1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Mehmet Edip Ören
  4. Çanlar Bizim İçin Çalıyor: Vurgun, Talan ve Yeni Siyaset

Çanlar Bizim İçin Çalıyor: Vurgun, Talan ve Yeni Siyaset

featured

Yazar Mehmet Edip Ören, kaleme aldığı yazıda günümüz siyaset anlayışını ve tutarsız politik figürleri sert bir dille eleştirmektedir. Siyasetçilerin sürekli fikir değiştirmesine rağmen seçmenlerin bu duruma sessiz kalması, toplumsal ve siyasi bir yozlaşma olarak değerlendirilmektedir. Özellikle iktidarın gözetiminde gerçekleştiği iddia edilen büyük çaplı yolsuzluklar ve fon skandalları, ülke ekonomisinde milyarlarca dolarlık devasa kayıplara yol açmaktadır. Bu mali krizin faturası zengin kesime değil, üretim yapan çiftçilere ve dar gelirli halka kesilmektedir. Yaşanan bu olaylar sonucunda ise devlete, adalete ve sisteme olan güven tamamen ortadan kalkmaktadır.

 

“Uçamazsan koş, koşamazsan yürü, yürüyemezsen sürün ama ne yaparsan yap ilerlemek zorundasın…” (M. L. King) böyle demiş… Doğru demiş mi? Hepinize merhabalar olsun. Türkiye birden büyüktür…

Biz eski insanlar, henüz yeni moda siyasete adapte olamadık. Sadece siyaset mi, seçmen de yeniye ayak uydurdu… Şu anki siyasetin olmazsa olmazı, bugün söylediğinin tam tersini yarın savunmak… Dün dediklerinin hepsi, yeni bir şey dediğin zaman siliniyor. Sanki sen onları hiç söylememiş gibi oluyorsun.

Artık kimsenin umurunda değil; Ca-Ce veya RT dün ne demiş, bugün ne diyor. Neredeyse video saklama alanlarını dolduracak kadar materyal mevcut. Artık seyretmekten, dinlemekten usandık ama kaynak kişiler ve söyledikleri bir türlü bitmiyor. En son Küçük Kripto tarafından İzmir BB yapılan Cemil Efendi de kervana katıldı… Dün dediklerini sanki başka birisi demiş pişkinliğinde Reyis’ine yalakalık yaptı… Buradan çıkacak sonuç: Bir dediği bir dediğini inkâr eden, tutmayan kişiye “Siyasetçi” denilir… Bugün kara, yarın beyaz denildiğinde ayakta alkışlayan ve oy veren kişilere de “Seçmen” denir.

Bir de siyasi ahmaklığın, öngörmezliğin, yoğunlaşmış ete kemiğe bürünmüş halinden bahsetmek istiyorum… Osmanlı’nın en şatafatlı günlerine ismini vermiştir. Sultan Ahmet’ler, Nevşehirli Damat İbrahim’ler, Şair Nedim’ler, Patrona Halil’ler, bu devrin unutulmazlarıdır. Kısaca Lale Devri ‘ni söylemek istiyorum… Devir; her şeyini tarihe emanet ederek sona ermiştir. Nereden mi gerekti? Acele etmeyin söyleyeceğim. Ete kemiğe bürünmüş hali derken, Yeni Parti Milletvekili Özlale’yi kastediyorum. Tam bir lale imiş. Bir insan bu kadar aptal olur… AKP fon işinden en az zararla kurtulmak için yollar buldu. Bunlardan biri, içeriden haber uçurulmuş gibi yapılarak iki Bakan’ın fonculuk bilgileri sızdırılmış gibi yapıldı… Sazan’ın biri atladı, hemen basın toplantısı yaptı, zokayı yuttu… Pusuda bekleyenler ortaya çıkıp hepsinin yalan olduğunu ispatladılar… Böylece, muhalefetin Fon – AKP bağlantılarının yalan olduğu bu olay üzerinden kitlelerine aktarılmış oldu… Geri zekâlının ismi Özlale. Anadolu’da bu gibilere ot lalesi derler… Kendileri ayrıyeten millî irade hırsızıdır. İYİ Parti’ye verilen oyları CHP – Yeni Parti’ye taşımıştır. Ağası, küçük Kripto, bu işe karşı olduğunu söyler ama kendine katılanlara ses çıkarmaz…

Asrın yolsuzluğu denilen şeyler o kadar çok arttı ki, hangi birine ne yazacağımızı şaşırır olduk. Devlet gözetimi, desteği ve göz yumması eşliğinde yapılanları yabancı borsalar “Neler oluyor?” diye gündeme getirmeselerdi, saadet zincirimiz iktidar var oldukça devam edecek, yapılacak her eleştiriye ise “Ama abi bunlar Müslüman” demeye devam edecektiniz. “Fon Olayı” sadece foncuları ilgilendiren bir olay değil. İşin bir de borsa boyutu var… Elli bin yatırımcının ayrıldığı söyleniyor. Bu da millî varlıklarımızın değerlerinin yerlerde sürünmesi, çok düşük fiyatlara düşmesi demektir. Ne mi olur… Elinde para bulunduranlar, yabancılar dâhil bütün fırsatçılar, cüzi fiyatlarla bütün menkul varlıklarımızı ele geçirebilir… Fon – Borsa sistemi kayıpları kabaca 100 milyar $ olarak hesaplanıyor. Dile kolay gelen bu rakamları kısaca inceleyelim. Köprü ve otoyolları otuz yıllığına, yani torunlarımız devrine kadar vermenin beklenen karşılığı 3,5 milyar $… Kürt asıllı İngiliz Memoş, Londra bankerlerinden 1-2 milyar $ almak için dünyanın en yüksek faizini veriyor. Herhalde kaybedilen miktar hakkında kısa bir bilginiz olmuştur… Bu durum toplum katmanlarına ne getirir? Siyasal İslam’ın gövdesini oluşturup millî gelirin %50’sini alan %20’lik kesime bir şey olmaz… Olan, girdi fiyatları aşırı derecede artan ama ürününü iki yıl önceki fiyata satamayan üreticiye olur. Tıpkı narenciyede, çayda, şeftalide, üzümde, en son da yer fıstığı üreticisinde olduğu gibi… Gelelim neticeye. Bütün bu olanları sadece maddi kayıp olarak mı değerlendirebiliriz… Tabii ki hayır… Meşhur hikâyede olduğu gibi; Fransa’da kilise çanlarının dört kere çalmasının arkasındaki gerçek gibi. Bizde çanlar beş kere, altı kere çalmıştır. Devlete güven, adalete güven, sermayedara güven vs. vs. kalmadığı gibi, vurgun talan iş birlik hâline gelmiştir…

Hepiniz Yaradan’a emanetsiniz. Hoşça kalınız…

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Haberiniz ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!