1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Mehmet Özkendirci
  4. 15 Temmuz: Demokrasi ve Milli Birlik Günü…

15 Temmuz: Demokrasi ve Milli Birlik Günü…

featured

Bu yazı, 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında yaşanan karanlık noktaları ve güncel siyasetin tutarsızlıklarını eleştirel bir dille sorgulamaktadır. Yazar, geçmişteki olayların aydınlatılmamış yönlerine dikkat çekerken, günümüzde kurulan yeni komisyonların ve demokrasi söylemlerinin samimiyetini tartışmaya açmaktadır. Özellikle seçmen iradesine yapılan müdahaleler, kayyum atamaları ve muhalefet üzerindeki baskılar, gerçek bir demokratik yönetim anlayışıyla bağdaşmayan uygulamalar olarak sunulmaktadır. Metin genelinde, iktidarın milli birlik ve kardeşlik kavramlarını kendi siyasi çıkarları doğrultusunda dönüştürdüğü savunulmaktadır. Sonuç olarak kaynak, Türkiye’deki hak ve özgürlüklerin mevcut durumuna dair derin bir endişe ve sorgulama barındırmaktadır.

 

Aradan 10 yıl geçmesine karşın hâlâ akıllarda birçok soru oluşturan bir FETÖ darbe girişimi. Yakınlarda dizi filmi yayınlanacak o gecede 251 kişinin hangi silahlarla öldürüldüğü belli değil, ölenlere neden otopsi yapılmadı? Tatbikata gidecekleri söylenen askerler linç edilip boğazları kesildi. O akşam Sayın Erdoğan, “FETÖ ne istedi de vermedik?” diye sitem etmişti. TBMM’ye atıldı denen bombanın içeriden atıldığı sonra belli oldu. Bugüne kadar nedense FETÖ’nün siyasi ayağı araştırılmadı. Eski Başbakanlardan Binali Yıldırım gülerek, “İçimize sinmeyen bir projeydi” demişti.

Şimdilerde muhalefeti “PKK ile iş birliği yapıyor” diyenler, bugünlerde hızlı bir U dönüşü yapıp ülkenin bölünmesine kadar gidecek yolun taşlarını döşerken Terörsüz Türkiye’nin 2. çözüm sürecinde TBMM’de kurulan komisyonun adı: MİLLÎ DAYANIŞMA, KARDEŞLİK ve DEMOKRASİ KOMİSYONU

15 TEMMUZ ve son komisyonun isimleri sizce ne kadar anlamlı? 15 TEMMUZ’dan önce iktidarda AKP kaç yıl vardı? O yıllarda DEMOKRASİ ve MİLLÎ BİRLİK yok muydu? Son komisyonun çıkış noktasının ismi: “ANALAR AĞLAMASIN…” Evet, anaların ağlamasını hiçbir vicdan sahibi istemez. Keşke komisyon, İmralı canisinden önce PKK’nın dağlara kaçırdığı gençlerin annelerini, şehit ailelerini ve gazileri dinleseydi… TBMM’de yapılan oylamada sadece İYİ Parti red oyu verdi. Oylamaya katılanlar önlerine konulan bu görüşleri bazı vekillerin pek istekli olarak imza attıklarını sanmıyorum. Hatta “Gelecekte bu anlaşmaya imza attığımız için yargılanabilecek miyiz?” diyenlere 10. maddeye “Yargılanma yapılamaz” şerhi konmuştur.

PKK sözcüsü DEM’liler günler öncesinden niyetlerini açıklamışlardı: Anayasadan Türklük kavramı çıkarılsın. Kürtçe resmî dil olsun, belediyelere daha geniş yetkiler verilsin, merkezle ilgileri yok denecek düzeye indirilip hayalini kurdukları Büyük Kürdistan‘a zemin hazırlansın…

15 TEMMUZ gibi sonrası kurulan komisyon isimleri de ne kadar güzel, değil mi? Mesela; MİLLÎ DAYANIŞMA, DEMOKRASİ, KARDEŞLİK… Her gün bir muhalif belediye başkanı ve çalışanları yolsuzluk yapma, örgüt kurma, hatta casusluk suçlarıyla hapse atılıyor ya da iktidar partisine transfer oluyorlar; ne kadar ahlakî olduğunu sizlere bırakıyorum. Adı yolsuzluğa karışan onlarca iktidar belediye başkanı, çalışanları ve vekiller nedense püripak… Bir de kayyum meselesi var. Bunda da halkın oyları yok sayılırken demokratik ülkelerde bunlar nasıl olabilir?

Ne kadar güzel sözler, insan demokratik bir ülkede kardeş kardeş yaşadığına inanacak. DEMOKRASİnin ne olduğunu unutanlar için bir hatırlatma yapayım:

DEMOKRASİ: Yönetim gücü olan egemenliğin halka ait olduğu, vatandaşların yöneticilerini özgür seçimlerle belirlediği, temel hak ve özgürlüklerin güvence altına alındığı bir yönetim tarzıdır.

Sizce seçtiklerinize kayyum atanması ya da verilen oylara ihanet edip parti değiştirmeleri ne kadar demokratik bir davranış? Yoksa demokrasinin tanımı değişti de bizim haberimiz mi olmadı, ne dersiniz?

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Haberiniz ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!