Yazar Mehmet Edip Ören, mevcut iktidarın seçimleri kazanmak için iftira ve montaj gibi yöntemler kullandığını belirterek siyasi yapıyı sert bir şekilde eleştirir. Ülkedeki siyasi partilerin ve aktörlerin halkı kandırdığını, ayrıca iktidar ile muhalefet arasındaki ilişkilerin halktan gizlenen danışıklı dövüş süreçleri barındırdığını ifade eder. Toplumun hafızasına güvenilerek yapılan doğal gaz keşifleri ve uzay projeleri gibi seçim vaatlerinin yanıltıcı olduğunu vurgular. İktidarın değişeceğine dair umutların gerçeği yansıtmadığını savunarak Atatürkçü ve milliyetçi kimlikten uzaklaşan siyasetçilerin maskesinin düştüğünü dile getirir. Son olarak, halkın tek kurtuluş yolunun Zafer, İYİ ve Anahtar Partisi öncülüğünde kurulacak eksiksiz bir Milliyetçi Cephe ittifakı olduğunu savunarak yazısını tamamlar.
Kurt sürüye saldırmaya karar vermişse ne köpeği ne de çobanı hesaba katar… Bu tip başlangıçları zaman zaman yapacağım. Maksadım, zihin faaliyetlerinizi diri tutmak, düşüncelerinizi harekete geçirmektir. Hepinize merhabalar olsun. Türkiye birden büyüktür…
İnsanın rüyasında görse inanamayacağı şeyler, o kadar sık başımıza gelmeye başladı ki, acaba önceki hallerimiz mi rüya idi diye şüpheye düşmek üzereyiz… Bir iktidar, montaj videolar ile ve de iftira kampanyaları yaparak iktidara geliyor… “Bu Altılı Masa’nın altında 7. ortak PKK var. Bunlar gelirse Apo’yu serbest bırakacaklar. Evlerinize su saatlerini okumaya PKK’lılar gelecek.” dediler, seçim kazanıp sonradan suçladıkları her olayı kendileri yaptılar. Bu seçmeni kandırmak değil, resmen alay da etmektir, hesaba katmamaktır; “Ben işime geldiği gibi konuşur oyunu alırım, senin vazifen bana oy vermek” demektir… İhtiyar bunak Ca – Ce’nin ihanet mertebesindeki konuşmaları bitmek tükenmek bilmiyor. Geçtiğimiz günlerde TBMM çatısı altında işi o kadar ileri götürdü ki, ben bile kulaklarıma inanamadım. Kanka oldukları İmralı heyetinden Pervin’le sohbet ederken, Apo İt’ini ne zaman ziyaret edeceklerini sordu, gittiklerinde selamını iletmelerini istedi… Hazır olun. Yakında, İt serbest kalırsa MHP grup odasına bir masa daha atabilirler… Hâlâ uyanmayan, ihanetin baş aktörü olma durumundaki MHP’liler… Eliniz bozkurt, dudaklarınız “Başbuğ Apo” sloganına hazır olsun… Bu konuyu kapatmadan, yalakaların yalakası karanlık adam Celal’den de bahsetmek istiyorum. Her karede mutlaka var. Tıpkı bir zamanlar Tansu Abla’sında olduğu gibi. Bir bakıyorsunuz TBMM’de RTE’ye teşrifat yapıyor, bir bakıyorsunuz Ca – Ce’nin Apo İtine selam yolladığında o da DEM’lilere yılışıyor. Bunun İstanbul’daki talebelik yılları da çok şaibeliydi. Tam bir provokatör gibiydi… Her neyse daha uzatmayalım. Muhtemelen babası bunun ne olacağını bildiği için Adam soyadı yerine Adan‘ı seçti…

Saray başpehlivanı Kel Aliço ve çırağı Adalı Halil’i, bilenler bilir… Adalı, Aliço’nun çırağı olur. Kırkpınar dahil, çeşitli organizasyonlarda, ikisi sona kaldığında, başpehlivanlık için meydana çıktıkları zaman, seyirciye “oynaş güreşi” denilen şeyi yaparlar, sonunda da Adalı, ustası Aliço’ya pes eder, birinciliği ona bırakırdı… Yahu, nereden aklına geldi demeyin. Türkiye ve İsrail arası kontrollü biçimde gerginleşiyor. Muhtemel bir “oynaş” işi, her iki tarafa da yarar. Bilmem anlatabiliyor muyum? Bu arada Yunanistan, yedekte tutuluyor. “Adalara asker çıkardı” bahanemiz hazır, üstelik de haklıyız. Tunceli’deki komando tugayı boş yere Ege’ye kaydırılmadı… Kimse seçimler vaktinde olacak, bunlar kesin gidici diye heveslenmesin, söylenenlere de inanmasın…
Seçimlerin klasiği petrol ve doğal gaz keşifleridir (!) Şimdilerde yanına “Ay işi” de eklendi… Geçtiğimiz günlerde Ay aracının bitmek üzere olduğu, son cıvatalar da ABD’den gelince hazır olacağı haberlerini dinledik. Seneler önce sert ve yumuşak inişler yapacaktık, olmadı. Milletin balık hafızasına güvenerek seçim öncesi bir daha denemekten ne zarar olur ki…
Mehmet Edip Ören klasiğini bir daha devreye sokalım: “CHP – Yeni’ye verilen her oy, döner dolaşır AKP’ye gider.”
Bu zaten aklınızda, bu yüzden Cemil Tugay’ın AKP’ye geçişinde bana göre hiçbir sürpriz yok. Anlamadığım, daha doğrusu çok iyi anladığım bir konu var ki sürekli aklıma takılıyor… Bu kıymeti kendinden menkul, Küçük Kripto dayatması zat, AKP’ye geçmeden önce alelacele ADD’den (Atatürkçü Düşünce Derneği) istifa ediyor. Suçüstü yakalandılar… Demek ki AKP’ye geçmek için gereken en büyük arınma Atatürkçülükten oluyor… Böylece sahte Kemalistleri anlamamız, tanımamız kolaylaşıyor… Bunlar, “Yüz yıllık reklam arası bitti” diyenlerin partisi. Doğal olarak da Cemil Efendi’nin ADD ile bir ilgisi kalamazdı, o da gereğini yaptı.
Finali, son bir ikaz ile yapmak istiyorum… Bütün bu gelişmeleri iyi inceleyip değerlendiriyorsanız ne AKP’nin ne de Kriptolar diyarı partilerin yaranıza merhem olamayacağını anlamış olmanız gerekir. Geriye tek seçenek kalıyor: Eksiksiz gediksiz Milliyetçi Cephe… Zafer, İYİ, Anahtar başı çekip irili ufaklı tüm Atatürkçü – Milliyetçi oyları bir araya getirirse, halka yeni bir umut ışığı olabilirler… Yoksa, El-Fâtiha…
Hepiniz Yaradan’ıma emanet olun. Hoşça kalınız…











