Yoklama

featured

Bu köşe yazısı, bir sınıf ortamında yapılan yoklama üzerinden toplumsal değerlerin yitirilişini anlatan sembolik ve eleştirel bir hikâyeyi ele almaktadır. Yazar, İffet, Ahlak ve Vicdan gibi kavramları birer öğrenci ismi gibi kullanarak bu erdemlerin modern dünyadaki eksikliğine dikkat çeker. Sınıfın verdiği yanıtlar, toplumsal çürümeyi ve dürüstlük ile adaletin yerini maddiyatın ve yalanın aldığını vurgulayan çarpıcı bir taşlama sunar. Özellikle siyasi figürlere ve samimiyetsiz söylemlere yönelik sert bir sosyal eleştiri yapılarak toplumun vicdani çöküşü resmedilir. Hikâyenin sonunda, Hakkı karakterinin bitkin hali, adaletin ve hakkın artık savunulamayacak kadar zayıfladığını simgeleyerek karamsar bir tablo çizer. Sonuç olarak eser, soyut değerlerin günlük hayattan silinişini edebiyatın gücüyle etkileyici bir biçimde sorgular.

 

Ali Hoca sınıfa oldukça kalın bir yoklama defteriyle girdi. Kürsüye oturduktan sonra önündeki listeye bakarak yoklamaya başladı:

İFFET… (yanıt gelmeyince sınıfa dönerek konuştu) Nerede bu İFFET, epeydir derse gelmiyor? (Sınıfta gülüşmeler başlar) “Hocam İFFET, ŞEREF ile takılıyor. Biz de görmez olduk, kötü yola düşmüş dediler.” Ali Hoca “Allah ıslah etsin” diyerek sıradaki isme seslendi:

AHLAK! (sınıfta gülüşmeler) “Hocam bu devirde AHLAK’ı ara ki bulasın. Günün trendi artık AHLAKSIZ oldu.” Ali Hoca “Maalesef” diye mırıldandıktan sonra sınıfa dönerek biraz umudunu yitirip konuştu:

VİCDAN! (sınıfta uzun bir “ooooo” çekildikten sonra sesler yükselir) “Hocam silah icat oldu mertlik nasıl bozulduysa, şimdilerde cüzdanlar doldu VİCDANlar unutuldu.”

YALAN… YALAN burada mı çocuklar? (Sınıf ayaklanıp konuşmaya başladı) “Hocam bizde YALAN yok. Fakat illaki bir yalan arıyorsanız Ankara‘da çok bulursunuz. TBMM‘de süzme yalancılar korosu var. Sabah akşam kurulu plak gibi konuşuyorlar; ‘Ezan susmaz, bayrak inmez, şehitler ölmez’ diyerek… Hem de bayrak uğruna şehit düşenleri, gazileri duymazdan, görmezden gelerek.”

Hocanın gözleri doldu, yutkundu. HAKKI burada mı diye umutsuzca seslendi. Bu sefer yanıt tüm sınıftan değil; ön sıralarda omuzları çökmüş, boynu bükük öğrencisinden geldi: “Buradayım hocam…” Cılızca yanıt hocanın kulağına zor ulaşırken çocuğa bakarak şefkatli bir sesle konuştu: “Evladım sesin çok kısık, boğazında bir sorun mu var? Biraz yüksek sesle konuş.” Cevap Ali Hoca’yı hepten yıkmıştı: “Bundan sonra sesim nasıl çıksın? Beni yiye yiye bitirdiler hocam; ortada Hak yok ki HAKKI olsun.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Haberiniz ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!