Bu metin, vatan toprağının korunmasını bir namus meselesi olarak ele alarak ülkenin ekonomik varlıklarının yabancılara veya özel sektöre devredilmesine sert bir eleştiri getirmektedir. Yazar, özelleştirme adı altında yapılan satışların ulusun bağımsızlığını tehlikeye attığını ve halkı vatansızlaşma riskiyle karşı karşıya bıraktığını savunmaktadır. Siyasi iktidarın ekonomi politikaları israf ve beceriksizlik odağında eleştirilirken, muhalefetin bu duruma karşı yeterince ses çıkarmadığı vurgulanmaktadır. Vatanın her bir parçasının kutsal olduğu belirtilerek, bu değerlerin maddi kazanç uğruna elden çıkarılmasının toplumsal bir onur kaybı olduğu ifade edilmektedir. Sonuç olarak yazı, tüm vatandaşları ve siyasileri milli varlıklara sahip çıkmaya ve bu gidişata dur demeye çağıran bir uyarı niteliği taşımaktadır.
Uluslar vatan/yurt dediğimiz miras ve kazanımlarıyla yaşayabilirler. Aatansız yaşanmaz. Durum bu iken, ANAVATAN ve AKP iktidarları döneminde vatanımızı koruyamaz olduk, orman ve topraklarından yol ve köprülerine kadar, vatanımız parça parça satılır oldu. Bu satışa bazen ÖZELLEŞTİRME dendi. Şimdi yeni bir vatan satışıyla karşı karşıyayız. Bizi vatansızlaştırmaya kalkanlar, bunu beceriksizlikleri ve israfçılıkları yüzünden, belki zihinsel özelliklerinden dolayı yapıyorlar.
Özgür Özel’in bu konuda çıkışı yerinde. Ama diğer muhalefet sessiz. Ne duruyorsunuz, vatansız bir ulusun yöneteni başkaları olur, siz olamazsınız. Vatansızlaşma konusunda millet olarak hepimize düşen ilk görev vatanımıza sahiplenmektir. Bir köprü ve yolun parasına inecek duruma gelenleri ayakta tutmak; beyin, kişilik ve hatta namus kaybı demektir, yabancılara kucak açmaktır.
Vatan namustur satılmaz. Adı İsterse özelleştirme olsun, Türkiye’nin kısmen yahut geçici de olsa, para karşılığı, elden çıkarılması namus tüccarlığıdır. Büyük felaketlerin kapısı açılmadan, herkes durması gereken yerde durmalıdır.











