünü ovuşturmuştur…

Çok üzüldü desinler diye, öyle bilsinler diye kim bilir neler yapmıştır.

Enflasyon bu düşer de yükselir de…

Son iki veri yüzde birin altında ya…

Enflasyon bu…Attı kendini yerden yere…Yalandan bir ağıt tutturdu… Sıfıra fena yaklaştı diye…Sıfıra sıfır elde var sıfır diyeceğimiz günler ne kadar mı yakın diye…

Bir rota çizdi kendine…

Ağlamaklı, göz boyayıcı, aldatıcı, kanmaya hazır olanları kandırıcı…

Tam da enflasyona uygun bir düşme…

Bizde minareyi çalan kılıfını hazırlar diye bir deyim var ya hani…Enflasyonun düşme hikayesi de az biraz öyle…Belki de daha fazlası…

*****

Esprili vatandaşımız diyor ki; Enflasyonla hısım olmak varken, neden hasım olalım. Neden kanlı bıçaklı olup, sinirlerimizi ayağa kaldıralım.

Enflasyon dediğin bir garip uşak…Belinde rakamı sıfıra yakın kuşak…

Kendi bağlasa aramız limoni olacak…

Gel demişler kuşağın bizden olsun. Hatta gel biz bağlayalım kuşağını. Sevildiğini bil…

Bu kuşakla çık meydana, meydan seni görsün, sen meydanı…Çek halayını…

Yaz kış, memleketin dört bucağında her meydanda halay çekiyor enflasyon.

Nasıl mı?

Düşe kalka…

Sonra da deniyor ki…

Bakmayın siz enflasyona…

Takılıp kalmayın…

Anca halay çeker, sonra iyice yorulur, çeker gider.

İşte onun içindir ki, enflasyon kimseyi ezemez…

Ezerse sokaklarda gezemez…

Hem nasıl ezsin ki…

Taksi değil, kamyon değil, TIR değil…

Aramızda onca hukuk var…

Arkadaşın çocukluğunu biliriz.

Ben canavarım, canavar oldum dediği zamanları da…

Bir önceki ay düşmedi mi?

Bu ayda muhtemelen düşecek demiştik…

Ne oldu?

Yine düştü…

*****

Hani derler ya…Lafla kırdık enflasyonun belini, kolunu kanadını…

Sonra dönüp kendimize baktık…

Enflasyon sapasağlam…

Bizim ise kırılmadık tek bir yerimiz yok…

Bu gidişle enflasyon düşer mi, beli kırılabilir mi?

Bir ihtimal derler ya…

Kim korkar enflasyondan diyenimiz çok…

Enflasyon ileri giderse…

Ters kepçe gelir alimallah diyen diyene…

Her neyse…

Moral bozmak yok demişler.

Emeklinin morali iyi…

Yuttular haplarını…

Oturdular haber kanallarının başına…

Hava serin…Mevzu derinden de derin…

Her ne olursa olsun, her türlü sonuca karşı hazırlıklıydı emekli…

Ne kalpleri tuttu ne tansiyonları fırladı ne de şekerle ilgili bir problemleri nüksetti…

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Haberiniz ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!