İmkânsızı Başarmak: İki Kutuplu Tiyatrodan Üçüncü Yola

featured

Mehmet Edip Ören, Türkiye’nin tek partili bir sisteme ve hanedanlık düzenine doğru hızla sürüklendiğini belirterek, mevcut yapının temelindeki tek zayıf noktanın ABD kontrolündeki meşruiyet olduğunu ifade etmektedir. Küresel gelişmelerin ve yaklaşan ABD seçimlerinin iç siyaseti doğrudan etkilediğini vurgulayan yazar, iktidar ve muhalefetin danışıklı dövüş halinde ülkeyi felakete götürdüğünü savunur. Milliyetçi kesimdeki benlik kavgalarının ve dağınıklığın tehlikelerine dikkat çekilirken, fon krizlerinin yarattığı tahribat gözler önüne serilmektedir. Bu tehlikelerden kurtulmanın tek yolunun sahte ayrımları bir kenara bırakarak ulusalcıların iş başına gelmesi ve tamamen milli bir üçüncü yolun kurulması olduğu belirtilmektedir.

 

İmkansızı başarmak… Başarırsanız, sizin için imkânsız bir şey kalmaz. “Başaramam” deyip teslim olursanız da karşınıza çıkacak her engel imkansızdır. Hepinize merhabalar olsun. Türkiye birden büyüktür…

Türkiye; tek partili, tek haber ajanslı, tek liderli ve sonrasında da hanedanlık sistemine doğru hızla ilerliyor. Kat edilen mesafenin, kat edilecekten çok olduğunu söylemek durumundayım. Bütün altyapıların oluştuğu, sadece üst yapının şekilleneceği kritik bir aralıktayız. Bu yapı her ne kadar güçlü görünse de alttan çekilecek tek bir tuğla, sistemin büyük bir gürültüyle çökmesini sağlar. İşte o tuğla, sömürge valisi Barrak’ın dediği gibi “meşruiyet”tir; şu anda da mevcut ABD devletinin elindedir. Hiçbir şey vermeden her şeyi elde etme olgusuna dayalı bu sistemde ülkemizin sürekli kaybeden taraf olduğunu söylemek, doğruları işaret etmektir. Meseleye bu genel açıdan, yani büyük resim üzerinden baktığımız takdirde çözüm üretebiliriz. Yoksa danışıklı dövüşler ve kayıkçı kavgalarıyla zaman tüketiriz. Dünya siyasetindeki gelişmeler, destekler veya köstekler yurt içindeki durumların şekillenmesi olarak karşımıza çıkıyor. Nasıl ABD’deki işsizlik verileri, mülk satışlarının azalması, doların değer kaybetmesi veya kazanması, faiz ve enflasyon rakamları yabancı ekonomileri etkiliyorsa; kasım ayında yapılacak ABD seçimleri de iç siyasi gelişmelere tesir edecek unsurları bünyesinde barındırıyor. Siyasal İslamcılar yani Cumhur İttifakı, Cumhuriyetçilerin yani Trump’ın kazanmasını isterken; karşı cephe Demokratlardan yana. Küresel sistemlerin menfaatlerinin milli sistemlerle iç içe girdiği ve etkilediği bu dönemde tek ilaç, ulusalcıların iş başına gelmesidir. Ancak bu yolla tehlikeleri ve zararları en aza indirebiliriz.

Dünyanın genel halini özetledikten sonra içeriye dönebiliriz. CHP-Yeni Parti sistemi ülkeyi felakete sürüklüyor. Düşman kardeş rolü yapsalar da ulaşmak istedikleri yer ve talimat aldıkları odaklar aynı. ABD derin devleti, CHP’nin foyası ortaya çıkınca seçmenin başka bir tarafa kaymasını önlemek için Yeni Parti sistemini oluşturdu. Biri alenen, diğeri ise gizlice aynı hedefe; yani iktidarın korunmasına ve mevcut düzenin sürmesine hizmet etmektedir. Bu gerçek ortadayken milliyetçi cenahtaki dağınıklık, benlik kavgaları ve “bir de biz şansımızı deneyelim” histerisi ülkeyi ateşe atmak üzere. Tek umudun birleşme olduğu bir dönemde, Müsavat Başkan’ın benlik kokan tavırları ile Ağıralioğlu’nun köprüleri atan konuşmaları, Başbuğ Alparslan Türkeş’in “Savaş içindeki gaflet, hıyanete eşdeğerdir” sözünü hatırlatıyor. Allah hepinizi ıslah etsin, doğru yolu göstersin ve benlikten arınmış bir duruş sergilemeyi nasip etsin.

Fon krizinin sebep olduğu tahribat her geçen gün katlanarak artıyor. Hırsızlara ve talancılara neredeyse “İade et, sana dokunulmayacak” diye yalvarılmadığı kaldı. Olaydan haberdar olması gereken yetkili kadrolar isimleri bir türlü açıklamıyor. “Açıklayacağım” demesine rağmen muhalefet kanadı da suskun kalarak mevcut sisteme paralel bir tavır sergiliyor. ABD ve Rusya 1974’te Vladivostok’ta dünyayı nasıl paylaştıysa, bunun küçük bir modeli de içeride kuruldu. Düşman gibi görünen kardeşler ülkeyi ve seçmen zihniyetini paylaştı: Mutaassıp görünenler sağ tabanın oyuna ipotek koyarken, sol tandanslı yapılar da sol tabanın oylarını bloke etti. İşte bu yüzden sürekli uyarılarda bulunuyorum. İçerisi çok kötü kokan bir odada uzun süre kalırsanız kokuya alışır, fark etmezsiniz; ancak dışarıdan gelen biri durumu hemen anlar ve “Burada nasıl durabiliyorsunuz?” der. Buna hayatınızda çokça şahit olmuşsunuzdur. İşte ben dışarıdan gelen o kişiyim; tabloyu net biçimde görüyor ve uyarıyorum: Bu istismarcı yapıya bel bağlamayın, üçüncü bir yola yönelin. Milliyetçi rantçıları hizaya getirin; gelmeyenleri ayıklayıp pırıl pırıl, milli bir sistem kurun. Kurtuluşun başka bir reçetesi ne yazık ki yok.

Hepinizi Yaradan’a emanet ediyorum. Hoşça kalınız.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Haberiniz ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!