1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Mehmet Edip Ören
  4. Yeni Yemen Türküleri Yakmayacağız

Yeni Yemen Türküleri Yakmayacağız

featured

Yazar Mehmet Edip Ören, ülkenin içinde bulunduğu karamsar tabloyu ele alarak Türkiye’nin derinleşen ekonomik ve siyasi krizlerle karşı karşıya olduğunu vurgulamaktadır. Ünlü Muş türküsünün aslında Yemen’deki Huş şehrinde hayatını kaybeden Osmanlı askerlerine yakılmış bir ağıt olduğunu belirten yazar, Yemen çöllerine yeni Türk evlatlarının gönderilmesine kesinlikle karşı çıkmaktadır. Bu tür bir askeri müdahalenin halkı ve ülkeyi İran ile yaşanacak tehlikeli bir savaşa sürükleyeceği ifade edilmektedir. İç politikada ise tek adaylı seçim ihtimaline dikkat çekilerek anayasal düzenin askıya alındığı ve muhalif seslerin tamamen susturulduğu savunulmaktadır. Son olarak, bu büyük tartışmaların ve gündem değiştirme taktiklerinin arkasında fon skandalları, okul olayları, çiftçi sorunları ile açlık sınırındaki asgari ücretlilerin sesinin sessizliğe gömüldüğü dile getirilmektedir.

İçinde On Kasım’ı da barındıran Kara Kasım gelmeden, ekim ayında içimiz dışımız kapkara oldu… Memlekette elle tutulur hiçbir şey kalmadı… Abartıyorsun diyenler, iyi giden gerçek bir şeyi söylesinler; inanın harf çıkarmadan aynen yayımlayacağım… Hepinize merhabalar olsun. Türkiye birden büyüktür…

Ülkemizde sevilen ve de çok dinlenen, uyanık Muşluların isim benzerliğinden dolayı kendilerine mal ettiği bir türkü var… “Burası Muş’tur, yolu yokuştur” diye başlayan bu ağıdın diğer satırlarını dinlerseniz, zaten onun Muş’a ait olmadığını anlarsınız… İşin aslı: “Burası Huş’tur, yolu yokuştur” diye başlar… Gidenin gelmediğinden bahseder. Yani olay, Yemen’in Huş şehrine aittir. Birinci Dünya Savaşı sırasında, Yemen çöllerinde pusulara düşürülerek şehit edilen mebzul miktarda kahraman askerimizin türküsü; daha doğrusu Anadolu’da yakılan ağıdıdır. Yeni gelin kızlarımızın, kına yakarak askere gönderdikleri evlatlarına hasret anaların ağıdıdır… Bunları niye mi yazdım? Çünkü şu an yazılması gereken en önemli mesele de ondan… Bu millet, yeni Yemen türküleri – ağıtları yazmak istemiyor. Hele hele yakın zamanda; ülkemize operasyon çeken, bize emanet konuğu barbarca katleden, Libya’da üzerimize bomba yağdıran, İsrail ile 23 şehrimizi içine alan Kürdistan mutabakatı sağlayan, Hatay plakalı TIR’ları ülkesine sokmayan, pusu kurup öldürdüğü Osmanlı askerlerini taşıyan tren enkazını çölde turistlere gururla gösteren vs. vs. bir ihanet ve çirkef yuvasına yardım için Yemen çöllerine evlatlarımızın tertemiz kanlarını akıtamayız… Eğer illa da gidilecekse, yılbaşı sabahı Galata Köprüsü’ne doluşanlardan birlikler oluşturup başlarına da Bilal Oğlan’ı koyup yollamak en uygunu olur… Nasıl ilçe belediyelerdeki operasyonlar İBB’yi ele geçirmek için yapılıyorsa, Yemen – Husiler savaşına müdahil olmamız demek de İran Savaşı’na yumuşak geçişimiz demektir. Herkes biliyor ki Husiler, İran’a vekâlet işi yapıyor. Oraya bulaşan, er veya geç İran ile karşı karşıya kalır. Al sana ABD – İsrail çıkarlarına hizmet… Anlaşmanın adının “Mekke” konması ise saf Müslümanları kandırmak için yapılan basit bir oyundan ibarettir… Mekke hakikaten tehlikeye düşse, Türkiye’den kılını kıpırdatmayacak kaç kişi çıkabilir?

Türkiye, Nikaragua veya Orta Asya – Rus demokrasi (!!!) sistemine doğru süratle gidiyor dedik; yakın çevrem bile şüpheyle baktı, doğru mu diyor yoksa şaka mı yapıyor diye mimiklerini inceledi. Çok kısa zaman sonra geldiğimiz nokta, tahminlerinin ötesine geçti. Sıkı durun, şu an bir şey daha söyleyeceğim… Türkiye tek adaylı bir seçime doğru gidiyor. Tıpkı provası yapılan İstanbul – Ataşehir Belediye Başkan Vekilliği seçimleri gibi… Pervasızlıkta tavan sınırı devre dışı bırakıldı. Bu belli de beni sinirlendiren, muhalefetin hâlâ yapılanları “Şu kanuna aykırı, bu maddeye ters” gibi saçma sapan konularla uğraşıyor olması. Yahu beyler; Anayasa rafa kalkmış, siz hâlâ kanun manun edebiyatında mısınız? Yok mu sizlerin siyaset mühendisleriniz, akıl hocalarınız… Kimse aklından çıkarmasın: Seçim sürecine girdiğimiz ana kadar, bütün muhalif kanallar susturulacak. Yandaş – bağımsız (!!!) medyada ise tek bir merkezden, CB İletişim Merkezinden gönderilecek haberlerin yayımlanması istenecek… İşte Halk TV’nin kapatılması bu sistemin kilometre taşlarından biri… Bir dikkat çeken olay da şu: Ne zaman pedofil manyak Trump, RT’ye övgüler yağdırsa Türkiye’de “olamaz” denilen bir şeyler mutlaka oluyor… Bu olanlar neleri gündem dışına itti, kısaca bakalım mı: 1- Asrın fon soygunu konuşulmuyor. Tam da iktidar yandaşlarının isimleri gündeme gelmişken olay kenara itildi… 2- İçişleri ve Millî Eğitim Bakanlarının ortak basın toplantısının ardından, sanki dalga geçer gibi okul cinayet ve olayları tavan yaptı. Bu çok önemli konu da devre dışı kaldı. 3- İmamoğlu’nun ilk başta yaptırılmayan, daha sonra da mecburen başlatılan savunması ve konuşacakları da çok geri planlara atıldı. 4- Çaydan yer fıstığına, fındıktan şeftaliye, zeytinden üzüme kadar çiftçiyi canından bezdiren, işi bırakma noktasına getiren meseleler unutuldu gitti… 5- En önemlisi; açlık sınırının çok altında kalan asgari ücretlilerin ve de emeklilerin sesi duyulmaz oldu…

Hepiniz güzel Allah’ıma emanetsiniz. Hoşça kalınız…

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Haberiniz ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!