Bu makale, hayali bir televizyon kanalında gerçekleşen ve Türkiye’deki sosyal, ekonomik ve siyasi gerginlikleri eleştirel bir dille yansıtan mizahi bir açık oturumu konu almaktadır. Programda, iktidar ve muhalefet temsilcileri ile toplumun farklı kesimlerinden karakterler, hayat pahalılığı, anayasa değişikliği ve geçim sıkıntısı gibi temel sorunlar üzerinden sert bir tartışmaya girmektedir. Mevcut siyasi figürlerin ve toplumsal sınıfların karikatürize edildiği bu diyaloglarda, halkın yaşadığı yoksulluk ile yöneticilerin bakış açısı arasındaki derin uçurum ironik bir şekilde gözler önüne serilmektedir. Metin boyunca, asgari ücret, emekli maaşları ve demokratik değerler gibi ciddi konular, absürt bir üslup ve keskin bir toplumsal eleştiri eşliğinde işlenmektedir. Sonuç olarak kaynak, Türkiye’nin güncel meselelerini kara mizah yöntemini kullanarak hicveden bir tiyatro metni niteliği taşımaktadır.
Sahibinin Sesi SSTV yılın ilk açık oturumunu sunar. Konuklar İlker Ortaylı, iktidardan Özlem Ballızengin, muhalefette Serap Kadıgil, Patronlardan Mehmet Cingöz, işçiler adına Hakkı Yok, emeklileri temsilen Nuri Kuyruk, sanat camiasından Hülya Kaşar. Sayın Kaşar açık oturum diye böyle açık saçık giyinmenize gerek yok.
Otururken frikik vermezsiniz umarım…
H. Kaşar: Hakem sizden değil mi! Gol olsa bile hakem ofsayt verir Bay Omurgasız moderatör bey.
İ. Ortaylı: Efendim insanların bazıları beynine kimi bedenine güvenmesi mağara devri öncesine kadar uzanır. Hatta ilk dekolte bir incir yaprağıydı.
Moderatör Omurgasız: Sayın İlker o kadar geriye giderseniz program bir ay sürer, dekolte bira eşofman giyin ve sayın Kaşar.
Konumuz dağılmasın. 2026’dan beklentilerimiz.
Ö. Ballı zengin: Anayasayı değiştirip sayın liderimizi ebedi başkan etmek sonrası değerli mahdumlarına kavuğu pardon koltuğu devretmek.
S. Kadıgil: Demokratik bir ülkede yaşarken bunları söylemeye utanmıyor musunuz !!!
Ö. Ballızengin: O ne?
Patron: Asgari ücret zamları geri alınsın, vergi borçlarımız kırkbirinci kez silinsin. Teşvik primleri arttırılsın.
S Kadıgil: AZgari ücret komisyonu Kuzey Kore modeli oldu. İşçinin olmadığı tek kale maçta boş kaleye gol atıyorsunuz.

Ö. Ballızengin: Nankörlük etmeyin bizden önce bu memlekette toplu iğne bile yoktu.
Hatta bardak bile yoktu insanlar yağmur yağarken ağızlarının havaya doğru açarlardı, kadınlara seçme seçilme bizden önce var mıydı?
S. Kadıgil: Sizden çok daha önce Avrupa’da birçok ülkede yokken Atatürk sayesinde bizde vardı.
Moderatör: Lütfen konumuza dönelim. Evet, söz sizde işçiler adına Hakkı Kul: Efendim TBMM de Sayın Kadıgil gibi yirmi vekil olsa sırtımız yere gelmezdi.
N. Kuyruk: Bayram değil seyran değil eniştem beni niye öptü misali harp yok darp yok bu yoksulluk bu kuyruklar neden.
Bize verilen bir aylıkla vekiller bir hafta yaşayamaz.
H. Kul: Avrupa’da asgari ücretler vekil maaşlarının dört beş katı bizde neden ondört katı.
H. Kul: Bal tutan parmağını yalar ama sizde parmak yetmez gövdeniz bile az gelir sayın iktidar ve beslemeleri…
Moderatör: Evet İlker Bey, konumuza dönecek olursak.
İ. Ortaylı: Dönmeyelim efendim siyasilerin dönme hızı dünyanın bir saatteki dönme hızının…
S. Kadıgil: Dün asalım dediklerine bugün barış güvercini muamelesi yapılıp sayın kurucu önder deniyor.
Yirmibeş yıldır anasını ağlattığınız bu millete şimdi analar ağlamasın diye terörist başının ayağına gidiyorsunuz. Milliyetçilik ve Adalet parti tabelalarında kaldı.
N. Donsuz: Yeni yıldan beklentilerimiz kuyrukların kısalması.
Ö. Ballızengin: Sayın Erdoğan Cumhurbaşkanı olsun. Yerine tek aday Bilal Erdoğan tek istek ve beklentimiz bunlar.
İlker Ortaylı: Dönmelerin ameliyat parasını devlet öderken LGBT’leri linç etmenin mantığı ne?
H. Kul: İktidar trilyonca vergi topluyor Suriye’ye elektrik ve doğal gaz bedava. Yahu bu kış günü doğalgaz parası can yakıyor.
Battaniyelerde olmasa şeyimiz donacak.
Ö. Ballızengin: Eskiden doğalgaz mı vardı?
S. Kadıgil: Yoktu… Her seçim öncesi petrolle doğalgaz bulmasaydınız tezekle ısınacaktık.
Ö. Ballızengin: Nankörlük etmeyin odun kömür yakın. Soba üzerinde kestane patlatırsınız…
S. Kadıgil: Millet bir patlayacak o zaman görürsünüz kestaneyi mestaneyi.
H. Kaşar: Kestane balı olsa da yesek canım çekti şimdi.
H. Kul: Kestane balı sade gitmez yanında Medine hurması ve yulaf ezmesi gerek Sayın Erdoğan’ın sağlık formülü bu.
N. Donsuz: Hurmayı bulsak balı bulamayız Geride bir yulaf kalıyor…
S. Kadıgil: Vatandaşa yulafı layık görenler utansın.
Ö. Ballızengin: Neden utanalım?
İ. Ortaylı: Yulaf kolesterol ve kan şekerini düşürür, tok tuttuğu için zayıflatır cildiniz Kütahya çinisi gibi parıl parıl parlar.
Moderatör Rasim Kemiksiz: Açık Oturumu kapatıyorum. Haftaya “Soğanın Cüçüğünü Kimler Yiyor” programında buluşmak üzere, iyi akşamlar.