Maya

featured

Yazar Mehmet Özkendirci, bu yazısında bir park sohbetinden yola çıkarak Türkiye’nin milli birliği, etnik kimlikler ve siyasi sadakat kavramlarını sert bir dille ele almaktadır. Emekli bir askerle yaptığı tartışma üzerinden kültürel yozlaşma ve aidiyet sorununa değinen yazar, bölücü faaliyetlerin arkasında dış güçlerin ve özellikle emperyalist emellerin olduğunu savunmaktadır. Metin boyunca Anadolu topraklarındaki Türk varlığının tarihi kökenleri vurgulanırken, güncel siyasi ittifaklar ve toplumsal huzuru tehdit eden unsurlar “mayası bozuk” ifadesiyle eleştirilmektedir. Yazar, halkın arasına nifak sokmaya çalışanların aksine, toplumun farklı kesimleri arasındaki akrabalık bağlarının gücüne ve vatanseverliğin önemine dikkat çekmektedir. Sonuç olarak, bölgedeki jeopolitik oyunlara karşı milli bir uyanış çağrısı yapılarak, iç karışıklık çıkarma çabalarına karşı sert bir tavır sergilenmektedir.

 

Hamuru kabartmaya yarayan maya, aynı zamanda yaradılış ve öz anlamına da gelir. “Nereden çıktı bu maya meselesi?” diyenlere; önce “maya tuttu” diyen Sayın Erdoğan’a, sonra da geçen hafta tanıştığım mayası bozuk birisinden bahsedeceğim. Ki bu mayası bozuk hainler, bereketli topraklarımızda dünyanın en verimli mahsulleri maalesef…

Parkta karşılıklı pedal çevirdiğim iyi giyimli birisiyle tanıştım. Asker emeklisi, Van doğumlu; dedesi on dört yaşında köy kahvesinde otururken ailesine bile sorulmadan askere alınan çocuğun torunu olduğunu söyleyen canlı müsveddesi… Sonra her zaman iki kişinin bir arada yaptığı konuşmalarda sorulan o soruyu sordum: “Ne olacak bu memleketin hâli?” “İyi olacak” deyince sohbeti fazla uzatmadan ayrıldım. Altı gün kafamda adamın konuşmaları yankılandı; bu sabah parka erkenden gidip onunla konuştum. “Dedeniz nasıl o yaşta askere alınıyor, bir yanlışlık olmasın?” deyince devam ettim: “Dedeniz Afrikalı siyahi esirler gibi boyunları ve elleri zincire vurularak zorla mı askere alındı? Alınmadıysa neden ilk fırsatta firar etmeyip onlarca yıl sınır ötesinde savaşmış?” dedim. “Size en iyi yanıtı, çocukları PKK’lılar tarafından dağa kaçırılan Diyarbakır anneleri versin” dedim. Her kelimemde suratı kızarırken konuşmamı sürdürdüm: “Bugün dünyada Kürtlerin en çok bulunduğu kent İstanbul; Doğudan çok Kürt,

Batı ve Orta Anadolu’da yaşıyor. TBMM’de bile Kürt milletvekili sayısı Türklerden çok” dedim, II. Abdülhamid’in Bakanlar Kurulunda azınlık olan Türkleri örnek verdim. “Bugün Türkiye’de her fırsatta söylediğiniz gibi Kürt sorunu değil, Türk sorunu var. Anadolu topraklarında asırlar öncesinde var olduğunuzu kanıtlayabilecek kaç deliliniz var? Göbeklitepe ve Hakkâri’de yapılan binlerce yıl ötesi bulgularda hep Türklerin izleri var. Siz ne zaman bu topraklarda bir devlet kurdunuz? Ahmet Türk gibi toprak ağalarının kurduğu aşiretleriniz var. Ki Ahmet Türk, Mardin Büyükşehir Belediye Başkanlığını üç kez yerine kayyum atanan AK Parti memurlarına elleriyle verirken bugün senin gibi AK Parti, MHP ve PKK partisiyle kankalar; daha birkaç yıl öncesine kadar birbirlerini hainlikle suçlarlarken… Halkın büyük çoğunluğunun bilmediği Çerçeve Yasası‘nın gelecekte kaoslar yaratmayacağının bir garantisini veren var mı?” Tarihte Ruslar Ermenileri kışkırtıp Doğuda katliamlar yaptırmış ve güneye göçe zorlamışlardı. Çoğu aranıza karışıp Kürt oldular. Bunun en somut örneklerinden birisi, “Babamız Ermeni” diyen DEM vekili Sırrı Sakık… Doğuda Rusların gazıyla Türklere saldıran Ermeniler gibi, Batıda da Yunanlar Avrupalı abilerinin gazıyla Ankara’ya birkaç kilometre kalana kadar geldiler. Sonrasında “Türkler Kurtuluş Savaşı vermedi” diyen siyasilere inat, 30 Ağustosta İzmir’den denize döküldüler. Bu günlerde Haçlı torunları ve İsrail’in ellerindeki piyon, satılmış Kürtler… Güney sınırlarımıza bu güçlerin en modern silahları yığmalarının nedeni, olası bir iç karışıklıkta Türkiye’ye saldırtmak. Nusaybin’de yapılan gösterilerde Kürdistan bayrakları arasında İsrail bayraklarının olması bunun açık ispatı. Daha önce DEM’lemeli Bakırhan, “Bu topraklar İsrail’e vaat edilmiş topraklar” derken kimler adına çalıştıklarını itiraf etmedi mi…

Sözlerim karşısında verebilecek yanıtı olmayan bu mayası bozuk, “Ben Kürt’ün de Türk’ün de anasını s……im, ben insanım” deyince kafamın tası hepten fırladı: “O işe senin gibilerden başla! Benim ailemde Kürt kökenli gelin ve damat var, aramızda bir sorun yok; sorun senin gibi mayası bozuklarda…”

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Haberiniz ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!