Mehmet Özkendirci
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Şapı Kaynatsan Olur mu Şeker…

Şapı Kaynatsan Olur mu Şeker…

featured
0
Paylaş

Mehmet Özkendirci tarafından kaleme alınan bu metin, Orta Doğu’daki jeopolitik gerilimleri ve Türkiye’nin bu süreçteki konumunu sert bir dille eleştirmektedir. Yazar, Nevruz kutlamalarındaki semboller üzerinden PKK ve Batılı güçlerin iş birliği içinde olduğunu savunarak yerel siyasetçilerin bu duruma yaklaşımını sorgular. Büyük Orta Doğu Projesi çerçevesinde bölgenin parçalanmak istendiğini iddia eden yazı, özellikle ABD ve İsrail’in çıkarlarına hizmet eden politikalara karşı bir uyarı niteliği taşır. İran ile yaşanan gerilimlerin Türkiye için bir tuzak olabileceğine dikkat çekilirken, dış müdahalelere karşı milli bir duruş sergilenmesi gerektiği vurgulanır. Metnin genelinde, yabancı güçlerin yönlendirmesiyle çıkabilecek olası bir Üçüncü Dünya Savaşı’nın Anadolu topraklarına verebileceği zararlara dair derin bir endişe hâkimdir. Sonuç olarak yazar, Türkiye’nin komşularıyla olan ilişkilerinde ve savunma stratejilerinde bağımsız ve dikkatli bir yol izlemesi gerektiğini savunur.

 

Son Nevruz kutlamalarında Sırrı Sakık’ın “babamız Ermeni” diyen sözlerini bir kez daha hatırladım. Babanız Ermeni ise ananız Yahudi İsrail mi? Bu yazıyı son Nevruz kutlamalarında İsrail bayrağı açıp zılgıt çeken PKK’lılar üzerine yazdım. Daha önce Gaziantep Belediye Başkanı Fatma Şahin halka ısrarla soruyordu “babamız kim” diye. Neyse, o Fatma Şahin’in derdi. Konuyu dağıtmadan devam edeyim; bu bayram kutlamalarında bir baskında öldürülen beş leşin posterleri de vardı. Şimdi yazımın başlığına neden bu soruyu yazdığımın yanıtını vereyim, soruyu bir kez daha tekrar ederek: Şapı kaynatsan olur mu şeker, cinsini s……m cinsine çeker.

Evet, Batı destekçisi Apo’nun PKK’sı hurda birkaç silah yakınca barış olduğuna Türk milletini inandırmaya çalışan siyasiler; gördünüz değil mi Nevruz kutlamalarında barışın ne olduğunu?

ABD yıllarca Kuzey Irak Kürtlerine en modern silahlarla, tırlar dolusu yığınak yaptı. Son İran saldırılarında bu silahların sadece Türkiye için depolanmadığını öğrendik. Daha doğrusu Ortadoğu’da BOP projesinin gerçekleşmesi için… Malum, bu projenin amacı bölge ülkelerinin parçalara bölünüp İsrail’e küçük lokmalar haline sunulmaktı.

Dışişleri Bakanı, eski MİT Başkanı; sözde Müslüman ülkeleriyle birlikte İsrail’i değil, İran’ı kınadı. Nedeni; bu petrol zengini ABD maşası Katar, Kuveyt, BAE, Suudi Arabistan gibi ülkelerden İran’a atılan füzelere İran’ın yanıt vermesi. Siz komşularınızdan size taşlar, kurşunlar atılırken güller mi atarsınız?

İran’ın molla rejiminin din kisvesi altında halkına yaptığı zulümleri unutmuş değiliz elbette. Saçının birkaç teli gözüktü diye linç edilen kadınları hiç unutmayacağız ama gün, dünyayı babasının çiftliği sanan sığır çobanı kovboy Trump’a destek olma günü değildir. Beklenen kıyamet senaryosu 3. Dünya Savaşı’nda Türkiye toprakları kan gölüne döndürülmesin. Şimdi siyaset yapma zamanı değil. Şantajla, tehditle ülke liderlerinin kuklalaştırıldığı günler yaşıyoruz. Atacağımız her yanlış adım, sınır mayınlarından bin beter. Burada “Coniler, Hanslar yerine Ahmetler, Mehmetler ölsün” diyenler karşısında net tavrımızı almalıyız. Savaş bize karşı yapıldığında kaçınılmazdır. Topraklarımıza İran’dan atılan -kimin attığı İran yetkililerince belirtilen- füzeler, fare kapanına konulmuş peynir gibidir. Unutulmasın!

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Haberiniz ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!